Keşke! 

Yazılarımı yazmadan önce, ‘’Dün bugünü hazırladı, bugün de yarını hazırlayacak’’ esprisiyle dün neler yaşandı, hafızamı tazelemek, bilmediklerimi de öğrenmek maksadıyla tarihte ufak da olsa bir gezinti yaparım. 

Neler olmamış ki! 

5 Kasım 2008’de Barack Obama ABD’nin kırk dördüncü başkanı seçilmiş. 

5 Kasım 2006’da başbakanlarımızdan Bülent Ecevit hem siyaset sahnesinden hem de yalan dünyadan ebediyete göç etmiş! 

5 Kasım 1998’de bugünkü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, merhum Ziya Gökalp’in, yani cumhuriyetin kurucusu kabul edilen merhum Gazi Mustafa Kemal’in ‘’Kılavuzum’’ dediği merhum Ziya Gökalp’in bir şiirini okumaktan on (10) ay hapis cezasına çarptırılmış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan düşürülmüş! 

Elbette yukarıda sıraladıklarım sadece birkaç yaşanmışlık ve bunların her biri için bırakınız köşe yazısı yazmayı, kitaplar yazıldı, yazılacak da! 

Ancak bendeniz bugün sizlerle, birkaç gün önce Muğla ili Fethiye İlçesinde yaşadığım, bu yaşımdan itibaren de hayata bakışımı, hayatımın seyrini etkileyeceğine inandığım bizzat yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum! 

Ülkemizin en gözde tatil bölgelerinden birinde beş belki de altı, yedi yıldızlı bir otel. Yaz sezonu konuklarının yanlarında götüremedikleri yaşanmışlıkları, sonbaharın dökülen yaprakları saklamaya çalışıyor adeta! Hemen, ‘’Yenilmez, milletimiz yıl boyu gece gündüz çalışıyor ve en fazla on beş gün süren, taksitli kredilerle, taksit taksit ettikleri geleceklerine mal olan tatilini yapıyor, onu da fazla mı gördün?’’ demeyin, haklı da olabilirsiniz. 

Benim için anlattığım yerle ilgili bahis konusu olan, sonbaharlarında, sonbaharın yaşandığı bu diyarda kısa bir süre misafir edilen neredeyse üç yüz kişi! 

Sahillerin bile sapsarı yapraklarla kaplandığı, ağaçların derin bir kış uykusuna hazırlandığı, hemen hemen tüm kışın hatta baharın sonuna, yazın başına kadar sadece olan bitene denizin bekçilik yapacağı bu diyarda tamı tamına üç yüze yakın insan! 

Hayata dair heyecan damarları kireçlenme yapmış, hayat ritimleri bozulmuş, zaman zaman vuran hayat ağrıları içerisinde, dolmuş gözlerle, donuk bakan üç yüz kişi! 

Ömürlerinde tatil nedir bilmemiş, evlatları için harcamış, sırf buralarda tatil yapma adına onları ihmal eden evlatlarının, aynı anadan, aynı babadan dünyaya geldikleri kardeşlerinin, ‘’dost bildikleri” nin yitikliğinde, hayata dair heyecan damarları tıkanmış üç yüze yakın insan! 

İşte bu üç yüze yakın insan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ASP Spor Kulübü organizesinde, ülkemizin kültürel değerlerinden olan ve her kültürel zenginliğimizde olduğu gibi başkaları tarafından bize tanıtılan BOCCE Türkiye Yetişkinler Ve Gençler Şampiyonası için Fethiye’de toplanmıştı! 

ASP Spor Kulübü Genel Başkanı Sayın Gürdal Gümüş Bey ve aynı spor kulübünün Ordu İl Başkanı Sayın Fahrettin Alkan Bey'in (kendileri köylümdür) daveti üzerine bendeniz de oradaydım. 

Müsabakalar kıran kırana devam ediyor ama bir tek hakaret, bir tek kabalık göze çarpmıyor, küfür bir yana nezaketin zirvesinde geçiyordu müsabakalar. 

Müsabakalar neticelendikçe, galip gelen ve bir üst tura çıkan takımın oyuncuları sevinçle havaya zıplıyorlar, hatırlatayım bu insanların en genci 65 yaşında ve takımlar kadın erkek karışık, derken galip gelen takımın sporcularından birisi aşırı sevinçten yere düşüyor ve sağlık ekipleri başına toplanıyor! Herkes telaşlanırken bendeniz, avazım çıkana kadar bağırarak ‘’İşte bu’’ diye bağırıyordum! Herkes durdu ve muhtemeldir ki, ‘’Burada bir insan müşkül durumdayken bu da ne oluyor?’’ diyerek bana bakıyorlardı! Sakince yerime oturdum sağımda ve solumda bulunan BOCCE Federasyonu Genel Başkanı Sayın Ahmet Recep Tekcan ve ASP Spor Kulübü Genel Başkanı Sayın Gürdal Gümüş Beylere gözlerimden dökülen sevinç gözyaşlarını silerek ‘’Allah sizden razı olsun’’ dedim! Her ikisinin de bir anlam veremeden baktıklarını görünce, ‘’Bakınız bu insanların hayata dair hiçbir heyecanları kalmamıştı, bu yerde yatan hacı amca ancak kederden baygınlık geçirebilirdi, ama siz öyle bir şey yaptınız ki, bu organizasyon ile onun hayata dair kireçlenmiş heyecan damarlarına bypass yaptınız ve o, heyecandan fenalık geçirdi’’açıklamasında bulundum. 

Keşke Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Betül Sayan Kaya Hanımefendi bu manzarayı görebilseydi de, ekibiyle hayata dair heyecan damarları kireçlenmiş bu insanların hayatında meydana getirdikleri bu güzelliği bizzat görüp, bakanlığı süresince hatırladıkça kendisiyle, ekibiyle gurur duysaydı! 

Keşke… 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları