• Bist 100
    108786
  • Dolar
    5,8100
  • Euro
    6,4283
  • Altın
    273,2950
İstanbul
11 / 14
0530 708 54 54
0530 708 54 54
03 Haziran 2019 Pazartesi 08:00:00 | Son Güncelleme: 03 Haziran 2019 Pazartesi 00:14:58

Sevinç ve coşku günleri

Bayramlar, hüzün ve sıkıntının paylaşıldığı, sevinçlerin çoğaltıldığı günlerdir. Müslümanlar, bu özel günleri birlik ve beraberlik içinde neşeyle geçirmelidir.

Ramazan boyunca oruç tutup namaz kılan, bir ayı ibadetle geçiren ve yaptığı güzel işlerle Allah'ın rahmetini ümit eden Müslümanlar, sevinmeyi hak eder. Bayramlar hüzün ve sıkıntının paylaşıldığı, sevinçlerin çoğaltıldığı günlerdir. Bu günlerde insanların birlikte eğlenmeleri, onlarda topluma aidiyet bilincini geliştirir ve kimliklerinin korunmasına katkı sağlar. Bayramlar, birlikte yeme içme ve ikramda bulunma günleridir. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz, bayram günlerinde oruç tutulmasını yasaklamıştır.

DOSTLUK BAĞI TAZELENİR

Bayramın hürmetine küsler barıştırılır, dargınların gönlü alınır, büyükler ziyaret edilir, akrabalık ve dostluk bağları tazelenir. Bu samimi niyetle Müslümanlar, Allah'a daha da yakınlaşmış olur. Bu yönleriyle bayramlar, kardeşliğin gereğini yerine getirme anlarıdır. Böylece Peygamberimiz tarafından birbirlerini sevme, birbirlerine merhamet ve şefkat gösterme hususunda, bir insan bedenine benzetilen Müslüman toplumda, herkes diğerlerinin ihtiyaçlarını hissetme ve giderme fırsatını bulur.

HAYIRLI KILINAN ZAMAN 

Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde halkın eğlenceyle geçirdiği 2 gün vardı. Resulullah, “Bu iki günün özelliği nedir” diye sordu. “Cahiliye döneminde o günlerde eğlenirdik” dediler. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah sizin için o günleri, onlardan daha hayırlı olan Kurban ve Fıtır (Ramazan) bayramlarıyla değiştirdi.” Hicretin birinci yılında belirlenmelerine rağmen her iki bayram da ilk defa hicretin ikinci yılında kutlandı.

  • MAGAZİN
  • SPOR
  • YAŞAM
  • SANAT