Devlet boşluk kabul etmez

Başkan Erdoğan, Akar'ın Milli Savunma Bakanı olmasının hemen ardından, Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri'ne yapılan atamaları, “Devlet boşluk kabul etmez” diye değerlendirdi. Erdoğan, MSB ile TSK arasındaki ilişkilerin çok daha dayanışmacı olacağını kaydetti. 

Turgay GÜLER / KKTC

tBaşkanErdoğan, Azerbaycan'a yaptığı geleneksel ziyaretinin ardından KKTC'ye giderken uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, Erdoğan, Hulusi Akar'ın Milli Savunma Bakanlığı'na atanmasına ilişkin değerlendirmede bulunurken, “2014 yılı sonunda Avrupa Birliği müktesabatına göre Genelkurmay Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlama süreci ve gerekliliği vardı. O günden bugüne, biz Avrupa Birliği müktesabatında bir şeylere, tatsızlığa fırsat vermeyelim diye bu işi pek kurcalamadık. Ama yeni yönetim sistemi içinde bu konuyu arkadaşlarımızla değerlendireceğiz. Bir çift başlılığın olması doğru bir şey değil. Bunu artık bir yoluna koymamız lazım. Bunu kararlılıkla aşacağımızı tahmin ediyorum” dedi. 

SİVİL-ASKER YAKLAŞIMI KALMADI 

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerek Hulusi Akar Paşa’nın gerekse Yaşar Güler Paşa’nın ve Ümit Dündar Paşa’nın birbirleriyle olan gönül bağları ve birliktelikleri 'şüpheci nazar' ile bakma gibi bir durumu ortadan kaldırmıştır. Sivil- asker gibi bir yaklaşım kalmamıştır, aşılmıştır. Milli Savunma Bakanı ile Türk Silahlı Kuvvetlerimiz arasındaki ilişkiler çok daha dayanışmacı olacaktır. İnanıyorum ki karar alma sürecinde de bir sekteye fırsat vermeyecektir.” Başkan Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı'nın bakanlığa bağlanıp bağlanmayacağına ilişkin soruyu, “Bağlanabilir, hiçbir manisi yok. Dikkat ederseniz, Hulusi Akar Paşa’yı bakan olarak açıkladık. Aynı anda da Genelkurmay Başkanı’nı, Kara Kuvvetleri Komutanı’nı ve Genelkurmay İkinci Başkanı’nı atadık. Çünkü Silahlı Kuvvetler boşluk kabul etmez. Aslında devlet yönetiminde hiçbir yer boşluk kabul etmez. Nitekim ben aşağıda bakanlarımızı açıklamaya giderken, vekaleten olmaz dedik ve atamaları hemen yapalım diyerek, işi bitirdik” diye yanıtladı. 

EKONOMİ YÖNETİMİNDEKİ ATAMALAR 

Erdoğan Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Berat Albayrak'ın getirilmesi ve ekonomi yönetimindeki atamalara ilişkin, “Hazine Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nı birleştirdik. Devlet bankaları da Merkez Bankası da artık bu bakanlıkla ilişkili kurum olarak ilintili hale geldi” ifadesini kullandı. Erdoğan şöyle devam etti: “Berat Albayrak Bey’in finans sektörüyle hem pratikte hem de teorikte geçmişi var. Özel sektörde başarıyla çalışmış, son dönemlerde Marmara Üniversitesi’nde bu konunun dersine girmiş, böyle bir geçmişi olmuş bir arkadaşımız olması sebebiyle bu işi çok daha seri derleyip, toparlayacağına ve başarıyla yürüteceğine inanıyorum.

GEÇMİŞTE ZATEN TEK BAKANLIKTI 

Maliye ve Hazine bakanlıkları geçmişte zaten tek bir bakanlıktı, ancak sonradan ayrılma süreci oldu. Ama o uygulama fayda getirmedi, zarar getirdi. Zira maliye Hazine'den ayrı hareket ediyor, Hazine maliyeden ayrı hareket ediyor. Bunlar aslında bir bütünün parçalarıydı. Şimdi biz bunu “deneme - yanılma “ diyelim; neticelerini gördük ve birleştirmeyi uygun bulduk. Çalışma şemasında Hazine- Maliye Bakanlığı’nın alt birimleri olarak çok önemli kurum kuruluşlar var. Bu adımla birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı, devlete finans temininde çok daha güçlü bir kaynak oluşturacak.” 

