Size AKM desem ne hatırlarsınız?  

Yıkılsın mı? 

Yıkılmasın  mı? 

Elden geçirilip tamir mi edilsin? 

Yeniden mi yapılsın? 

Ne çok konuşuldu, ne çok tartışıldı ve ne çok da kavgalar yapıldı üzerine! 

Benim diyen siyasiler bile, bu konuda cesaretle laf etmekten imtina ettiler! 

Yıkalım yerine yenisini yapalım diyen, gerici, Atatürk düşmanı oldu! 

Yıktırmam da yıktırmam diyenler de değme Atatürkçü(!) 

Aslında çok da aşina olduğumuz bir kavgaydı bu! 

Emek Sineması ayakta durmakta zorluk çekerken de aynı kavgalar yapılmadı mı? 

Ya, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin elden geçirilmesi kararından sonra yapılan gösteriler! 

Emek Sineması için, “Yıktırmam da yıktırmam “ diye nara atanlar, şimdi galalar yapıp tiyatro oynarken , “Yapmayın ne olur” diyen bizler de ancak cafesinde çay içebiliyoruz! 

Dün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi için gösteri yapıp nara atanlar, şimdi sanki o gösterileri ve devlet idarecilerine o hakaretleri yapanlar onlar değilmiş gibi pişkin pişkin bordrolu sanatçılıklarının keyfini sürmekteler(!) 

Bu kavganın en müthişi AKM (Atatürk Kültür Merkezi) için verildi! Adeta bir mabet konumuna getirilen bu bina en nihayet yıkılacak ve yerine yenisi yapılacak. 

Yerine nasıl bir şey yapılacak bilmiyorum,  zaten yerine yenisinin yapılacağını da Sayın Cumhurbaşkanımızın proje açıklamasını haberlerde seyrettiğimde öğrendim. Anladığım kadarıyla iddialı bir eser çıkacak ortaya. 

Düşünülmüş müdür bilmiyorum,  ama keşke haberimiz olsaydı da yapılacak yeni eserde, Geleneksel Temaşa Sanatlarımızın bize özgün sahne yapısı olan bir “Meydan Sahnesi”nin de yer almasının faydalı olacağı  fikrini iletebilseydik!  En azından Sayın Cumhurbaşkanımızın bu önemli açıklamasından haberdar edilseydik de bu tarihi ana şahitlik yapabilseydik, neyse davetli listesini yapan yetkililerin elbette bir davet kıstası var ki biz davet alamadık!  

İmdi  size “AKM “ dediğimde ilk aklınıza ne gelir diye sorsam, kaçınız “Ben orada tiyatro, sinema , konser, opera seyrettim” diye cevap verebilir? Şundan eminim ki nüfusu on  beş milyona dayanmış belki de geçmiş İstanbul’un binde biri bile bu cevabı veremez, veremez çünkü dönemin AKM’si öyle herkesin girebileceği bir yer olmadı, olamadı! 

Bu ülkede otuz küsur yıldır hem de bu ülkenin 81 vilayetinde tiyatro oyunu oynamış biri olarak, ben bile bu cevabı veremem biliyor musunuz? 

İşte mesele de bu zaten! 

Biri bana,  AKM dese öncelikle,  Gezi yağması sırasında boydan boya asılan terör örgütlerinin paçavraları ve insanlık düşmanı liderlerinin resimleri gelir aklıma! 

Bir de 70’li yıllarda, kanlı 1 Mayıs olaylarında insanların üzerine sıkılan kurşunlar! 

 Peki, bir ülkenin , dahası dünya şehri olma özelliği taşıyan bir şehrin kültür ve sanatla hatırlanması gereken binası, terör ve kanla hatırlanıyorsa, sizce bu tuhaf değil mi? 

Evet yıkılsın o bina, ne estetik ne de tarihi önemi olmayan bina ( kırk küsur yılı bir bina için tarihi sayıyorsanız sizin için yapılacak bir şey yok) hatta molozları da bir şekilde yok edilsin ve hiçbir şekilde yeni yapılacak binada kullanılmasın! Kullanılmasın ki yeni yapılacak binaya, eskinin ötekileştirme, aşağılama ve ihanet mikrobu bulaşmasın! 

Yeni yapılacak binanın kapıları sadece bölücü terör örgütlerinin militanı olmanın ötesine gidemeyen sözde sanatçılara değil, sosyalist olsun ne olursa olsun, ama “hain “ olmayanlara açık olsun! Duvarlarına, bu ülkenin insanlarına kasteden terör örgütlerinin paçavrası ve liderlerinin resimleri  asıldığında, “Hayır, bu binanın adı ATATÜRK Kültür Merkezi sen bu paçavraları buraya asamazsın “ iradesini gösterecek sanatçılara açık olsun! 

Olsun ki, yıllar sonra İstanbullulara , AKM dendiğinde nüfusunun  en az yarısı, “Ben orada tiyatro, opera seyrettim” diyebilsin. 

Hülasa, AKM yıkılırken o binanın kapılarını bu millete açmayan zihniyet de, yıkıntılarının altında kalsın ve yok olsun!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları