İmirzalıoğlu, Şaşmaz, Ergenç Kuzey Irak'a gitmeli 

Eğer siz bir imparatorluk bakiyesi üzerinde oturuyor ve hala sizi tanıyanlar sizi, devraldığınız imparatorluk ile tarif ediyor ve tanıyorlarsa, siz de bu imparatorluğun size bıraktığı nimetlerin sefasını sürüyorsanız cefasını da başınızdan atamazsınız! Siz bu cefaları başınızdan atmaya kalksanız da zamanın gerçekleri sizin önünüzü kesmeye devam eder. 

İnsan hayatında da durum böyledir! 

Babanızın size bıraktığı yatın, katın, bahçenin, dükkânın sefasını sürerken onun bıraktığı borçları da sahiplenmek zorundasınız. Onun size bıraktığı dükkânın komşuları ile babanızın kurduğu hukuku sürdürmek, ya da babanızın size anlattıklarıyla da o komşularınızla bir hukuk belirlemek zorundasınız. 

Bir de sülaleniz vardır sadece sizi değil, amcanızı, halanızı, dedenizi falanı filanı içine alan! Falanca sülaleden filancanın oğlu veya kızı diye tarif edilir, tanınırsınız. Durum burada da farklı değil, o tarif edildiğiniz sülalenin nimetlerini ve külfetlerini bir ömür yaşar, sizden sonrasına da tıpkı size devredildiği gibi devredersiniz. Ya da kolay olanı seçer sülalenizin, babanızın tüm mirasını reddedersiniz hatta soyadınızı da değiştirir hayatınıza öyle devam edersiniz. Gerçi yeni bir soyadı alsanız da, ‘’Ben onlardan değilim’’ deseniz de, sizi etrafınız yine eski soyunuz sopunuz ile anacak ve tanıyacaktır, size davranışlarını da ona göre ayarlayacaktır! 

Ülkeler, devletler de aynıdır, ülkelerin, devletlerin de soyu sopu vardır. Bu soydan doğan devletlerin adları başka başka da olsa o soy ile anılırlar! Hatta bu soyun içerisinden soya ihanet edenler bile yine o soy ile anılırlar! 

Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kurucu meclisini Meclisi Mebusun'a dayandırmış, kurum ve kuruluşlarını devam ettirmiş, borcuna, anlaşmalarına bağlı kalmıştır! 

Osmanlı coğrafyasında kaç devlet kurulmuşsa hepsinde bir Osmanlı tesiri vardır ve bu da çok tabii bir durumdur! Dikkat ediniz, yüz yıl öncenin sınırları yeniden çizilmeye başlandığı bu zamanda hala Osmanlı ve o dönemin yaşanmışlıkları konuşulmakta ve konuşulmak zorundadır da, çünkü ‘’Dün bugünü hazırladı, bugün de yarını hazırlayacaktır’’ gerçeği kendi hükmünü icra edecektir! 

Nasıl insan hayatında kendini tarifte soyunun ve sopunun tesiri var ve insan kendini o soy sop ile tarif ediyorsa devletler de kendilerini aynı şekilde tarif etmektedirler! İşte bunun adı da medeniyet, kültür dairesi içinde yerini alan, ‘’Aidiyet ve mensubiyet’’ duygusudur! 

Tüm bu yaşadıklarımızdan sonra derim ki, İstanbul ümmetin kültür başkenti olsun, olmalı!  Kopma nokrasına gelen aidiyet ve mensubiyet bağlarımız, İstanbul’dan geliştirilecek kültürel projelerle sağlamlaştırılmalı! 

Bakınız yanı başımızda bizim diplomatik pasaportumuzla dünyayı dolaşan bir kişiye, uydu bir İsrail devleti kurdurulmaya çalışılmakta! Süreci iyi takip edin göreceksiniz ki birkaç güne, haftaya kalmayacak, birçok Hollywood aktörü Kuzey Irak’a gidecekler! İyi takip ediniz birçok sosyal paylaşım siteleri fenomenleri sosyal paylaşım sitelerinde kampanya başlatacaklar ve de başlattılar! 

Elin adamı Müslüman mahallesinde gelip salyangoz satıp, ümmeti salyangoz müptelası yapmayı başarabiliyor da biz kendi lezzetlerimizi mahallemizde neden satamıyoruz! 

ABD’den kalkıp kuzey Irak’a gelmeyi bir Hollywood yıldızı düşünebiliyor da Kenan İmirzalioğlu, Halit Ergenç, Necati Şaşmaz neden düşünemiyor? Hadi onlar düşünemedi devlet yetkilileri neden düşünemiyor? Bu insanların dizileri, filmleri sınırlarımızı aşan bir şekilde seyrediliyor, kasetleri dinlenebiliyorken, -ki bu da bireysel bir başarıdır- neden bu da bir ümmet projesi olamasın! 

Merhum Humeyni’nin İran Devriminin, İbrahim Tatlıses kasetlerinin içerisinde yolladığı ‘’Herkes damına çıkacak ve sabah ezanı okuyacak’’ sözü ile başladığını bilmiyor muyuz? 

Bayrak düştüğü yerden kalkacaksa, bu bayrak da İstanbul’un elinden alındıysa yine buradan kalkmalıdır! 

Hadi İstanbul’u ümmetin kültür başkenti ilan edelim, ümmetin kültürel ihtiyacı da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı tarafından karşılansın! Bu isteğime şaşırmayın, zira iki umre bir Hac nasip etti bana Allah’ım, her üçünde de baktım, Mekke ve Medine’nin sokakları İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından temizleniyordu!  

Aslında bu ilanınız, malumun ilanı olacaktır!