YAZARLAR

TURNUVALARA ÖZEL KURALLAR GELMELİ!

Teknolojinin peşine takıldık, hatasız ve adil maç yönetimi diye tutturduk gidiyoruz. Sanki yıllardır top peşindeki sevdamızın ana derdi hakem yönetimleri miydi? Bizlere bu oyunu sevdiren şeyin en önemli anahtar parçası hakem miydi? Tabii ki asla! 

Biz bu oyunu hatasıyla sevabıyla sevip izliyorduk hali hazırda. Atılan şık gollerden zarif asistlere, kalecinin müthiş plonjonundan direkten dönen topun ağları sallamasına, berabere giden bir maçın uzatma anlarında gelen golden sonra tribünlerin coşkusuna, kaçan bir golden sonra seyirciden çıkan uğultusuna aşığız biz bu oyunun! 

✦ ✦ ✦  

Hakemine taktık yeşil zemindeki güzelim sevdanın. Her oyuncu her kritik pozisyon sonrası eliyle ekran işareti yapmaya başladı sahada! “Ekrana bak hocam ekrana!” mesajı kaynıyor her yer. Peki biz ne istiyoruz? 
-Fransa-Danimarka maçı gibi gruptan el ele çıkmak için yıldızlar topluluğunun azap futbolunu mu? 
-Senegal'in yediği golü duyunca 2 sarı kart daha az gördüğü için üst tura çıkmayı hak eden Japonya'nın yenik götürdüğü maçta rakip sahaya geçmeme aymazlığını mı? 
-Çanakkale geçilmez oynamaya gelip savunmadan başka bir şey düşünmeyen ülkelerin çirkinleştirdiği futbolu mu? 
-Elindeki kadrosunun zarafetine rağmen korkak oynatan cesaretsiz teknik adamları mı? 
-En son olarak Kolombiya-İngiltere maçında yaşanan kaleci Ospina örneğindeki gibi, aut kullanmak için hipnoz olmuş şekilde ileri uçtaki arkadaşlarına bakıp her seferinde 20 saniye çalan oyuncular mı? 
-Hiç müdahale olmadığı halde kendini yere atıp, video hakem olduğunu unutup hala penaltı alabileceğini sanan küçük beyinli oyunculara mı? 

✦ ✦ ✦ 

4 yılda bir düzenlenen Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlar futbol festivalidir, futbol bayramıdır. Bayramlar kutlama demektir. Seyircisiyle, atmosferiyle, heyecanıyla, coşkusuyla. Daha nice sayılacak güzelliğiyle. Binlerce kilometre uzaktan ülkesini desteklemeye gelenler, sahada sadece “kazanmak” için değil, o festivalin bir parçası olmak için, futbol sevdasına dokunmak için, hatıralarında tatlı tebessümlerle hatırlayacağı günler için geliyor. Kazanmanın her yolunun mubah sayıldığı mantaliteye geçişe doğru tehlikeli şekilde ilerliyoruz. Birileri buna dur demeli! En başta da IFAB'ın yani futbol oyun kural koyucusunun. 
-Turnuvalarda grup maçlarında 0-0'lık skorlara puan verilmemeli, Fransa-Danimarka tarzı herkesin işine yarayan puan tablosu durumları karşısındaki azap futbol görüntüsü ortadan kalkmalı. 
-Kalecilerin akan oyunda degaj yapmadan önce 6 saniyede topu elinden çıkarması gerekiyor. Benzer sınırlama 10 saniye gibi autlarda da gelmeli. Her autta maçtan yarım dakika çalınmasına izin verilmemeli. 
-Japonya'nın 2 kart az gördüğü için üst tura çıktığı anlamsız statüyü değiştirmeli. (Her hakemin yönetim şekli farklıdır. Kolombiya-Polonya maçında tekmeler havada uçuşurken oyuncuları sakin olmaya çağırarak sadece 1 kart kullanan ve çok kötü yöneten hakem Cesar Ramos bariz 5 sarı kartı atladı. Diğer tarafta ise kuralları doğru uygulayan bir hakemin gösterdiği kartlardan dolayı neden takımlar mağdur olsun ki! Kart yerine hücum potansiyeli değerlendirmesine prim tanınmalı. Kaleye attıkları şutlar veya başka bir seçenek, asla subjektif hakem yönetimi değil. 

✦ ✦ ✦ 

Eminim ki sizlerin de aklına pek çok seçenek geliyordur. Önemli olan burada futbolun futbol gibi olması. Video hakem hali hazırda güzel bir şekilde işliyor. Maçlarda ihtiyaç oldukça da sahadaki hakem faydalanıyor. Olası adaletsizlik ortadan kalkıyor. Sistem devrede ve düzgün çalışıyor. 
O yüzden, sevgili futbolcu kardeşim, sen sahada el işaretiyle hakeme “ekrana baksana!” tepkisi göstermeyi bırak. 
Ünlü sanatçımız Cem Yılmaz'ın deyimiyle “Devrede devrede, sen kendi işine bak!”

SEN KENDİ İŞİNE BAK!

S SPORT yorumcusu ve eski hakem Murat Fevzi Tanırlı, Dünya Kupası'nın nabzını tutmaya devam ediyor. Turnuvanın boyu kısaldı, 8 maç kaldı ve oynanan futboldan tutun da video hakem uygulamalarına kadar pek çok konuya dair değerlendirmeler yaparken farklı bir konuda da dikkat çekti.