CHP VE HDP'NİN ÇİRKİN TAVRINA TEPKİ

ERDOĞAN, CHP ve HDP'li vekillerin Meclis Genel Kurulu'nda ayağa kalkmamasını ilişkin, “Muhalefetin bu tür yaklaşımları kendilerine zarar verir. Bize hiçbir zarar vermez. Bunların hepsi milletin gözü önünde oluyor. Gizli saklı değil. Örneğin İstiklal Marşı okunacağı anda bile birilerinin kaşına gözüne bakarak ayağa kalkanlar milletin gözünden kaçmadı” diye konuştu. 

26 MİLYONA SAYGISIZLIK 

Erdoğan şunları söyledi: “İstiklal Marşı bu milletin marşıdır belli bir grubun marşı değildir. Cumhurbaşkanı içeri girerken ayağa kalkmış kalkmamış hiç umurumda değil. O da yine kendilerine fatura ettikleri bana göre bir harekettir. Tayyip Erdoğan cumhurun başkanı olarakoraya inmiştir ve 26 milyon 334 bin kişinin oyunu almış bir cumhurbaşkanı var. Kabul edersin etmezsin, bu 26 milyon 334 bin kişiye saygısızlıktır. Onun için de yine benim bir hocamın ifadesiydi. 'Nefisini bil, kendini bil, haddini bil' derler. Bu işler rastgele olan işler değil. Süleyman Bey'e tavır koymuşlar ya da diğer arkadaşlara, Hulusi Bey'e tavır koymuşlar ki şimdi kimin kime neden tavır koyduğu ortada.”

HİÇ HAYIRLI RÜYA GÖRMEDİLER

Habercilerin, “Mehmet Şimşek’in kabinede yer almaması yabancı basında olumsuz yorumlar yapılmasına sebep oldu” hatırlatmasına Başkan Erdoğan şöyle karşılık verdi: “Yabancı basının yaklaşımlarına göre hareket etmek doğru bir anlayış değildir. Dolayısıyla, onların yaklaşımlarını pek umursamıyorum. Kaldı ki yabancı basın, bizim için hiçbir zaman hayırlı rüyalar görmemiştir. Biz pik yaptığımız zamanda bile hayırlı rüyalar görmemiştir. Onun için biz onların açıklamalarına değil, daima kendi işimize bakalım. Türkiye iyi yolda.” 

KUR DA FAİZ DE DÜŞECEK 

Erdoğan, önümüzdeki süreçte dolar kurunun ve faizin düşeceğini belirterek, “Birilerinin işi tırmandırmaya çalışmasına rağmen, Hazine ve Maliye Bakanımız ne gerekiyorsa yapacaktır. Ben eminim” dedi.

Kabine açıklanmadan kısa süre önce dolar kurunun 4.50'ye gerilediğini, sonra 4.75'e çıktığını, Hazine'nin faiz ihalesinde faizin yüzde 20 civarında gerçekleştiğini hatırlatan habercilerin, “Yeni sistem başlarken negatif operasyon çekildiği kanaatinde misiniz” sorusunu yanıtlayan Başkan Erdoğan, “Birileri bu işi tırmandırmaya çalışsa da, bunun düştüğünü göreceksiniz. Bu kadar emin konuşuyorum” diye konuştu. Erdoğan, “Yeminden sonra devir teslim başladı. Hazine ve Maliye Bakanımız elbette ne gerekiyorsa yapacaktır. Burada birçok enstrümanlarımız var.

YÜKSEK FAİZİN SAKINCASI 

Önümüzdeki süreçte inanıyorum ki faizin de düştüğünü göreceğiz. Ben eminim, sadece devlet bankalarımız değil, özel bankalarımız da gerektiğinde taşın altına elini koyacaktır” ifadelerini kullandı. Yüksek faizin, istihdamda düşüşü de beraberinde getirebildiğini kaydeden Başkan Erdoğan, “Yatırımcılar, gerçek girişimcilerin, yatırımlarını geliştirmeleri, istihdamlarını artırmaları, elbette kendilerine imkan sunulmasıyla mümkündür. Bu işi sadece devlet bankalarının sırtına yükleyemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.