Bayram yiyip içmek değildir 

Geride kalan Ramazan ayında tüm âzâlarımızla tuttuğumuz oruç sayesinde nefsimizi terbiye ettik. Mübarek ayın mükafatı olan bu bayramı, yiyip içmekten ibaret sanmaktan sakınmalı ve manevi hastalıklardan korunmalıyız. 

Dostlar! Orucu aç kalmak zannedenin bayramı da yiyip içmekten ibâret olur maalesef. Hatta öyle ki, ramazan boyunca aç kalan bu kimseler, aç bile kalamayan kimselerle birlikte Şeker Bayramı adı verilen başka bir bayramı da kutlar. Cenâb-ı Allah bizleri bu nevi manevi hastalıklardan muhafaza etsin. Kardeşlerim! Oruç ibadetini aç kalmaktan ibâret sanmak ciddi bir mânevi hastalıktır. Bu bir kişinin dört sene üniversitede okumayı vakit geçirmek zannetmesi gibi bir şeydir. Evet bir vakit geçer ama o vakit geçirmeden bir sonuç alınması da icap eder, o da bir bilgi birikimi ve bir diplomadır. Yoksa boşa geçer, gider. 

Kulluk bilincine kavuşmalı 

İşte, oruç ibadetinden de bunun gibi bir sonuç alınması gerekir. O da Cenâb-ı Allah'ın rahmeti, mağfireti, yakınlığı, güzel ahlak, nefsini idrak ve kulluk bilincidir. Bunları alamadan bir kimse ramazan ayını geçirse, velev ki oruç tutsa, üzülerek söylüyoruz ki, sadece aç kalmıştır. Üzülüyoruz, çünkü en azından başkaları gibi “Bana ne...” dememiş, “Bu yüzyılda aç kalmak da neydi.” dememiş, hürmet etmiş, gayret etmiş, oruç tutmuştur. 

Kuru kuruya aç kalmamalı 

Mü'min her işinde hayırlı bir niyeti olan ve işe başladığından bitirene kadar o niyetini sürekli kontrol eden, niyetinde bir sapma, bozulma görürse hemen kendisini toparlamaya gayret eden kimsedir. O sebeple ramazan ayından, oruçtan istenilen neticeyi alabilmek için önce bir netice istenildiğini fark etmek, sonra da o istek üzere olmak gerekir. Yoksa oruç kuru kuruya aç kalmak, bayram da yiyip içmek değildir.