YAZARLAR

Dolap beygiri miyiz? 

Ne kadar farkındayız bilmiyorum, olaylar karşısında panikliyor, münazara yerine münakaşayı, tahlil yerine tartışmayı dolayısıyla da aklıselimi kaybedip kavgayı tercih ediyoruz! Aklı harekete geçirenin bilgi olduğunu bilmeyen, bilmek için bakmayan dolayısıyla da göremeyenler olarak, teşbihte hata olmaz, olaylara at gözlüğü ile bakıyor ve başlıyoruz kafa göz, belden aşağı vurmaya! 

Karşımızdaki düştüğünde de mesele halloldu sanıp devam ediyoruz! Güçlünün haklı, haklının ise mazlum olduğu kavganın, bize dayattığına boyun eğmek zorunda kalıyoruz! Bir başka ifadeyle hesaplaşmaların neticesini yaşıyoruz! Dedik ya, hesaplaşmalarımız da bilgiye, tahlile, aklıselime dayansa gam yok! Bizden önceki neslin yaptığını yapıp, gelecek nesillere halledilmiş neticeleri değil, anlık hesaplaşmaları, içi zonklayan irin dolu yaraları bırakıyoruz! 

Bu bir savaş, galip gelen sonrasında savaş ganimeti içerisinde sefa sürerken diğer taraf da bir ömür savaş tazminatı ödemeye çalışıyor. Kesilen fatura o kadar ağır oluyor ki, tazminatı nesillere miras kalıyor! 

Oysa yaşadığımız hayatın ve olayların yaşadığımız andan ibaret olmadığını, bir dününün olduğunun farkına bakabilsek, çıkarsak at gözlüklerini de düne, dün yaşananlara, bulunduğumuz zamana ve yaşadıklarımıza bakabilsek, göreceğiz! O zaman aklımız harekete geçecek akledeceğiz! Akletmek aklıselim olmamızı sağlayacak, belki böylece bizden öncekilerin akılsız hesaplaşmalarının doğurduğu mirası gelecek nesillere bırakmadan, hakkı sahibine teslim edip, güçlünün değil haklının ve hakkın tayin ettiği hukuk üzerine yaşayacağız! 

Merhum Sultan II. Abdülhamid Han’ın ölümünün 100.yılı münasebetiyle 81 il 100 noktada olmak üzere Ziraat Bankamız himayesindeki turne programımızda, 48. temsilimizi Sivas’ta verdik ve her yerde olduğu gibi muhteşem bir kalabalığa oyunumuzu sergiledik! Oysa biz daha yola çıkmadan, kim bu Sultan II. Abdülhamid Han, ne yapmış ne etmiş demeden, yani bakmadan görmeden yalan yanlış, belgesiz, sosyolojik temelden yoksun iftiralar başlamıştı! Elbette gereken cevabı verdik ve vereceğiz! Kaldı ki biz bir mahkeme yapmıyor ya da tarih dersi vermiyoruz, biz tarihin verileri ve edebiyatın diliyle topluma ayna tutmaya çalışıyoruz! 

Bu turnemiz esnasında merhum Sultan’ın, ardında milletinin hizmetine bıraktığı 1552 eserin bugünkü durumlarını da filme almaktayız! Öncelikle belirtmek isterim ki merhumun bıraktığı eserlerin hemen hemen hepsinin başına bir bela gelmiş ya yanmış ya da... 

Ne acıdır ki, insanımız şehrinde bulunan tarihi eserlerin bugünkü şekline bakıyor, biliyor, öncesinden kim tarafından ne maksatla yapıldığından habersiz! Hadi insanımız habersiz, peki ya devlet yetkililerimize özellikle de turizmin hegemonyası altında can çekişen Kültür Bakanlığımıza ne demeli! 

Buyurun bir örnek…  

Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin önemli kararlarından birinin alındığı Sivas Kongresi'nin 4 Eylül 1919 tarihinde toplandığı, yakın zamana kadar Kongre Lisesi şimdiki adıyla da Erkek Lisesi’nin bulunduğu bina! Allahtan Sivas Kongresi bu binada toplanmış da bir döneme kadar adı öyle kalmış! Oysa bu binanın yapılış tarihi 1892 ve yapılma nedeni ise Sivas Mülki İdadi Mektebi ve bu bina merhum Sultan II. Abdülhamid Han’ın yaptırdığı 619 mektepten birisi! 

Ne garip bir tecelli değil mi, sözde Kızıl Sultan Abdülhamid’in açtığı mektepte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelleri atılıyor! 

Şimdi sorarım size, o binanın bir köşesine bu bilgileri anlatan bir tabela koysak, bu nesil bugün dedesi Sultan II. Abdülhamid Han’a yapılan siyonist, komitacı, azınlık yalanı “Kızıl Sultan” yalanına inanır mı? 

Geçen yazımda elimize ayağımıza prangaları, biz kendimiz bağlıyoruz demiştim, yetmiyor bir de kendimize de çocuklarımıza da at gözlükleri takıyoruz!  

Bunları çıkarmanın zamanı gelmedi mi hala?