YAZARLAR

Kanuni olmak kolay Abdülhamid olmak zordur 

Bir şey eğer bol ise o şeyin ya değeri düşer ya da kıymeti bilinmez! Bol bulunan şey değersiz olacağından biraz da çarçur edilir. Bu bir yerde ekonominin değişmez kuralıdır, arz talep dengesi! 

Hatırlarım da benim çocukluk,  gençlik yıllarımda hamsi o kadar boldu ki neredeyse tarlaya gübre olarak saçılırdı! Neredeyse kış bitecek biz hala şöyle ağız tadıyla hamsi yiyemedik dersem yalan olmaz! Bir zamanlar bol olan hamsiyi nasıl da çarçur edip şimdi ağız tadıyla hamsi yiyemiyorsak bunun gibi pek çok tadımızı lezzetimizi de neredeyse unuttuk! 

Önce itibarsızlaştırıldı bütün zenginliklerimiz böylece biz de itibar etmemeye başladık! Devamında da ithal yiyecekler geldi. Anamur’un muzu tipten kaybetti yerini Çikita muz aldı, derken Bursa şeftalisinin tadı bir tarafa adını unuttuk! Elmalarımız da tipten kaybetti rengi canlı, tipi güzel, tatsız elmalar arz-ı endam ediyor artık manavlarda! 

Pardon “manav” ağız alışkanlığından oldu AVM’lerde! 

Sadece tadımız tuzumuz kaçmadı ağzımızın tadı da bozuldu, ne söylediğimizi bildik ne de söylenenini anlayabildik! 

Anlaşamadık, anlaşamayınca da kavga etik! 

Et yerine, meyve yerine , ekmek yerine af buyurun birbirimizi yedik, korkarım birbirimizi yiye yiye de biteceğiz! Sadece yiyeceklerimizde de değil her alanda bir itibarsızlaştırma yaşadık, dilimizde, dinimizde, tarihimizde! 

Din, afyon oldu! 

Dil, uydurukçanın talanında güdükleşti! 

Tarih ise utanılacak bir hale geldi! 

Neticede geçmişinde hiçbir devlete, millete nasip olmayacak kadar kahramanı olan bizler rol model bulamaz hale geldik ve tarihi olmayan milletlerin ve kültürlerin uydurma kahramanlarını rol model belledik! 

İşin en utanç verici hali, en acısı da ecdadına küfür eden nesiller olduk! 

Buyurun, Halife Sultan II. Abdülhamid Han! İstediklerini alamayanlar “Kızıl Sultan” dedi, biz başladık sövmeye! 

12 Ocak’tan beri yollardayım, durum gösteriyor ki, Mayıs sonuna kadar da evime dönmeyeceğim! 

“Ölümünün 100.yılında 81 il 100 noktada Sultan II. Abdülhamid Han Usta” isimli tiyatro oyunumuzla Ziraat Bankası himayesinde yollardayız! 

Sizler bu yazıyı okurken bendeniz ve ekibim 23. temsilimizi vermek üzere  Kütahya’dayız! 

Şu ana kadar oynanan oyunlardan sonra bendenize ne söylemek istersin diye sorsanız, sizinle neleri gözlemlediğimi paylaşacağım: 

Seyircinin  “Kızıl Sultan” diye bildiği merhum Sultan II. Abdülhamid Han’ın, bir kedi için bile cenaze merasimi düzenlediğini, hatta kuduz aşısını bulan Pasteur’e on bin altın yolladığını, bundan dolayıdır ki dünyanın ilk hayvan hastanelerinden birinin de bizde açıldığını, sıkı durun hayvanlar için özelikle de çalıştırılan hayvanlar için haftanın bir gününün tatil ilan edildiğini öğrendiklerinde çok şaşırdıklarını! İkincisi ve en önemlisi de, bundan yüz küsur yıl öncesinde yaşananların nasıl da bugünlerde yaşananlara benzediğini, bundan dolayı da zamanında Sultan II. Abdülhamid Han’ a yapılanların şimdilerde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yapıldığını görüp anlamaları ! Evet, Osmanlı İmparatorluğunun 34.padişahıydı, bir başka ifadeyle otuz dörtten biriydi! Bu oyunu yazarken faydalandığım eserlerden biri de Sayın Orhan Koçoğlu’nun aitti. Sayın Koloğlu’nun merhum Sultanı anlattığı eserin dış kapağındaki şu sözü beni çok etkilemiştir, “Kanuni olmak kolaydır, Abdülhamid olmak zordur”! 

Kahramanı bol bir tarihimiz var hamdolsun! 

Ah bir de çarçur etmesek!