Anadolu Kartalı süzülerek uçuyor Anadolu'da 

Anadolu’muz yavaş yavaş uyanmaya başlamış; kar altında çatlayan ekinler, çim olup fışkırmış toprağın yüzüne; fındık dallarında yapraklar sıçankulağı misali; güneşin tesiriyle inatçı tohumlar da çatlamakta; Anadolu’nun yüksekleri, bendeniz gibi ellisini aşmış delikanlıların saçlarına sakallarına düşen aklar misali, karlı. Ben yine, yarı ak karların kapladığı memleketimin yollarındayım! 

Medeniyetlerin beşiği Çorum’dayım! 

Milli mücadelemizin abide şahsiyetlerinden merhum Mehmet Akif Ersoy’u, ‘’Safahat’’ piyesimizde, Çorumlu kardeşlerimizle birlikte dualar ederek andık! Oyunumuzun bitiminde ettiğimiz dualarımızın ortak dileği, merhum Akif’in duasıydı, “Allah’ım bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırma!”. Akşamı geçirmek için misafir edildiğimiz otelde, neler geçti neler gözlerimin önünden! Ana caddeye bakan odamın penceresini açıp baktığımda, sanki sokak kulaklarıma içli bir türkü fısıldıyordu: 

“Hasan’ım aslanım cahil Hasan’ım 

Yağlı kamalardan ölen aslanım 

Hasan’ım aslanım güzel Hasan’ım 

Üç günlük evliyken ölen aslanım 

Üç günlük evliyken ölen Hasan’ım!” 

Hani, “Darbenin olgunlaşmasını bekledik” demişlerdi ya, 1980’in Mayıs’ında ölen Hasan’lar geçti sanki sokaktan! Sabah, Çorum Belediye Başkanı Sayın Muzaffer Külcü’den Çorum’u dinlediğimde, gece yanan yüreğimin yangını söndü, yerine umut doldu! 

Umut dolu yüreğimizle, Çankırı’nın yolunu tuttuk! Zamanımız bol olduğu için ara yoldan Dodurga, Kayı Köyü giderken Aman Allah’ım, sanki dağların arasından at kişnemeleri, kılıç şakımaları, kurt ulumaları geliyordu! Radyomuzda bir Çankırı türküsü: 

“Akşam oldu güneş gider şimdi buradan 

Dertli dertli kaval çalar çoban dereden 

Güzel seni bağışlasın bana yaradan 

Gir sürüye kurt kapmasın gel yavrucuğum 

Sonra benden ayrılırsın gel kuzucuğum.” 

Dağların arasında sanki bizim için, bir şeyleri saklayıp, korumuş -Emir Kara Temur’un fethettiği- Çankırı, 1074’ten beri düşman ayağı basmamış, yarenlerin şehri Çankırı! 

Oyunumuz için, Yüzüncü Yıl Kültür Merkezi’ne geldiğimizde yıllar öncesine ait, benim de yer aldığım bir resim kondu önüme! Resmin yanında da adıma yazılmış bir şiir! 

“Adam gibi adamı her zaman anarım 

Diline, beline, eline inceden inceye bakarım 

İsimler Ali, Veli, Hasan, Hüseyin, Cemal olsa da 

Sayın Ahmet YENİLMEZ’i cennet bahçesinde kucaklarım.” 

Sevgili Rıdvan YAMUÇ, 1990’lı yılları koymuştu önüme! 

“28 Şubat”lı yıllar! 

Sene 2017 ve bendeniz, ‘’1915’den 15 Temmuz’a’’ oyunumu oynamak için Çankırı’dayım, salon hınca hınç dolu, Çankırı Belediye Başkanı Sayın İrfan Dinç ve eşleri seyretmek üzere yerlerini almışlar, Sayın Başkanın Çankırı için yaptığı hizmetlerden sadece birkaçını hatırladım bir an!  

Emir Kara Tekin’in türbesinin olduğu tepeye çıktığınızda, çayınızı yudumlarken uzakta bir uçak göreceksiniz, işte o uçak bir kütüphane, üstelik bu kütüphaneden üç tane daha var Çankırı’da, ayrıca bir de gezici kütüphane! 

Sadece şu kadarını diyeyim, Çankırı, ülkemizin havası en temiz şehri, kaya tuzuyla ilgili anlatacaklarım ise bir başka yazımın konusu! 

Oyunumuzun nasıl geçtiğini merak edenlere de derim ki, 15 Temmuz başarısız işgal girişiminde de, ayak basamamış düşman, Çankırı’ya! 

Sabahın erken saatlerinde İstanbul’a yola çıktığımda, saçlarına yer yer ak düşmüş Ilgaz Dağları'nın tepesinde Anadolu Kartalı uçuyordu! Hamdolsun ki çift başlı kartalın fethettiği Anadolu’mun dağlarında Anadolu Kartalı hala süzülerek uçuyor!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları