Resme bakar mısınız? 

Konya’dayım, Konya Selçuk Üniversitesi Aladdin Keykubat Kampüsü içerisinde  Güzel Sanatlar Fakültesi bahçesinde bulunan bir banka oturdum ve yukarıdaki heykeli seyretmeye başladım! 

İnsanlık var olduğu günden beri tek bir tarif üzerinde ittifak edilemeyen “sanat nedir?” sorusunun cevabının ne olduğunu görmenin, idrakine varmanın hazzını yaşayarak yazıyorum bu yazıyı! 

Pek çok şeyde olduğu gibi, özellikle Avrupa’nın ve dünyanın diğer bölgelerinin heykelleri ve tüm sanat eserleri hep cazip gösterilmiştir -gerçek sanat eserlerini tenzih ederim-, ancak bazen de sanat adına öylesine ileri gidilerek sanatta(!) varılan pespayelikte sınır tanınmaz hale  gelindiği de göz ardı edilemez! Falan meydandaki heykel üzerinden falan diyarın üzümlerinin şarapları anlatılmadı mı bu sütunlarda! 

Bir kesim de putperestlik döneminin, putperest bağnazlığına gömülüp, sanat-put arasındaki ayrımı düşünmeden, sanat eserine karşı koyarken kendi kafasındaki bir başka putperestliğin esiri olmadı mı? 

Kirlettiğimiz, talan ettiğimiz tabiatta yaptığımız peyzaj çalımaları ayıplarımızı örtmeye yetmediği bu zamanda asıl peyzajı kafalarımızda yapmamız gerektiğini ne güzel gösterdi sanatçı eserinde bizlere! 

Yazılarımda, konuşmalarımda ve sahnelediğim oyunlarda her fırsatta “Sanat ayna tutar! Eğer aynaya bakmazsak biz nasıl göründüğümüzün farkında olmayız, ancak bizi gören bizim nasıl göründüğümüzün farkına varır ve bize ona göre davranır” demişimdir! 

Buyurun 653 yıl öncesi bugüne, 26 Eylül 1364 tarihine gidelim, bakalım ne olmuştu? 

Biz 30 bin kişilik Haçlı ordusunu 20 bin kişilik ordu ile Sırpsındığı savaşında yenmiştik! Bir başka ifadeyle I. Murat Han dedesi Sultan Alparslan’dan aldığı mirası yere düşürmemişti. Eminim ki bu zaferi kazanan orduda, 1187’de Kudüs’ü fetheden Kürt Kumandan Selahaddin Eyyubi’nin  torunları da vardı! 

Biraz daha yakına gelelim, 26 Eylül 1947 tarihine... 

Peki bu tarihte ne olmuştu? 

İngiltere, “Filistin’deki Yahudiler kendi kaderlerini belirlemeli” demiş ve Filistin’i boşaltma kararı almış, burayı boşaltmıştı! 

Sonrası, sonrası malum... 

Gelelim, 26 Eylül 2017’ ye, Filistin’deki bugünkü duruma... 

Bugün eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmasa, ne Filistin ne de Filistinliden söz edilebilir! 

Gelelim, Kuzey Irak ve referanduma... 

Sanki 653 yıl öncesinin Haçlısı geldi, tıpkı 70 yıl önceki gibi “Yahudi” kelimesinin yerine “Kürt” konuldu! 

Netice mi? 

Hala soruyor musunuz? 

70 yıl sonra bugün referandum yapılan diyarlarda Kürt’den söz edilecekse ki edilecek inşallah, bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti sayesinde olacaktır! 

Biz yeter ki, kafalarımızın içinin peyzajı ile uğraşmayı öncelik sayalım! 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları