Şükür amelle olur

İster maddi olsun ister manevi, hayatımızda gerçekleşen olumlu gelişmelerin Allah’tan geldiğini bilmeli ve o güzel nimetlere karşı şükranımızı ibadetle göstermeliyiz.

Şükür, her nimetin Allah’tan geldiğini bilip bunu dille hamdetmektir. Allah’ın emirlerini yapıp yasaklarından sakınan kimse rabbine şükretmiş olur. İnsanların hidayeti için çalışmak, onları irşat etmek de şükür sayılır. Şükür, yüce Mevla’nın verdiği nimetleri yerinde sarf etmek, günahlardan kaçınmaktır. 

DİLLE ŞÜKÜR YETMEZ

İnsan, Rabbin verdiği nimetlerle günah işlerse, nankörlük etmiş olur. Şükür, nimeti değil, nimeti vereni görmektir. Nimeti vereni bilip gereğiyle amel etmektir. Bu amel, kalp, dil ve diğer azalarla olur. 

KUSURLARI ÖRTMELİ

Kişi, kalple iyiliğe niyet edip, dille hamdederek şükrünü söyler. Uzuvlarla şükür ise Allah’ın verdiği nimetleri yerli yerinde kullanmaktır. 

Mesela gözün şükrü, Müslümanların, arkadaşların kusurunu görmemektir. Kulağın şükrü, söylenilen ayıpları duymamış olmaktır. Şükür bir ölçüde de, Allah-u Teâlâ’nın verdiği nimetleri Onun sevdiği yerlerde kullanmaktır. Bir kula birbirini takip eden çeşitli nimetler verince, kulu buna layık olmadığını düşünüp utanması da şükür olur. Şükürdeki kusurunu bilmesi de şükür olur. ‘Şükredemiyoruz’ diye özür beyan edilmesi de bir şükürdür. Şükür, İslamiyet’e uymak, yapılan herhangi bir iyiliği anarak ihsan edeni övmektir. Mevla’ya dille teşekkür etmekte şükretmeye bir örnektir.