YAZARLAR

Bu düşman kim?

Mahallenin hep bir güzeli vardır, mahallenin bütün bıçkınlarının yoluna revan olduğu, çocukların Fahriye ablasıdır o, kimine göre mahallenin en aşüftesi, kimine göre de en iffetlisi! 

Kimin nereden baktığına bağlıdır gördüğü şey aslında! 
Kimileri de bütün bu tanımların dışında kah, “Ben kim o kim” kah, “Bunca talibi varken bana mı kalır” diyerek bir köşeden olan biteni seyretse de aslolan mahallenin güzeli ya da güzelleridir! 
Çok ender de olsa, mahallenin bileği kuvvetli, mangal yürekli sözüm ona “Miroğlu”su mahallenin kızına yanık olur, tabii mahallenin kızı da ona! 
Ama aslolan mahallenin en güzeli ya da en güzelleridir! 
Bütün kavgalar da aşıklar arasında olur! 
İster mahallenin bıçkını, ister esas oğlanı, isterse de mahallenin en zengininin oğlu olsun, aralarındaki bu kavga kıyasıya sürer gider! 
Bu kavganın kazananı da zaman zaman değişir! 
Mahallenin en güzeli yaşlansa da bu kavga asla bitmez! 
Kimi bu yolda hayatını kaybeder ölür, kimi kazandım sanarak tam kavuşacakken ölür, kimileri de aşkını açık etmez sevdası yüreğinde ölür! 
Bu kavga da tuzaklar, ihanetler, zalimlikler, hatta kalleşlikler de olur! Bunlar da işin gereği hayata dair hayattan şeylerdir! 
Bu yolda ya ölürsün, ya da öldürürsün; ya sefasını sürersin ya da sefaletini yaşarsın; ya vezir olursun ya da rezil! 
Hülasa ne yaşarsan aşkından, sevdandan yaşarsın! 
Lakin ya mahallenin Miroğlu’suysan, işte o zaman o mahalle de, o mahallenin güzelleri de, o güzellerin belalıları da senden sorulur! 
Dünya da bir nevi mahalle değil mi, bu mahallenin tüm bıçkınlarının uğruna can vermeyi göze aldıkları güzelleri yok mu, Kudüs, Anadolu, İstanbul gibi! 
Kudüs tüm dinlerin sevdası! 
Anadolu tüm medeniyetlerin beşiği, medeniyet aşıklarının sevdası! 
İstanbul... Kostantinopolis... Dini, dili, ırkı ne olursa olsun her bıçkının kara sevdası! 
Yahudisi, Hristiyanı, Müslümanı arasında ne kanlı savaşlar verildi bu üç güzel uğruna! 
Yüzlerce yıldır süren savaşlar... 
Bu savaşlar kimi zamanlar delikanlıca bilek bileğe, yürekle, kimi zamanlar ihanetlerle, kimi zaman da zalimce yapıldı! 
Mahallenin delikanlısı, Miroğlu’su da biz olduğumuz için en çok da bize karşı yapıldı! 
Bu savaşların hepsi de kendince bir isim buldu kendine ve tarihte o isme göre yerini aldı! 
Ya bugünkü durum, bugün yaşananlar... 
Bugünün zalimi ne Yahudi, ne Hristiyan ne de Müslüman... 
Bugünkü savaş dünya hafızasında olmayan, insanlığın şahit olmadığı, insan fıtratının dışında bir savaş! 
Bu savaş insanlığa, insanlık onuruna karşı bir savaş! 
Asıl problemimiz bu yeni düşmanın tarifini yapamayışımız dolayısıyla da bu savaşın  adını koyamayışımızdır! 
Mahallenin Miroğlu’su olarak da, bu tarifi bizim yapmamız, bu savaşın adını bizim koymamız, mecburiyetimizdir! 
Bu yeni düşmanın tarifini yapıp adını koyarsak işimiz kolay! 
Çünkü bu düşmanın silahı ne kadar güçlü olursa olsun sahip oldukları teknoloji, daha inanmış insanın karşısına koyacağı silahı icat edemedi!