YAZARLAR

Bayram tıraşı!

Sizleri bilmem ama bendeniz berberleri hiç unutamadım! 

Şimdilerde pek rastlayamasak da en erkenden dükkanlarını açan esnaftır berberler! 

Hele hele bayram öncesi arife günlerinde tıklım tıklım olur berberler! 

Aslına bakarsanız bazı tıraşlar da vardır ki çok önemlidir hiç ama hiç unutulmaz! 

Bebeğin ilk tıraşı! 

Hemen hemen ilk tıraşımızda kesilen saçlarımız analarımızın çeyiz sandığında hala duruyordur desem abartmış olmam sanırım! 

Asker tıraşı! 

Bedelli askerlik yapmama rağmen asker tıraşımda kesilen saçım rahmetli olana dek anacığımın yanı başında yazmasının içerisinde duruyordu! 

Hac tıraşı! 

İhramdan çıkınca tıraş olunur! 

Allah nasip etti babacığımla birlikte hac farizamızı yerine getirdik. İhramdan çıktığımızda kestiğimiz saçlarımızı birbirimize vermiştik ve hala durmakta! 

Lakin bir tıraş vardır ki, her yıl iki kez aynı heyecanla aynı şevkle tekrar edilir! 

Bilmem fark ettiniz mi, adı ne olursa olsun tıraş bir yeni başlangıç aslında! Belki de yeniye, yeniliklere atılan ilk adım, eskiye dair gözü, gönlü rahatsız eden ne varsa arınıp yeninin ve yepyeni başlangıçların karşısına tertemiz çıkmak! 

Eskiye dair göze, gönülle hoş gelmeyen, göz gördüğünde gönüllün kırılacağı şeyler teker teker atılır her bir tıraşta! 

Bayram tıraşı! 

Öyle ya, adı üstünde bayram! 

En temiz kıyafetlerin giyildiği, en uzaktakilerin yakına geldiği gün değil midir bayram? Elbette tıraş olunacak ve en temiz halimizle bayramı yaşayacağız! 

Nihayet, bu bayram da büyük amcam, babam ve bendeniz yani üç dede bayram tıraşlarımızı olduk! 

Bayramın olmazsa olmazı, helalleşmek ve eskiye dair gönlün kırıldığı şeylerin tamir edilmesidir bir yerde! 

Anam daha biz çocukken bile mahalle arkadaşlarımızla küs olduğumuzu bilir, her birimizin elinden tutup ‘’Ayıp, bayram gününde küslük olmaz, hadi barışın bakayım’’ derdi ve bizleri barıştırırdı! Öyle laf olsun diye elini uzatıp, parmaklarının ucuyla yalandan yasak savmak kavlinden bir barışma olmazdı, sımsıkı kucaklaşınır ve sımsıkı kucaklaşınca da ister istemez bir müddet ele ele kalınırdı. Kimse konuşmaz küs kalınan dönemden kalan hasret bitinceye kadar birbirimize bakardık! 

O kadar çok şey yaşadığımız bu günlerde, bu bayramki bayram tıraşlarımız bir başka anlam kazanmakta kanımca! 

Yedi düvel hep beraber tıpkı yüz yıl öncesinde şah damarımıza çöktükleri gibi bugün de  çökmeye kalktılar, 15 Temmuz’da da derslerini aldılar! Şimdilerde de Dolar, Euro altın üzerinden akılları sıra bizim ekmeğimizi aşımızı elimizden alacaklar! 

Gerek 15 Temmuz, gerekse şu günlerde yaşadıklarımız bize bir gerçeği daha gösterdi, bizim bizden başka dostumuz yok! 

Sorarım size, 15 Temmuz’da köprüde tankların üzerine yürüyenlerden kaç kişi birbirini tanıyordu, kaç kişi az ötesinde şehadet şerbeti içen Erol Olçok Ve Abdullah Tayyip’in baba oğul olduklarını biliyordu? 

Şu zamanda Dolar, Euro altın üzerinden ceplerimizi boşaltmaya kalkanlar bizim her birimizin adının, mezhebinin, meşrebinin ne olduğuna bakmıyorlar! Onların gözünde bizim bir tek adımız var ‘’Müslüman’’! Bizim üstüne üstlük bir de Türk olmak gibi ayrıca bir aidiyetimiz var. Şimdi ben, ‘’Türk olmak gibi ‘’ dediğim için birçok kardeşim, ‘’Aha yine ülkücülüğü galebe çaldı, Müslüman olmak yetmiyor mu’’ diyecek! O kardeşlerime diyeceğim bir tek şey var, bana gönül koymadan önce bir an, Allah muhafaza Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olmadığını düşünsünler! 

Bu bayram, her aile kendi içerisinde, her parti, her cemaat, mahalle, köy ilçe, hülasa tüm ülke olarak her bayramdan daha çok helalleşmeye ihtiyacımız var! 

Bayram tıraşlarımızı olduk, mis gibi kokularımızı da sürdükse bir tek hamle kaldı, birbirimize sarılmak! 

Hem de sımsıkı! 

Hadi, birbirimize sımsıkı sarılalım ve birbirimizin kulağına, sevgi dolu sözler fısıldayalım!