YAZARLAR

Medeniyet ve Kültür Bakanlığı olmalı!

Uzunca bir zamandır yazmak istediğim bir konu var, lakin içinden geçtiğimiz zamana hakim olamadığımızdan maalesef yazmaya muvaffak olamadım!     

Beş duyumuz üzerinden muhatap olduğumuz algı operasyonları neticesinde kendimize hakim olamaz hale geldik! İstisnasız hepimiz kendimize hakim olup zamanı yönlendirmeye değil başkalarının hakim olduğu zamanın içerisinde sürüklenmeye mahkum olduk! Zaman zaman elimizin uzandığı bir dal bulduğumuzda, sürüklendiğimiz gayya kuyusundan çıkma umudu doğduğunda da ya tuttuğumuz dal kesiliyor ya da bileğimizden elimiz! 
Sadece millet olarak biz değil, mensup olduğumuz medeniyetin mensuplarının da bu halden kurtulmasının tek bir çaresi var ki, o da mensup olduğumuz medeniyetin normlarının bilinmesi ve mensup olunan medeniyetin alt ögesi kültürün birey ve toplum hayatında sağlıklı bir şekilde tahsis edilmesinden geçer! Aksi durumda, yaşadığımız bugünkü halin adı kimliksizlik olacaktır ve de olmuştur! Kimliksizlik, adı üstünde kim, ne olduğumuzun bilinmemesi,  ne olduğumuzu bilmemek de başkalarının tarifine mecbur bir hayat yaşamaya mahkum olmaktır! 
Bugün içte ve dışta   yaşadığımız tüm sıkıntılarımızın yaşandığı coğrafyaya baktığımızda, ortadaki tüyler ürpertici manzarayı bile görmekten uzak olduğumuz ortadadır! İçte son 30 yılda verdiğimiz can 100 bini aşmış, yanı başımızda sadece aynı medeniyetin çocukları Suriye’de, giden can sayısı milyonlarla ifade edilen bir sayıya ulaşmıştır! Bunlara trafik, yokluk gibi diğer sebeplerle verilen canlar da eklendiğinde ortaya korkunç bir manzara çıkmaktadır! 
Yiyeceklerimizin sağlıksız olmasından tutun da çarpık şehirleşmeye varıncaya kadar pek çok  meselenin altında yatan gerçek, mensubiyet, aidiyet duygumuzun, kültürel bağışıklık sistemimizin zayıflamasıdır! Zayıflayan bağışıklık sistemimiz dışarıdan zerk edilen en ufak bir mikropla çökmektedir! Buyurun onlarca yıldır baş belamız PKK, buyurun 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve onun öncesinde yaşadığımız Gezi Parkı provokasyonu! 
Bugün içte ve dışta maruz kaldığımız provokasyonları yapanları bir araya getiren ne?  Yunanistan’ın 15 Temmuz darbecilerini iade etmeyip ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarına izin vermesinin, ABD’nin FETÖ terör örgütünün alçak başını vermemesinin, Almanya, Fransa, İngiltere’nin birbirleriyle bire birde kanlı bıçaklı olurken bize karşı ortak tavır almalarının nedeni ne? Pek tabii  ortak medeniyetleri,  dışa yani bize karşı ortak medeniyetlerinde buluşma, içlerinde ise kültürel bağışıklık sistemlerini güçlü tutmaları! 
Peki karşımızdaki medeniyetlerin başarıp bizim başaramamamızın sebebi nedir? 
İçte kültürlerini sağlıklı bir şekilde yaşamaları neticesinde kültürel bağışıklık sistemlerini güçlü tutup, mensup oldukları medeniyetin hedeflerinde  buluşmalarıdır! 
Çünkü kültür öğrenilebilen, üretilebilen, tüketilebilen bir şey olup nesilden nesile sağlıklı aktarılmalıdır ki, medeniyet de güçlenerek devam edebilsin! Bakın, batının şehir mimarisinden tutun alt yapının, sağlıklı üretimin tüketimin,  adalet mekanizmasının işleyişi gibi pek çok şeyin  tek sebebi  bunu başarmış olmalarıdır!7 
İmdi, Ak Parti iktidarı  bu ülkeye çok büyük şeyler kazandırmıştır, lakin başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere  en çok da kültürel alandaki gelişmelerin yetersizliğinden muztarip olunmuştur. Belki de bu durumdan çıkabilmemiz için yapılmakta olan kamu idaresi alanındaki yeni çalışma bir fırsat olacaktır. Özelikle yeni oluşacak olan bakanlık sayısı ve idari yapılanma haberlerini maalesef ki sadece basından takip edebilmekteyiz! Sızan bilgilere göre de Kütür Bakanlığının kaldırılacağı Milli Eğitim Bakanlığına bağlanacağı rivayet edilmektedir. Eğer bu doğruysa bu çok büyük felaketlere sebep olacaktır! Esasen her bakanlığı şekillendirecek olan Kültür Bakanlığıdır. Geçmişte  bu bakanlığın Turizm Bakanlığına bağlanmış olması büyük bir hataydı!  Hele hele  asırlarca İslam Medeniyetinin bayraktarlığını yapan ve hala da bu bayrağı taşıyan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde müstakil bir bakanlık olacaksa o da Kültür Bakanlığı olmalıdır! Daha da ötesinde adı da Medeniyet ve Kültür Bakanlığı olmalıdır, ofisi de  Sayın Cumhurbaşkanımızın bitişiğinde  olmalı ki, tüm kanun ve kararnameler bu bakanlık tarafından Sayın Cumhurbaşkanının önüne gelmelidir! Bu gerçekleştirildiği taktirde şehirlerimizden tutun da, yediğimiz yiyeceklerden dış işkillerimize varıncaya kadar her şey sağlıklı bir yolda ilerleyecektir! 
Bakınız on yıl önce bugün 10 Haziran 2008’de ebediyete göçen merhum Cengiz Aytmatov “Beyaz Gemi” eserinde ne yazmış,, “Dedem diyor ki, atalarının adlarını kim olduklarını unutanlar, kötülük yapmaktan utanmazlarmış. Çünkü o zaman insanın nasıl biri olduğunu ne çocukları bilirmiş ne de çocuklarının çocukları!”