• BIST
    1375.91
  • Dolar
    8,1688
  • Euro
    9,7209
  • Altın
    452,9860
0530 708 54 54
0530 708 54 54
04 Mart 2021 Perşembe 09:10:00 - Güncelleme:04 Mart 2021 Perşembe 13:04:00

Kolon kanserinde doğru bilinen 5 yanlış

Ülkemizde hem erkeklerde hem de kadınlarda en çok ölüme neden olan kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alan kolon kanseri, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsizliğin de etkisiyle hızla yaygınlaşırken, tarama programlarının düzenli yaptırılmaması da riski arttırıyor.

Koronavirüse yakalanma endişesiyle hastaneye gitmeye çekinilmesi, kolon kanserinde de erken tanı şansını engelliyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Nurdan Tözün, Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada; kolon kanserinin kolonoskopi ile büyük ölçüde önlenebildiğini vurgularken, kolon kanseri hakkında doğru bilinen bazı yanlışların, hastalığın teşhisini ve tedavisini geciktirdiğini söylüyor.

Bu hastalık genetik, benim ailemde kanser yok: YANLIŞ

DOĞRUSU: Kanserlerin yüzde 15'i genetik zeminde oluşur. Kişinin birinci derece yakınında kolon kanseri olması ya da ailevi kolon polipozisi bulunması kansere yakalanma riskini artırır. Ancak ailesinde hiç kanser olmayan kişilerde de kalın bağırsak kanseri gelişebilir. Son yayınlarda ailesel olmayan kolon kanserlerinde de tümör dokusunda genetik tarama yapılması öneriliyor.

Uzun süreli kabızlık daha sonra kansere yol açar: YANLIŞ

DOĞRUSU: Kronik kabızlık ya da hassas bağırsak sendromunun kolon kanserine yol açtığı konusunda bir bilgi yoktur. Ancak kolon kanseri ya da büyükçe bir polip bağırsak boşluğunu daraltacak kadar büyüdüğünde kabızlık, bağırsak tıkanması ya da makattan kanama görülebilir. Bağırsak alışkanlığı bu yönde değişen kişilerin mutlaka bir gastroenteroloğa görünmesi gerekir.

Kolonoskopi çok zor ve sancılı bir işlem, ölümcül bile olabilir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Kolonoskopi uzman ellerde riski oldukça düşük bir işlemdir. Kolonoskopi esnasında bağırsağın delinmesi ya da kanama 1000'de 1'den azdır. Kolonoskopi öncesi hasta eşlik eden hastalıklar açısından değerlendirilir, ilaçları ayarlanır. (Örneğin; kalp kapağı değiştirilmiş olanlarda antibiyotikler, kan sulandırıcı ilaçlar, anti-diyabetikler vs.), bilinen hastalıklarına ya da vücut yapısına göre bağırsak temizliği yapılır, işlem derin sedasyon (uyku) altında yapıldığı için hasta ağrı duymaz ve işlemde özel durumlar dışında genel anestezi uygulanması gerekmez.

Hiçbir şikayetim yokken neden kolonoskopi yaptırayım ki: YANLIŞ

DOĞRUSU: Bir insanın hayatı boyunca kolon kanserine yakalanma riski yüzde 6 gibi hiç de küçümsenmeyecek bir olasılıktır. Yani her 18 kişiden 1'inde kolon kanseri gelişebilir. Kolon polipleri ve kolon kanserine obez kişiler ve sigara içenlerde, düzenli alkol kullananlar, işlenmiş gıda ile beslenenler, ailesinde kolon kanseri olanlar ve egzersiz yapmayanlarda daha sık rastlandığı bilinmektedir. Oysa kolonoskopi ile kolon kanserinden ölüm riski yüzde 45 oranında azalmaktadır.

Kolon kanserini önleyen ilaçlar var: YANLIŞ

DOĞRUSU: Bu konuda çok çalışılmış olmasına rağmen net bir sonuç yok. Bazı çalışmalarda non steroid antiinflamatuar ilaçlar, kalsiyum, magnezyum, folik asid, B6 ve B12 vitamini, D-vitamini, statinler ve aspirinin kanseri önleyici etkisinden bahsedilse de bu etki geniş serilerde doğrulanmamış. Başka amaçla aspirin kullananlarda belki marjinal bir iyilik elde edilebilir deniliyor. Bu konuda alınacak çok mesafe var. En iyisi sağlıklı ve liften zengin beslenmek, egzersiz yapmak, sigara ve alkolden uzak durmak ve kilo almamak.

Bu hastalığı önlemek mümkün; ama!

Kolon kanseri yüzde 98 oranında polip zemininde gelişiyor ve çapı 15 mm'nin üzerindeki poliplerde kanserleşme 15 mm'nin altındakilere oranla 1.5 misli fazla. Kolonoskopi ile poliplerin alınmasının kanseri önlediğini belirten Prof. Dr. Nurdan Tözün; günümüzde Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde çeşitli protokollere dayalı kolon kanseri tarama programları yürütüldüğünü, 2000-2016 yılları arasında 16 Avrupa ülkesinde yapılan bir çalışmada özellikle tarama programını erken başlatan ülkelerde kolorektal kanser sıklığının anlamlı bir şekilde azaldığının bildirildiğini söylüyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Nurdan Tözün kolon kanseri taramalarının nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: "Genelde birçok ülkede tarama yöntemi olarak her yıl ya da iki yılda bir dışkıda gizli kan bakılması kullanılıyor. Bazı ülkeler daha duyarlı ama daha maliyetli bir yöntem olan ve prekanseröz lezyon olan poliplerin alınmasına da imkan sağlayan kolonoskopiyi altın standart olarak kabul ediyor. Günümüz teknolojisi ile erken kolon kanserleri ve polipler yapay zekaya dayalı görüntüleme sistemleri ile daha iyi tanınabiliyor. Her ne kadar kolonoskopi polipleri saptamada altın standart ise de işlemin başarısını; kolonoskopiyi yapan kişinin deneyimi ve işlemde kalite standartlarına uyulmuş olması belirliyor."