Sitelerde talan sokaklarda terör!

Zaman, dünya denilen mekânı öylesine bir daralttı ki, dünyanın ve dünyalının nefes alması neredeyse imkânsız bir hale geldi! İnsanlık bırakınız geleceğini planlamayı yaşadığı anda ne yaşadığını ve ne yaşayacağını bile anlayamaz hale geldi, tam anlamıyla bir teslimiyet hali yaşamaktayız! 

İçte yaşananlarla, dışta yaşananlar öylesine birbirine geçti ki, her şeyin kontrolü nerdeyse bizim elimizden çıktı! Kontrol elinizde değilse, genel içindeki ağırlığınız nispetinde gidişata ya birazcık etki edebiliyor ya da teslim olup rüzgârın önündeki yaprak gibi savruluyorsunuz! 

Dışta yaşananlar, ekonomik güç, savunma sanayi gibi dünya konjonktüründe kalitenizi arttıran unsurlar, önceki neslin yani dedenizin babanızın size bıraktığı imaj ile doğru orantılıdır! Bir başka ifadeyle ekonominiz çok güçlü, savunma sanayiniz istenilen gibi olmasa da babanızın, dedenizin imajı, dışta biraz olsun elinizi güçlendirebilir. 

Buna en güzel örneklerden biri de ülkemiz Türkiye! 

Asya’nın bir ucundan Avrupa’ya, Afrika’nın bir ucundan Antarktika’ya kadar gerek Selçuklu gerek Osmanlı imajı her daim biz torunlarına itibar kazandırmıştır! 

Zaman zaman dara düştüğümüzde dedelerimiz ve babalarımızın bu imajı, bize en zor şartlarda ilaç olmuştur. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında, Libya’nın bize uzattığı el gibi! 

Bir başka ifadeyle atalarımızın kalitesi aradan geçen asırlık zamana bile yenik düşmemiştir! 

Ya biz? 

Bu zamanda bizler aynı durumu koruyabildik mi? 

Bir dönem dedelerimiz dükkanının kapısında kilit kullanmaz iken, kilidi yirminci asırda tanıyan biz! 

Komşunun malını kendi malı gibi gören atalarımıza karşılık şimdinin çocukları, torunları olan biz! 

Bırakınız sadece insana saygıyı, göçmen kuşları bile düşünüp vakıf kuran babalarımız, dedelerimiz ve torunları biz! 

Bugüne dair fazla değil sadece iki örnek vereceğim: 

İstanbul’da bir sitede oturuyorsanız, kesinlikle yüklü bir aidat da veriyorsunuzdur! Birbirimizden korkumuza, kalın duvarlarla çevrilen, tel örgüler gerilen, sokaklarına kameralar konulan yetmiyor denilip bir dönem fazlasıyla alınıp depoda çürütülen, eski yönetim onları heba etmiş yenileri alınacak bilmem ne kadar kameramız olacak denilen ve daha pek çok şey denilen, arabanızı park etmek için kovalamaca oynanan, evinizin çelik kapısına kadar da pek çok kapıdan geçilen, şehrin kolluk güçleri yetmezmiş gibi site kolluk görevlilerinin kol gezdiği  -yine de olan bitenden habersizler- cezaevlerini aratmayan sitelerimiz ve biz? 

Kendi yaşadığım site de dahil olmak üzere, sabah kalktığınızda arabanızın aynaları kırılmış, silecekleri sökülmüş halde bulabilirsiniz! Maaşını sizin aidatlarınızdan alan güvenlik görevlisini çağırdığınızda ‘’Arabanızın başına 24 saat adam dikemeyiz’’ cevabını da alabilirsiniz ki, ben bu cevabı aldım! Velev ki aidatlarınızla, tadilatlarınızla ilgili bir durum olsun, anında mesaj, telefon, olmadı haciz ihtarıyla bombardımana uğrarsınız, çünkü ortada bir rant var ve bu rantın başında da dünün çek senet mafyası üsluplu yönetimler ve idareciler var! Site sakinleri sindirilmiş, hakkını arayan birine, ‘’Bu konuda sadece siz şikâyet ettiniz” denilerek bir de suçluluk duygusu hissettirilir! 

Zayiata uğramış aracınızla sesinizi kısıp yola çıkıp, sağdan sağdan yavaşça giderken önünüze aniden zebellah gibi bir dolmuş atlar, camınızı indirip tam bir şey diyeceksiniz ki, bir bakarsınız karşınızda uyuşturucunun her haltını yemiş, akşamdan kalma, saçı sakalına karışmış birinin elini kolunu sallayarak ettiği sinkaflı küfürler! 

Durum bu, sitelerde mafyavari talan, sokaklarda terör! 

Buradan sormak istiyorum! 

İçte vasat insani münasebetleri yakalayamayan biz, dışta dedelerimizin imajını tüketerek nereye kadar gideceğiz? 

Hadi biz gidebildiğimiz yere kadar gittik de ya çocuklarımız… 

Farkında mıyız, onların bizim gibi en azından dışta ellerini güçlendirecek dede mirasları olmayacak! 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları