10 Kasım’da Atatürk 'geçinenlerden' kurtuldu!

Sizleri bilmem ama bendeniz için bu 10 Kasım merhum Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı anlamanın da ötesinde, mensup olduğum mahallede, mahallemin dünkü uluları bugünkü uluyanlarının ben ve benim gibi birkaç kuşak nesle zerk ettikleri zehrin, yine bendenizin mahallesinden dünün ağabeyi bugünün ulusu (Erdemleri bakımından çok büyük, saygın) tarafından panzehirle yok ediliş günüdür! Buna bir itiraf mı dersiniz, bir günah çıkarma mı dersiniz ne derseniz deyin umurumda bile değil! Elli küsur yıl bendeniz ve bendeniz gibi kaç kuşak nesil kafa ağrıları ve zonklamalarıyla yaşayanlar bilir ancak bu hali! 

Merhum Seyit Ahmet Arvasi Hoca'nın zamanında Ülkücüler için yaptığı muhteşem tespitin her fikir ideoloji hatta din için geçerli olduğunu bizzat yaşayarak test etmiştik aslında! Merhum Arvasi Hoca ‘’Üç çeşit Ülkücü vardır! Ülkücüler, 12 Eylül 1980’e kadar öldüler! Gönlümüz diler ki şehittirler, biz onları öyle tanıdık ve öyle de anmak istiyoruz! Ülkücü geçinenler, bugün bende dahil samimiyetsizliğimizin bedelini işkencehanelerde ödüyoruz. Bundan sonraki dönem ülkücülükten geçinenlerin dönemi olacak’’ demişti! Özelikle de 1980’den sonraki sürece baktığımızda bu tespitin İslam, Atatürk gibi kavramlar için de ne kadar geçerli olduğunu tespit etmedik mi? 

Buyurun, 80 darbesinden sonra Atatürk’ten geçinen darbecilerin, dipçik zoruyla oluşturmaya kalktıkları insan profiline, diğer tarafta da İslam’dan geçinen FETÖ alçağının ‘’Altın Nesil’’ aldatmacasıyla oluşturduğu insan profiline! Şimdilerde de boş kalan meydanı her iki kavramdan geçinenlerin kapma yarışını yaşamıyor muyuz? 

Bu hal kaç neslin özgüvenini yok etti ve güdülen nesillerin yetişmesine sebep olmadı ki! Bendeniz de dahil, hatta babam ve ağabeylerim de dahil hangimiz her iki kesimin içerisinde yaşayan insanlar olarak, ‘’Bu hal yanlış’’ diyebildik! Sizi bilmem ama ben korktum! Evet korktum ve belki de kendi ailemle bile inandığım doğruları paylaşamadım! Kaldı ki bendeniz cumhuriyetin ilk eğitmenlerinden birinin adını taşıyan biriyim! Dedem merhum Ahmet Yenilmez, Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nden mezun olup köyüne geldiğinde, üst katında camii alt katında ilkokul olan binayı yapan kişiydi ve bunu yaptığı için de eşinin yani babaannemin dayısı tarafından başı balta ile kesilmeye çalışılmıştı! Amcam ise Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Behice Boran’ın yol arkadaşıydı! Bu tablo karşısında sonradan gelen her iki kesim arasında kalan Ülkücü Ahmet Yenilmez’in halini varın siz düşünün! 

İşte dün mahalle ağabeyim iken bugün tüm cumhurun ve devletimin başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz 2016’da İslam’dan geçinen hainlere, 10 Kasım 2017’de de 79 yıldır Atatürk’ten geçinenlere ‘’Dur’’ demiş ve bundan sonraki nesillerin bizim gibi zehirlenmemesi için aşıyı vatan sathına zehretmiştir. 

Buyurun, okuyun, okutun ve bu metni evinizin, işyerinizin duvarına asın! 

Elbette herkes gibi Atatürk de eleştirilebilir. Yüce Allah dışında hiçbir güç layüsel değildir. Ancak eleştirmek başkadır, hakkı teslim etmek başkadır. Bizim saygı sınırları içindeki eleştirilere diyecek bir sözümüz yoktur. Bununla birlikte Atatürk'ün ailesini de hedef alacak şekilde ve hakaretamiz bir tarzda ortaya konan ifadeleri doğru bulmadığımızı da özellikle belirtmek istiyorum. 

Biz Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi olarak kendisinin hakkını, milletimizin huzurunda teslim etmeyi bir görev telakki ediyoruz. 'En büyük eserim' dediği Cumhuriyetimize, en büyük hedef olarak gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma mirasına sahip çıkarak, aslında Atatürk'ü ve hatırasını işte bu istismarcıların zulmünden de kurtarıyoruz, kurtarmak zorundayız.

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları