YAZARLAR

Belge israfından barkot uygulamasına geçelim... 

Bir mağazaya girdiğinizde duvarda asılı onlarca belge asılı olduğunu görürsünüz. 

vergi levhası, belediye ruhsatı, oda belgesi, patent belgeleri, teşekkür belgeleri, bakanlıklara ait yetki belgeleri bunlardan bazıları... 

“Duvara asılı zorunluluğu” nedenlere göre tartışılır. 

Ancak ticarethanelerde sadece bir bakanlığın belgesi olması gerek. 

Sorumlu olan bakanlık, isterse alt kurum ya da kuruluşlardan dilediği zaman dilediği kadar bilgi toplayabilir. 

Eğer bakanlık ayrı, belediye ayrı, odalar ayrı, kuruluşlar ayrı belge istemeye devam ederse biz bugün tasarruftan bahsedemeyiz. 

Herkes o ticarethane üzerinde söz sahibi olmaya devam etmemeli. 

Ticarethane vardır = sorumlu olduğu bakanlık vardır. 

Mutlaka denetlenecek, mutlaka meydan kimseye bırakılmayacak. 

Kurum ve kuruluşlar kendi aralarında isterse ekip oluşturarak diledikleri tüm uygulamaları rahatlıkla yapabilirler. 

Bir ticarethane düşünün yılda kaç kez ziyaret ediliyor. 

“Ziyaret“ dememin nedeni zekavetten. 

Mesela; 

Büyükşehir Belediyesi, reklam tabela vergisi kontrolleri için esnafa geliyor ödeme makbuzunu soruyor. 

Beyler: 

2018 yılındayız siz önünüzdeki ekrandan kimin yatırıp yatırmadığınızı görmüyor musunuz ? 

Neden yatıran esnafa tekrar soruyorsunuz? 

Basit gibi görünen işler geniş çerçeveden bakıldığında önemli sonuçlar doğurur. 

Bilinçli uygulama, eski alışkanlıklardan kurtulma beraberinde tasarrufu getirir. 

Bugün fırsatçılık ve stokçuluk yapan kötü niyetli kişilerin tespitinin çok kolay olduğunu bir haftada gördük. 

İstersek demek ki yapabiliyormuşuz. 

Ama bu uygulamalar günü kurtaran uygulamalar olmamalı. 

Yarın unutulmamalı. 

Köklü bir düzende yeniliklere açık olmalıyız. 

Mağazanın duvarını belgeyle dolduracağımıza barkot sistemine geçelim ve her mağazanın kapısına ya da mağazaya girildiğinde müşterileri rahatsız etmeyecek bir yere yapıştıralım. 

Kurum ve kuruluşlar da ortak kullanacakları bir okuyucu kullansın. 

Barkot okutulduğunda istenilen tüm bilgiler anında görülsün. 

Eğer kurum ve kuruluşun ticarethaneden istediği bir belge varsa çıktısını gösterebilir. Eğer ceza bile kesilecekse elle makbuz doldurmak yerine anında barkot üzerinden o işlemi yapabilir. 

Tüm kurumlar o ticarethanenin A’dan Z’ye her şeyini görür. 

Yok oradan evrak getir, yok buradan evrak getir, yok bu mühürsüz olmamış, yok bu onaysız olmamış... 

Bu nedir ? 

Hani tasarruf ? 

En büyük kayıp VAKİT. 

Bırakın herkes işinin başında dursun. 

Bırakın bürokrasi yerini teknolojiye bıraksın. 

Bunlar laf ile değil, icraatla olur. 

Ticarethaneler, kurum ve kuruluşlar tarafından ziyaret edilmeli. 

İstek ve talepler sahada tespit edilmeli. 

Esnaf çayı için ölmezsiniz. 

Helaldir. 

Kimse sahada görünmüyor bu olmamalı. Değinmiş olduğum konular, para ve devlet desteği ile olan işler değil. Gönül esasına dayalı, gönüllülüktür. Bugünlerde güler yüz, tatlı dile ihtiyaç var. 

Güler yüzlü tatlı dilli olalım. 

Barkot uygulamasını önemsiyorum. 

Bildiğiniz gibi yapın. 

Ama bir kulağınızda sahada olsun. 

Bazen düğünlerine, cenazelerine katılın zarar etmezsiniz aksine kâr edersiniz. 

Bu dünya için değil ahiret için mükafat kazanırsınız. 

Biz, birbirimizi dinlersek birbirimizle konuşursak güçleniriz. 

Konuşmak ve tartışmak medeniyettir. 

Dünya için camları açıp cereyandan hasta olacağımıza, gönül kazanmak için gözümüzü ve kulaklarımızı açalım...