YAZARLAR

Evettt...Bugün tarihi bir gün!

Bugün itibariyle Yeni Türkiye’nin ilk günü olması hasebiyle yeni yepyeni bir döneme adım atmış bulunmaktayız! 

Bu yepyeni dönem ülkemize, ümmete, insanlığa hayırlı olsun, çirkinlikleri def etsin, güzelliklere vesile olsun inşallah! 

Unutulmaması gereken gerçek şudur ki, dünyada ideal, hatasız kusursuz, eksiksiz hiç bir sistem olmamış ve olamayacaktır! Daha da ötesi sistemleri düzgün kılan sistemi işleten de insan, sistemin işleyişinden etkilenen de insandır! Önemli olan muktedir insandır! Muktedir insan da güçten ziyade akıl ve akletmek üzere hareket ederse o sistem tüm eksikliklerine rağmen doğru işleyecektir, çünkü akıl ehliyet ve liyakat arayacak, aklın ve liyakatin çalıştırdığı sistem ne kadar eksikliği olursa olsun adil olacak, adalet dağıtacaktır! Adaletin olduğu yerde de insanlar eksikliklere tahammül edebilecektir! Bilecektir ki adil işleyen sistemde adalet yerini bulacaktır! 

Aslolan insandır! 

Sistemi işleten kadrolar, hakim değil hadim (hizmetçi) olduğuna yürekten inanırsa emin olunuz ki, büyük hataları bile, yürekten kabul görecektir, çünkü aslolan yürektir! 

İnsanımızın, devletimizin ve dahi insanlığın en zaruri ihtiyacı da yürekli insandır. Bunun bir nevi insanlığın vazgeçilmez anayasası manifestosu olduğu da insanlığın geçirmiş olduğu milyarlarca yıla dayanan tecrübeyle kaimdir. 

İşte bunun içindir ki, Hazreti Peygamber Mekke’nin anahtarını daha Müslüman dahi olmayan Osman Bin Talha’ya verir! 

Mekke'nin Fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliğini, bakımını yapar. Peygamberimiz (sav) içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı ondan alır ve içeri girerler. Bu esnada Osman Bin Talha Müslüman değildir. O esnada Peygamberimizin (sav) amcası Hz. Abbas Kabe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamberimiz (sav) de anahtarı amcasına verir. O esnada bir ayet iner. Ayette şöyle buyrulur: “Allahü teâlâ size emanetleri ehline vermenizi emreder...” (Nisa,58). Bunun üzerine Peygamberimiz anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine yani Osman Bin Talha'ya verir. Bunun aksinin nelere mal olduğunu, başta Sayın Cumhurbaşkanımızın onca emeğinin ve Cumhuriyet tarihini katlayan onca hizmetlerin nasıl da bir çırpıda zedelendiğini hepimiz üzülerek tecrübe ettik! Bugün Ak Parti’nin mecliste tek başına çoğunluğu kaybetmesi, buna tezat olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek oyla seçilmesi bunun en bariz ispatıdır! 

Millet 24 Haziran’da yapması gerekeni yapmış, nelerden, kimlerden, kimlerin ne icraatlarından rahatsız olduğunu, kimden ve kimin icraatından da memnun olduğunu açıkça ortaya koymuştur! Bir tarafta yüreği yerine midesini, gönlü yerine ihtiraslarını öne alanlar bitmiş, diğer yanda yüreği ve gönlünü her daim önde tutanlar, hak ettiği karşılığı bulmuştur! 

Bize de düşen görevler var elbet, asıl görev bizde! Geçmişte yaptığımız gibi, midemiz ve ihtiraslarımızla bakar ve görürsek, layık olduğumuzu yaşamaya mahkum olacağız! 

Bu satırları Yeni Türkiye’nin ilk anlarına Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde şahitlik etmek üzere yola çıktığım Ankara yolunda yazıyorum. Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın yaptığı Bolu Tüneli’nden  geçerek, Yeni Türkiye’nin temellerini atan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tamamladığı yolda ilerlerken yazıyorum. Yola da tiyatromuzun bulunduğu Fatih’ten, merhum Adnan Menderes’in yattığı Vatan Caddesinden çıktım! 

Nereden nereye... 

Evettt... Bugün önemli bir gün! 

Hem de çok önemli! 

Unutmayalım ki, yaşadığımız bugünde idam sehpasında şehit olanların, ölümleri hala muamma olan, en son da 15 Temmuz’da canlarından, yarlarından, evlatlarından vazgeçmiş, midelerini, ihtiraslarını değil yüreklerini ve gönüllerini önde tutmuş şehitlerimizin hakkı var!  

Hadi bugüne, bugünde hakkı olanlara bir Fatiha okuyarak başlayalım!