YAZARLAR

Sayın İnce, Paşa'yı kulağına kim üfledi?

Şu mübarek günlerin yüzü suyu hürmetine diyorum ki Allah bu millete acısın! 

Bundan önceki yazılarımda Millet İttifakı'nı oluşturan partilere demokrasimizin ve demokrasinin olmazsa olmazı uzlaşma kültürünün neticesi olarak bakmaya çalıştım! 

Belki de 1980 darbesinden sonra irili ufaklı tüm siyasi yapıların mecliste temsili imkanı doğdu! Daha yakın zamanda yüzde sekizlere dokuzlara varan oy alan siyasi partilerin meclis dışı kaldıklarını unutmayalım! Bu imkanı ister kabul edersiniz ister kabul etmezsiniz mevcut iktidar ve MHP sağlamıştır! 

Lakin adına millet ittifakı denen yapının ve bu yapı içerisindeki parti liderlerinin söylemlerine bakıyorum da  şu mübarek günlerin yüzü suyu hürmetine Allah bu millete acısın, demekten kendimi alamıyorum! 

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu ve bundan sonra yapılacak seçimlerde en büyük rakibi siyasi partiler değil, 16 yılda ortaya koyduğu icraatın ve kendinden önceki eski Türkiye’nin unutulması bilinmemesi! 

Şu 16 yıllık AK Parti iktidarının ülkeye yaptığı hizmetin ne anlam taşıdığını bu ülkeyi yönetmeye talip kişiler tarafından takdir edilmek bir yana yok sayılması, bu millete hakarettir! 

24 Haziran seçimlerinde aday olan CHP’li Sayın İnce, inceden inceden milletin değerlerini hatırladı derken, bir anda ne denli hakkaniyet duygusundan uzaklaştığını da bize gösterdi! 

Geçenlerde Eyüp Sultan ilçemize adını veren Eyüp Sultan Hazretleri'nin kabrini ziyarete gitmiş! 

Ala, ne güzel! 

Her ne kadar kendisine takdim edilen hat tabloyu ters tutsa da, ki bu tür hediyelerin seçim sathı mahallinde hatırlanmış olması da milleti  mutlu etmiştir! 

Camii çıkışında bizim hemşerilerden bir bacı ile karşılaşıyor! 

Bacı edepli, saygılı... 

Hani ne de olda karşısında bir cumhurbaşkanı adayı var! 

Sayın İnce‘nin inceden iğnelemesine sabretse de ne zaman ki Sayın İnce kime oy vereceğini soruyor, iradesine sahiplenmenin vakurluğu ile gizlemeden kekelemeden AK Parti diyor ve başlıyor AK Parti'ye neden oy vereceğinin sebebini anlatmaya! 

Bizzat kendisinin yaşadığı bir sağlık macerasını anlatıyor. Bu ülkede ameliyat olabilmek için 5000 lira bıçak parasının istendiği günlerden bahsediyor, nihayetinde de tek kuruş ödemeden ameliyatını yaptırdığını ve sağlığına kavuştuğunu söyledikten sonra da İnce’nin hiç kusura bakmamasını rica ediyor! 

Sayın İnce hadi sen uzunca bir zamandır milletvekilisin senin hastanen her şeyin milletinki gibi değil,  ayrıcalıklı, gerekirse de yurt dışında hastanelerin kapıları sana açılırdı! 

Lakin, sizin solcuların sinema filmlerini de hiç mi seyretmedin be muhterem Muharrem? 

Hastasını kızakların üzerinde hastaneye yetiştirmeye çalışan Yılmaz Güneyleri, Tarık Akanları, Anadolu’nun mağdur hastalarını şimdilerde artık en ücra köylerden  ambulans helikopterler taşıyor! 

Bu hizmetin hakkını inceden de olsa teslim etmezseniz işte böyle bir camii kapısında bir Trabzonlu bacı hak, hakkaniyet kavramlarını hatırlatır! 

Hani içimden “Şu CHP bir iktidara gelse de şu millet unuttuğu, gençler de hiç tanımadığı CHP zihniyetinin ne olduğunu görse” diyecek oluyorum, ancak hemen ardından, “Allah’ım bu millete acı” diye dua edip, vazgeçiyorum! 

Şu sıralar Kahramankazan’dayım. 

Kahramankazan’da iftar vaktini beklerken Sayın İnce ‘nin tüm inceliğini terk edip kabalaşarak, Sayın İsmail Metin Temel Paşa’nın güya apoletlerini sökeceği densizliğini dinledim! 

Bu densizliği sizler de dinlediniz lakin bendeniz Kahramankazan’da Birgül Yılmaz ile beraber dinledim! Birgül Yılmaz da kim derseniz, 15 Temmuz başarısız işgal girişiminde, üzerine kapanan babasını şehit vermiş, 15 Temmuz gazisi Birgül Yılmaz! 

Kimin apoletlerini sökecekmiş İnce? 

15 Temmuz başarısız darbe girişiminin abide şahsiyeti, şimdi bizzat Afrin’de cephede neferleriyle omuz omuza  savaşan kahraman İsmail Metin Temel Paşa’nın apoletlerini! 

İşte, orda dur Sayın İnce ve kabalaşma! 

Seni feveran ettiren şeyin, Sayın Paşa’nın iftar sofrasında devlet terbiyesi ve zarafetiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızı alkışlaması olduğunu sanmıyorum! Bu zamana kadar mevcut ve geçmiş cumhurbaşkanlarımızı, bir çok paşa alkışladı! 

Peki, neden İsmail Metin Temel Paşa? 

Biraz dürüstlük lütfen, itiraf et ki duyalım, Sayın Paşa’yı yoksa kulağına birileri mi üfledi?  

Bu üfürükle burnumuza okyanus kokusu gelmedi değil!