Bu şarkı burada bitmemeli! 

“Çıksam A Urumelin düzüne 

 Alsam A Safiye’yi dizime 

 Safiye’m kınalar yakmış 

 On parmağın eline 

 Ar gelir Osman Aga ar gelir 

 Safiye’me karyola dar gelir” 

Rumeli Deliorman’dan Osman Şanlıtuna, Rüstem Avcı kaynaklı türkümüz, ne güzel bir türküdür!  

Çoğumuzun bilmediği, bilenlerimizin de unuttuğu bu türküyü, Sayın Cumhurbaşkanımızın Sırbistan ziyareti sırasında Sırbistanlı bir bakan yeniden hatırlattı bizlere! Sırbistan Cumhurbaşkanının, Sayın Cumhurbaşkanımızın onuruna verdiği yemekte, Sırbistanlı bir bakan almış mikrofonu eline ve başlamış bu türküyü söylemeye! Sırpça kelimelerle icra edilmiş türkü, salonu dolduranların çoğu da ‘’Ne ki bu?’’ sorusunu sormuş birbirine! 

Bu bir Rumeli türküsüydü ve henüz 25 yıl öncesinde (1992-1995) bu türküyü söyleyenlerin öldürülmesi için, o bakanın selefi emirler veriyordu! 1992’li yıllarda can verenler de 1908’de can verenlerin akıbetini yaşıyorlardı! 

Peki ya bugün, nasıl oluyor da Sayın Cumhurbaşkanımız muhteşem bir kalabalık tarafından karşılanıyor ve Sırbistanlı bir bakan da kendilerine bir türkü söyleme ihtiyacı duyuyor? Çünkü Sırbistan tam 539 yıl İstanbul’a bağlı yaşadı! Peki, Sırp'ı Türk’ü Arnavut’u tam 539 sene bir arada tutan neydi? 

‘’Ben ki Sultan Mehmet Han'ım; sıradan ve seçkin bütün insanlar tarafından bilinsin ki, bu padişah buyruğunu ellerinde bulunduran Bosnalı Fransisken ruhbanlara büyük bir lütufta bulunarak şunları buyurdum: 

Adı geçenlere ve kiliselerine hiç kimse engel olmayacak ve sıkıntı vermeyecektir ve onlar sakınmaksızın ülkemde yaşayacaklardır. Ve kaçıp gidenler bile güven içinde olacaklardır.             

Gelip ülkemizde korkusuzca oturacaklar ve kiliselerine yerleşeceklerdir. Ne ben, ne vezirlerim, ne kullarım, ne uyruklarım, ne de ülkemin bütün halkından hiç kimse adı geçenlere -kendilerine ve canlarına ve mallarına ve kiliselerine ve dışarıdan ülkemize gelenlerine- dokunmayacak, saldırıp incitmeyecektir. Yeri, göğü yaratan Rızıklandırıcı adına ve Kur'an adına ve ulu Peygamberimiz adına ve 124 bin Peygamber adına ve kuşandığım kılıç adına yemin ederim ki, bu kişiler emrime itaat ettikleri sürece, bu yazılanlara hiç kimse uymazlık etmeyecektir. Böyle biline.’’!  

 İşte bu iradenin neticesidir, bu fermandan tam 554 yıl sonra (28 Mayıs 1463) Sırbistan Bakanına ‘’Osman Aga’’ türküsünü söyleten! Her ne kadar araya defalarca kan girmiş olsa da, şimdilerde aralara sınırlar girse de Sayın Cumhurbaşkanımızın gördüğü itibar, işte yukarıda arz ettiğim Hazreti Fatih’in iradesindeki adaletin neticesidir!  

Yaşananlar ardında şarkılar, türküler, masallar, hikayeler bırakır, Osmanlı coğrafyasının neresine giderseniz gidin, aradan asırlar geçse de gittiğiniz diyarlarda sizi ilk karşılayacak olan, ninniler, ağıtlar, şarkılar, türküler olacaktır! 

Ukrayna’da Tatar Milli Meclis Başkanı Saygıdeğer Mustafa Cemiloğlu’nun bakışlarında bir Kırım ağıtı olacak!  Sayın Cumhurbaşkanımızın karşısında oturan Sayın Cemiloğlu olacak, ancak oturuşu, ‘’Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik’’ diyen Gaspıralı İsmail oturuşu olacak! Kerkük, Musul ayağına diken batsa, ‘’Gavim gardaş nerdesen’’ türküsüyle çağıracak her daim bizi!     

Asırlardır bu coğrafyalarda İstanbul’a akan, yine İstanbul’dan abı hayat gibi dağılan, İstanbul’un öğrettiği türküler söyleniyor ve ne kadar acı yaşanırsa yaşansın bu türküler tükenmedi, tükenmeyecek! Şimdilerde ‘’Bu şarkı burada bitmedi’’ diyen Cumhurbaşkanımız, konuk olduğu coğrafyada, hem de Sırbistanlı bir bakanın söylediği ‘’Osman Aga’’ türküsüyle karşılanıyorsa, İstanbul ümmetin kültür başkenti olmalı!