Ah bu şarkıların gözü kör olsun 

Öyle dudak büküp hor gözle bakma  

Bırak küçük dağlar yerinde dursun  

Çoktan unuturdum ben seni, çoktan  

Ah bu şarkıların gözü kör olsun  

Yeni kuşak bu sözleri bilir mi bilmem ama en azından bizim ve bizden önceki kuşak daha ilk nağmelerini duysa sesi güzel olsun olmasın biri çıkar kendince birkaç mısrasını mırıldanır. 

Güfte desem, beste desem, şarkı desem, türkü desem kaç kişi bir çırpıda her biri için edecek birkaç söz bulur günümüzde, onu da bilmem! Nasıl olsa hepsini bir kelimeye yükledik gitti, ‘’Parça’’

Şarkının, türkünün adı parça olunca da ne güfte kaldı, ne beste, ne şarkı, ne de türkü! 

Dudak bükmek, etrafınızda dudak büken var mı? Siz hiç birisine dudak bükebiliyor musunuz ya da dudak bükmeyi biliyor musunuz? 

Her şeyimiz o kadar çok büyüdü ve kocaman oldu ki küçük dağları da geçtim ortada küçük kalmadı! Her şeyimiz büyüdü, burnumuz da büyüdü ama burnu büyük olmanın manasını da bilemediğimiz için ne haldeyiz onu bile bilmiyoruz! 

Sılayı rahimi külfet belleyip, bayramları sayfiyeliklere taşıyıp, ‘’Safları sıkıştıralım cemaat, dışarıda bekleyenler var’’ sözü dilimizden kulaklarımızdan gitti, sıkışık beş yıldızlı otellere ‘’Bize de bir yer açar mısınız dışarıda kaldık!’’ diye yalvarır olduk! Bir gün gelecek pencerenin önünde ya da kuburda, ‘’Yok mu bu bayram bir gelenim benim de‘’ diyeceğimiz günleri unuttuk! Unutmayı hayat tarzı yapınca, unutamamanın haz veren acısını da unuttuk! 

İçte, dışta, siyasette, ticarette, yerelde, genelde bunca dolu bir gündemde bunlar mı yazılır demeyin! Hiç olmazsa derbiyi yazsaydın demeyin sakın, zaten Trabzonspor da 3-0’dan 4-3 verdi maçı (!) koskoca Orduspor Bal ligine düştü yetmedi sezona da eksi 12 puan ile başlamak zorunda kaldı! Neden mi? Neden olacak kul hakkı yemenin haram olduğunu unutan geçmiş yöneticiler yüzünden! 

Güzelsen güzelsin, yok mu benzerin  

Goncadır ilk hali bütün güllerin  

Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin  

Ah bu şarkıların gözü kör olsun  

Güzellik diyeceğim, onu da kirlettiler! Altında çok vahim başka hesapların ve çirkinliklerin yattığı sözde güzellik yarışmalarının pislikleri yetmezmiş gibi, pislik kelimesinin bile ar edip utanacağı rezilliğe ulaşmadılar mı? Sayın Itır Esen gençliğimizin hiç olmazsa poster güzeliydi, aynı soyadını taşıyan bir mahluk tuttu posterimize pislik attı! 

Bir gülüşün var ki, kaş çatar gibi  

En sıcak sözlerin azarlar gibi  

Hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi  

Ah bu şarkıların gözü kör olsun  

Geçenlerde gazetelerde ve sosyal medyada Iraklı bir kız çocuğunun resmini gördüm. Nasırlaşmış vicdanları bile sızlatan bir fotoğraf! Farkında mıyız, acı içerisinde kıvranan bir kız çocuğu hatırlattı bizlere gülmeyi, gülümsemeyi! 

Sonunda tuz bastım gönül yarama  

Nice dağlar koydun, nice, arama  

Seni terkedip de gitmek var ama  

Ah bu şarkıların gözü kör olsun 

Sizi bilmem ama bu şarkılar türküler öyle bir yoğurmuş ki bizi bu zamanın parçalarına ayak uyduramıyorum! Yaralarımıza basmaya tuz rezervleri yetmez hale gelinen bu zamanda her şeyi terk edip de gitmek var ama ah bu şarkıların gözü kör olsun! 

Bugün Pazar ve bendeniz cansuyum kızımı yaşadığım şehirden başka bir şehirdeki konservatuvarın Türk Müziği bölümüne teslim etmek üzere yoldayım. Yol boyunca da, 21 yıl önce bugün aramızdan ayrılan Zeki Müren’den bu şarkıyı dinliyor olacağım…