• Bist 100
    87.001
  • Dolar
    6,0557
  • Euro
    6,7626
  • Altın
    248,0972
İstanbul
16 / 25
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
15 Mart 2019 16:45 | Cuma

Yusuf Alabarda: Oyunlarda verilen 15 yıllık subliminal mesaj neticesini Yeni Zelanda’da verdi

Yeni Zelanda’da iki camiye yönelik gerçekleşen terör saldırısında 49 kişi hayatını kaybederken 20’den fazla kişi de yaralandı. Menfur saldırı öncesinde yayımladığı sözde manifesto ile İslamı, Türkleri ve Başkan Erdoğan’ı da hedef alan teröristin hareketlerini değerlendiren Yusuf Alabarda, “Aynı görsellerle saldırının kamera vasıtasıyla kaydedilmesi ve şarjörlerin aynı bilgisayar oyununda oynandığı şekilde değiştirilmesi, kapıların bu şekilde açılması, caminin içerisine girilerek namazlarını kılan Müslümanların adeta sadece terörist gibi algılanması, oyun senaryoların yerine getirilmesi bize şunu gösteriyor ki yaklaşık 15-20 yıldan bu yana subliminal şekilde verilen mesajların meyveleri toplanılıyor.” dedi.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde meydana gelen terör saldırısının faili Brenton Tarrant, kim olduğuna ve bu saldırıyı neden gerçekleştirdiğine ilişkin 87 sayfalık bir manifesto yayımladı. Beş farklı silahla gerçekleştirdiği saldırıyı kafasına taktığı kamera ile bir bilgisayar oyununa çevirerek Facebook’tan canlı yayınlayan terörist Brenton Tarrant, Cuma namazı saatinde düzenlediği saldırıda en az 40 kişiyi katletti. Bu terör saldırının güvenlik boyutunu Yusuf Alabarda’ya sorduk.

Aksam.com.tr'den Ezgi Aşık'a değerlendirmelerde bulunan Alabarda, “Sadece Almanya’da 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın camileri başta olmak üzere Müslümanların kutsal mekânlarına yönelik olarak yüzlerce saldırı yapıldı. Bu saldırıların önüne bir türlü geçilmediği ve Avrupa’da islamofobinin büyük oranda devam ettiğini hep birlikte izliyoruz. Dolayısıyla islamofobik saldırıların şimdi de Yeni Zelanda’da çıkmış olması şaşırtıcı değil.” dedi.

Yeni Zelanda’da yaşananların şüphesiz bir terör saldırısı olduğunu dile getiren Alabarda, “Saldırganın saldırı esnasında kullanmış olduğu figürler, silahların üzerine yazmış olduğu bazı cümleler ve internet sayfasından yaptığı değerlendirmeler bu saldırının siyasi anlamda birçok mesajı içerdiğini gösteriyor.   Terörizmi çalışanlar çok iyi bilirler ki bir faaliyetin terör olarak adlandırılabilmesi için şiddetin, siyasi mesajın ve planlı bir örgüt tarafından yapılması şartı vardır. Önümüzdeki süreç içerisinde bu olay tıpkı Norveç saldırısında olduğu gibi saldırganın yalnız bir kurt olduğu, kimseden esinlenmediği ve psikolojik sorunları olduğu gerekçeleriyle geçiştirilecek.” şeklinde konuştu.

İslamofobik saldırıların önümüzdeki süreç içerisinde artarak devam edeceğini öngören Alabarda, “Bu saldırıdan sadece bir gün önce İsrail Başbakanı Netanyahu’nun oğlu Yair Netanyahu, İstanbul’un isminin Konstantinopolis olduğunu, 800 yıldan bu yana Türklerin işgali altında olduğu ve bunun mutlaka Erdoğan’a hatırlatılması gerektiğine dair paylaşımlarda bulundu. Bugün Yeni Zelanda’da Cuma namazı kılan Müslümanlara yönelik yapılan saldırının hemen arkasında internette yayılan bildiride; silahların üzerine yazılan yazılarda, Konstantinopolis isminin geçmesi, buranın işgal kurtulması gerektiği söylemleri, Erdoğan’ın bu anlamda Hristiyan dünyasının Avrupa’daki lideri konumda zikredilmesi, Yair Netanyahu’nun paylaşımşarıyla benzerlik göstermektedir.”

Yusuf Alabarda kendisine gelen ama henüz teyit etmediği bilgiler olduğunu söyleyerek, “Yair Netanyahu ile söz konusu saldırganın sosyal medya üzerinde birbirlerini takip ettikleri dair bir takım paylaşımlar geldi. Fakat bunu henüz teyit edemedim. Saldırganların bu eylemleri yaparken bilinçli şekilde bir kaynaktan motive edildikleri ve ilham aldıkları noktaların belli olduğunu buradan söyleyebilirim.” ifadelerini kullandı.

Batı’nın şiddet içeren bilgisayar oyunlarının ana temalarının yaklaşık 15 yıldan bu yana Afganistan işgalini, Irak işgalini ya da Suriye’de verilen mücadeleyi kapsayan görsellerden oluştuğunu belirten Alabarda, “Batılı gençler ellerindeki silahlarla adeta Haçlı ruhu içerisinde, Afganistan’da, İran’da, Pakistan’da, Suriye’de kendilerini bir kahraman gibi konumlandırarak bilgisayar üzerinden de olsa da mücadele verdiklerine inanıyorlardı. Dolayısıyla aynı görsellerle saldırının kamera vasıtasıyla kaydedilmesi ve şarjörlerin aynı bilgisayar oyununda oynandığı şekilde değiştirilmesi, kapıların bu şekilde açılması, caminin içerisine girilerek namazlarını kılan Müslümanların adeta sadece terörist gibi algılanması, oyun senaryoların yerine getirilmesi bize şunu gösteriyor ki yaklaşık 15-20 yıldan bu yana subliminal şekilde verilen mesajların meyveleri toplanılıyor.” diyerek sözlerini tamamladı.