Resulullah'ın (sav) yolunda: Dua et ki icabet edilsin, iste ki verilsin

Resulullah (sav): “Gerçekten ben dün gece acayip olan şeyler gördüm. Ümmetimden bir adamı gördüm ki, melekler onun çevresini sarmış. Hemen onun aldığı abdesti gelip onu bulunduğu durumdan kurtardı.

Ümmetimden bir adam daha gördüm, ona kabir azabı yapılması hükmü verilmişti, kıldığı namazı gelip onu bulunduğu durumdan kurtardı. Ümmetimden bir adam daha gördüm, şeytanlar çevresini sarmış, fakat zikrullah gelip onlardan onu halâsa çıkardı. Ümmetimden bir adam da susuzluktan dilini çıkarmış, soluyordu. Hemen Ramazan orucu gelip ona su verdi. Ümmetimden bir adam daha gördüm, önü ve altı karanlıklar içindeydi. Haccı ve umresi gelip onu o karanlıktan çıkardı. Ümmetimden bir adam gördüm, ölüm meleği onun ruhunu almak için geldi, fakat onun anne ve babası onun ölümünü tehir ettirdi. Ümmetimden bir adam gördüm, müminlerle konuşmak istiyor, fakat onlar onunla konuşmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip dedi; ‘Bu kişi akrabayı ziyaret ederdi’ dedi. Böylece onlarla konuştu, onlar da onunla konuştular ve onlarla aralarında muhabbet oluştu. Ümmetimden bir adamı da gördüm, halka halka olmuş peygamberlere geliyor ve her uğrayışında yanlarından onu kovuyorlardı. Hemen cünüplükten kurtulmak için yıkanması aklına geldi, bende onu elinden tutup onu yanıma oturttum. Ümmetimden bir adam da gördüm, ateşin alevinden kendi yüzünü koruyordu, hemen verdiği sadakası gelip başının üstüne bir gölge oldu ve yüzünü de ateşten koruyan bir perde oluverdi. Ümmetimden bir adam daha gördüm, zebaniler gelip onu azaba götürüyorlardı. Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anil münker gelip onu bulunduğu durumdan kurtardı. Ümmetimden birini de ateşe düşerken gördüm. Dünyada iken Allah korkusundan onun ağlayarak akıttığı yaşlar gelip onu ateşten çıkardı. Ümmetimden bir adamın da amel defterinin solundan verildiğini gördüm. Onun Allah’tan korktuğu hali gelip, onu sayfasını sağ tarafına koydu. Ümmetimden bir adamın da mizanın hafif geldiğini gördüm, onun küçükken ölen çocukları gelip onun mizanını ağırlaştırdılar. Ümmetimden birini de cehennemin kenarında gördüm. Allah’tan çekinip korkması gelip onu bulunduğu durumdan kurtardı. Ümmetimden birinin de hurma yaprağının sallandığı gibi titrediğini gördüm. Allah’a karşı olan iyi zannı gelip onun titremesini sakinleştirdi. Ümmetimden birinin de Sırat Köprüsünden sürünerek bazen sallanarak bazen tutunarak yürüdüğünü bazen de yuvarlandığını gördüm. Hemen bana getirdiği salat-ü selamı gelip onun elinden tuttu ve onu Sırat Köprüsünün üstünden ayağa kaldırıp böylece geçirdi. Ümmetimden birini de cennetin kapılarına kadar gelmiş vaziyette gördüm. Cennet kapıları onun üzerine kapanmıştı. Hemen şehadet kelimesi: “Lâ ilâhe illallah”gelip onun elinden tuttu ve onu cennete koyuverdi” buyurdu. Hâkim ve Tabaranî’nin Mu’cemu’l Kebîr’in de, Abdurrahman Bin Semure’den (Ra) rivayet etti.

DUA ADABI

Dua eden kişinin duasının kabul olmasını gerektiren en büyük nedenlerden biri de, duanın Allah’a hamdu sena ve ona övgüyle açılması, sonra Resulüne (sav) salât getirilmesi ve duanın bu ikisiyle kapatılmasıdır. Nevevî (Allah ona rahmet etsin) şöyle demiştir: “Duanın Allahu Teâlâ’ya hamdu sena ile başlanılması, sonra Allah’ın Resulüne (sav) salât getirilmesi ve aynı şekilde duanın bu ikisiyle kapatılması hususunda âlimler icma etmişlerdir.” Fudale B. Ubeyd’in (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Allah’ın Resulü (sav), namazdan sonra Allah’a hamd etmeden, Peygamber Efendimize (sav) salât ve selâm getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine Allah’ın Resulü (sav) şöyle buyurdu: “Sen acele ettin ey namaz kılan kişi.” sonra Allah’ın Resulü (sav) onlara öğretti. Yine Allah’ın Resulü (sav) namazdan sonra Allah’a hamd ederek, Peygamber Efendimize(sav) salât ve selâm getirerek dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine Allah’ın Resulü (sav) şöyle buyurdu: “Dua et ki icabet edilsin, iste ki verilsin.”

(Dirilişpostası)