Bu yazımı sesli okuyun!

"Adı en son ne zaman telaffuz edilirse o zaman ölürmüş insan! Unutmayalım ki, bugün kalan ömrümüzün ilk günü’’ sözünü atölyemin balkonundan çektiğim bir İstanbul manzarası resmi ile paylaşmıştım! 

Bu satırları yazdığım ana kadar tamı tamına beşinci gün oldu odamdan çıkmayalı! Gömüldüm merhum Sultan II. Abdülhamid Han’ı anlatan kitapların içerisine. Konu merhum Sultan, eh biraz da hayat gailesinin, anlatamamak ve anlaşılamamak olduğu anlayanın da yanlış anlamasından yorgun yürek oldu mu insan, kalıveriyor olduğu yerde! 

Bir tiyatro sanatçısı olarak, operayı bendenize merhum Sultan II. Abdülhamid’in sevdireceği kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi! Bir yandan merhumun en sevdiği parçalardan Toselli’nin “Serenat”ını dinliyorum, bir yandan da kulağım hiç ama hiç kapanmayan, yirmi dört saat açık radyomda. 

Tam da merhum Sultanın, İngiliz, Alman, Fransız, Rus tahrikleriyle ‘’Milleti Sadıka’’ dediği Ermenilerin isyanında yaşadığı ıstırabı okuyorum! 

Bu arada ‘’Aşiret Mektepleri’’ ve ‘’Hamidiye Alayları’’ kararını alan zekâsı karşısında hayranlığımı itiraf etmeliyim! Şu kadarını arz edeyim ki, bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da nüfusun kahir ekseriyeti Müslüman ise emin olunuz ki merhum Sultanın açtığı ‘’Aşiret Mektepleri’’nden yetişen vatanperver Kürt çocukları ve ‘’Hamidiye Alayları’’ sayesindedir! 

Yirmi dört saat açık olan radyomda saat başı haberlerin ilk anonsu, “Trabzon’un Maçka ilçesi kırsalında Köprüyanı Mahallesi Vazelon Manastırı yakınlarında güvenlik güçleri ile bir grup PKK’lı terörist arasındaki çatışma çıktı. Çatışmada Jandarma Başçavuş Ferhat Gedik, kaldırıldığı KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'nde, 15 yaşındaki Eren Bülbül, PKK'lıların girdiği evi göstermek için güvenlik güçleriyle giderken terörist kurşunlarına hedef oldu ve şehit oldu.” 

Bakınız, merhum Sultan II. Abdülhamid Han döneminde aynı vilayet Trabzon! Yaşları da aynı 15, Şahbaz oğlu 15 yaşındaki Mustafa bin Mehmet bizzat yaşadıklarını anlatıyor: 

“Bâb-ı Âlî 

Dâhiliye Nezâreti 

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti 

85 numaralı tezkireye melfûfdur. 

Sûret 

Of kazâsının Savan karyesinden olup düşmanın istîlâsından sonra bir takrîble kaçarak buraya gelen Şehbâz oğlu on beş yaşlarında Mustafa bin Mehmed, ber-vech-i âtî ifâdede bulunmuşdur: 

«Bundan bir ay evvel askerimizin ric‘ati üzerine köyümüze giren düşman askeri etrâfı keşf ve tarassud ederek askerimizin adem-i mevcûdiyetine istihsâl-i kanâ ‘at etdikden sonra, kemâl-i dikkat ve ihtimâm ile hânelerimizi, erkek ve kadınlarımızın üzerleri bi't-taharrî nukûd, ziynet-i inâs-ı beytiyye ve'l-hâsıl emvâl-i menkûle nâmına buldukları ve ele geçirdikleri eşyanın kâffesini ahz ve zabteylediler. Bu mu‘âmeleyi bitirenden sonra benim gibi birden bire çıkamayıp da geride kalan kadınlarımıza ta‘arruz ve tecâvüze başladılar. Karyemizden Şah Ali oğlu Mehmed'in zevcesi Nazlı'ya, Altun oğlu Hamdi'nin zevcesi Fâtıma Hûriye ve Şehbaz oğlu İsmâil'in zevcesi Âişe ve Astavel oğlu Hüseyin'in kızı Emine ve Molla Ali oğlu Ali'nin zevcesi Sâliha'ya şahısları ve tavr-ı vaz‘iyyetlerinden Ermeni olduklarını anladığımız efrâd tarafından vâki‘ olan tecâvüz ve icrâ edilen fi‘l-i şenî‘in bi'z-zât şâhidiyim.’’ 

Ferhan Gedik Başçavuş şehadet şerbeti içtiği gün üstüne üstlük doğum günüymüş! 

Soruyorum,15 yaşındaki Eren Bülbül ve Ferhat Başçavuşu vuran sizce Kürt mü?

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları