Şenol Güneş öğretmenim! 

Salı günü herkesin yaptığı gibi bendeniz de geçtim televizyonun başına, Beşiktaş-Porto maçını seyrettim. Öncelikle Beşiktaş Kulübü'ne, Başkanı'na, sporcusuna ve de Teknik Direktörü Sayın Şenol Güneş Öğretmenime, özellikle demoralize edilmeye çalışıldığımız şu günlerde moral verdikleri için şahsım, milletim ve ümmet adına şükranlarımı arz ederim! Ümmet adına teşekkürümün nedeni ise, Beşiktaş’ın attığı gole Balkanlardaki Boşnak kardeşimizden tutun da Kerkük’teki Türkmen kardeşimize, Erbil’deki Kürt kardeşimizden, Libya’daki Arap kardeşimize, Doğu Türkistan’daki Uygur kardeşimize kadar en uzaklardakiler de dahil olmak üzere herkes sevindi ve sevinç çığlıkları attı! 

Dünyanın neresinde olursa olsun, İslam Medeniyetine mensubiyet duyan her bir fert Beşiktaş’ımızın zaferine sevindi! İşte bunun adı, ‘’Aidiyet’’ diğer bir ifadeyle de ‘’Mensubiyet’’ duygusuydu! Bundan dolayıdır ki, ümmet coğrafyası hep acılıdır, çünkü ümmet coğrafyasında ümmetin çocukları ölmekte, daha da acısı ümmet çocukları birbirini öldürmekte! Bütün bunlara rağmen emin olun ki, ellerinde silah birbirlerini öldürenler dahi dün Beşiktaş maçını seyretti ve Beşiktaş’ın golüne sevindi! 

İşte bütün bu sevinci de bir öğretmen, hem de bir ilkokul öğretmeni olan Sayın Şenol Güneş yaşattı, Trabzon’un bir köyünde, bir köy okulunda öğretmenlik yapmış olan Öğretmen Şenol Güneş! 

Sayın Şenol Güneş öğretmenimi Trabzonspor’da teknik direktörlük yaptığı dönemde, ziyaret ettiğimde tanıdım. Hayatımda ilk kez birinin karşısında sadece dinledim, hiç konuşmadan, gözümü ve kulağımı bir an bile kaçırmadan! İşte o gün bana, ‘’Benim derdim bu Trabzon’a çeşitli dillerde eğitim yapan kolejler açılması’’ demişti! Muhteşem bir ağırlanmanın neticesinde vedalaşıp ayrılırken ilk yapmak istediğim şey, şimdi Cumhurbaşkanımız, o dönemde Başbakanımız olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı arayıp, ‘’Efendim ne olur Sayın Şenol Güneş’e teknik direktörlüğü yasaklayın ve tıpkı merhum Adile Naşit’in bir zamanlar TRT’de yaptığı gibi haber öncesi beş dakika ‘Spor nedir?’ başlıklı bir program yapmasını sağlayın! ‘’ demekti! Bu düşüncemi gerçekleştiremedim belki de gerçekleştirmek istemedim, netice de Şenol Güneş, Trabzonspor’un teknik direktörüydü ve ben de Trabzonspor şampiyon olsun istiyordum! 

Evet, Salı günü Beşiktaş’ımız bize bir sevinç yaşattı, peki Salı günkü maçın kadrosunda niye Beşiktaş’ın alt yapısından yetişmiş, 1991 doğumlu Batuhan Karadeniz yoktu da, 1991 doğumlu gurbetçi Şenol’un oğlu Cenk Tosun vardı? Salı günkü maçta bizi sevince boğan golün pasını, neden Beşiktaş alt yapısından yetişen Batuhan değil de Cenk Tosun attı? 

Çünkü o, Almanya’nın SG Praunheim, SV Raunheim, Eintracht Frankfurt alt yapılarında yetişti, tamam Cenk de bizim evladımız gururumuz, canımız, ciğerimiz ama… 

Özelikle sınavların ve eğitim sistemimizin sık sık değiştirildiği, değiştire değiştire yine de bir türlü bir şeyleri oluşturamadığımız, aklı bir kenara bırakıp, birbirimizi en acısı da Batuhan Karadenizleri yediğimiz şu günlerde, bu durumu biraz düşünsek mi? 

Hepsi bizim evladımız, ancak az çok futbolu bilenler bana katılacaktır ki belki de Batuhan, Cenk’ten daha yetenekliydi! Bakınız bir örnek daha, eğer Sayın Şenol Güneş Öğretmenimizle çalışma imkânı bulamasaydı, Burak Yılmaz da Batuhan’ın kaderini yaşayacaktı! Nitekim Batuhan Karadeniz de, 21 Ocak 2017’de Sayın Şenol Güneş Öğretmenle çalışmak istediğini bizzat söylemişti!  Öyleyse ne yapmamız gerektiği belli değil mi? 

Bu vesileyle tüm öğretmenlerimin yarınki Öğretmenler Gününü kutlar, yaşları ne olursa olsun tüm öğretmenlerimizin saygıyla ellerinden öperim.

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları