YAZARLAR

Adamlık meselesi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle, medya kadınların memleket tablosundaki yaşamlarını, anketler vasıtasıyla sayfalarına taşıdı.
Fotoğraf net... Çalışanı, çalışmayanı, okumuşu, okumamışı, yaşlısı, genci mutsuz.
Bir şekilde şiddete ve tacize maruz kalmış, kaygılı, umutsuz, ötekileştirilmekten son derece rahatsız.
Bir içecek grubu, “Gazoz olma adam ol” temalı reklamları hikayeden hazırlamadı.
Kadınlara, olması gerektiği gibi bir hayat fırsatı tanınmasının en önemli ayağı, bu “Adamlık” faslından geçiyor.
Sanmayın ki, bu temada sözü geçen “Adamlık” erkeklere özgü...
Boyalı gazozu var, şişesinde duramayıp, köpürüp, taşarak herkesin üzerine leke bırakmaya heveslisi de...
Toptan bir yenilenme, insanlaşma dönüşümüne ihtiyaç var bu yüzden.
Bu karanlık tablo birkaç yılda çizilmedi.
Kısa yoldan da temizlenemeyecektir kuşkusuz,
Emek lazım, ilmek, ilmek yeniden örgülemek algıları.
Zor ama en azından imkansız değil. Hem unutmayın ki, çoğunluk düzelince, gerisi mecbur kalır.

"Yazdıklarım olay olacak"

Işıl Reçber’in bol eleştiri topladığı televizyon programı yayından kalktı ama gündemini sürdürmeye devam ediyor kendi çabasıyla.
Bir kitap hazırlığında olduğunu duyurmuş.
Konu moda, cemiyet hayatı filan değil. Eş durumundan ulaştığı noktada, yine eş durumundan içinde bulunduğu spor camiasını hedeflemiş.
Son derece de iddialı.
Diyor ki; “Yazdıklarım olay olacak. Ülkeyi terk etmem gerekebilir.”
Camianın içindeki ilişkiler yumağından, oyuncuların özel hayatından söz ediyor olmalı Işıl Hanım.
Demek ki, öfke biriktirmiş bunca yıl.
Oysa eşi, milli gururlarımızın Rüştü Reçber son derece mütevazı, kimse ile kavgası olmayan,hayatı var olan koşullarıyla kabullenmiş, adam gibi adamdır. Kalenin içten yıkılmasına tahammül edebileceğini hiç sanmıyorum. Yani o kanattan gelecek popülariteye de, paraya da hiç ama hiç ihtiyaçları yok.
Çok sevdiği ülkesini de, bir kitap nedeniyle terk edecek hali de... Bence bu projeyi yeniden gözden geçirmekte fayda var. En azından içeriğini...

Başka iş mi yok?

Yeni dönem oyuncularla, magazin muhabirleri arasındaki itiş, kakış kabak tadı vermeye başladı.
Geçen akşam Sarp Akkaya, kendilerini görüntüleyen muhabir arkadaşlarımıza “Ben magazini sevmiyorum. Nefret ediyorum. Başka bir iş bulsanıza. Böyle bir işte neden çalışıyorsunuz ki?” sözleriyle çıkışınca, muhabir kardeşimiz de aynı soruyu kendisine yöneltmiş.
Birkaç yıldır aşina olduğumuz sahnelerden biri ne yazık ki bu...
Sokakta mendil satan çocuklardan daha değersiz hissettirmeye çalışıyorlar emekçileri.
“Ekmek parası” kulvarın hiçbir döneminde, bu kadar aşağılanmamıştı.
Ah, beceremiyorlar ki o belli isimleri “Yok” saymayı, görmezden gelip, sistemin dışında tutmayı.
Tutmayan 3-5 projeden sonra, medya olmadan nasıl yaşayabileceklerini,  “Başka iş” bulmanın, sandıkları kadar kolay olamayacağını bir türlü göstermek gerekiyor aslında.
Kast Ajansları da, bu manzaradan hoşnut değil.
Bazıları bu yüzden eğitimler veriyor “Medya ile ilişkiler” başlığıyla... Kısa süreçte belki anlaşılmıyor ne ifade ettiği ama emin olun ki, uzun dönemde semeresini hatta kaymağını yiyen çok oluyor.
Hazır yeri gelmişken, Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Kenan İmirzalioğlu, Beren Saat ,Kenan Doğulu, Hülya Avşar, Sibel Can ve gelmiş, geçmiş medya ile saygı ve sevgisini her daim koruyanlara bir kez daha selam olsun.

İdil Çeliker Diğer Yazıları