yazarresmi
İslam Memiş

islammemis@gunes.com

19 Haziran 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Kralcılık oynamak ekonomiye zarar veriyor...

Türkiye 16 Nisan'da sistem değişikliği için sandık başına gitti ve sistem değişikliğini istediğini ıspatladı. 

Sandıktan çıkan “EVET” oylarınını idrak edemeyen yada ciddiyetine varamayan yerel siyasetçiler olduğunu görüyoruz. 

Türk milleti 'siyasette çift başlılık olmasın, tek lider olsun' istedi ve bu isteğini yine sandıkta söyledi. 

Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, ekonomi kurmaylarımız gece gündüz demeden ülkenin bekası için ülke ülke dolaşıp yatırımcıları ikna etmeye çalışırken, milyon TL'lik destekler piyasaya sürülürken bazı kendini bilmezler kendilerini “Kral” sanıp “Kralcılık” oynamaya devam ediyor. 

Mesela; 

Uzun yıllar yurt dışında yaşamış, zorluklarla biriktirdiği tasarruflarını sırf 'ülkemde olsun, yeterki ülkem kazansın, günün birinde ülkeme dönerim' diye tüm yatırımlarını memleketine getiren bir akrabamın yaşadıkları herşeyi anlatıyor. 

Memleketinde yatırım yapmaya çalışan bu akrabam sırf gençlere ekmek kapısı olsun diye bir gıda firmasının bayiiliğini aldı. 

Önce binayı satın aldı, sonra kazanmayacağını bile bile bayiiliği. 

Sonra memleketine güzel bir ev yaptıran bu ülkenin sevdalısı, elinde avucunda ne var ne yok memleketine harcamaya başladı. 

Ailesiyle sık sık memleketinde kalma hayalini gerçekleştirdiği gibi, memleketindeki yetim, öksüz, gariban herkese yardım ediyor. 

Devlet tarafından hazırlanan tüm yardım organizasyonlarında büyük bir hayırsever olarak rol aldı. 

Bölgenin Valisi, Başsavcısı, Belediye Başkanı ve tüm bürokratlar buna şahit. 

Bundan 10 yıl önce memleketi Büyükşehir Belediyesi olmadan önce sahilde güzel bir arsa satın alıyor. 

Gel zaman git zaman arsası değer kazanıyor. 

10 yıl önce ülkede kimin neyi, ne kadar değer kazanmışsa o kadar. 

O arsayı birikimi hazır olduğunda otel yapmak için almış, ön hazırlığını yapmış. 

Yani dert yine istihdam, yine yatırım, yine memleket. 

Ancak geçen hafta bölgenin belediye başkanı telefon ile arar: 

Başkan :...cum nasılsın iyimisin ? 

Vatandaş: İyiyim başkanım siz nasılsınız ? 

Başkan: İyiyim ne olsun, çok yoğunuz vs... 

Vatandaş: Allah sağlık afiyet versin başkanım 

Başkan:...cum ya senin şu arsan varya... şurda, sahilde 

Vatandaş: Evet başkanım 

Başkan: İşte o arsa ile ilgili ya proje hazırla yada orası bana lazım kira bedeli neyse verecem otopark yapıcam. 

Vatandaş şok olmuş, duyduklarına inanamıyor. 

Başkan: Neyse akşam.... gel konuşuruz. 

Vatandaş: Peki başkanım. 

Akşam olur, vatandaş kardeşleriyle beraber başkanın uygun gördüğü mekana giderler. 

Çaylar gelir, tanışılır v.s 

Başkan: Ya bu arsa kimin, hanginizin ? 

Vatandaş: Bizim başkanım. 

Başkan: Telefonu açma sebebim iyi niyetten, bizzat açtım ki iyi niyetimi görün, yarın bugün resmi yazıyla işgal ettiğimizi görürseniz ayıp olmasın. 

Size üç ay süre ya burayı parsel parsel ayırın satın, ya inşaat yapın, yada bana verin ben burayı otopark yapacağım. 

Yasal olarak hakkım var, kanun benim yanımda ve alırım bliginiz olsun. 

Vatandaş, “Başkanım başka bi yer yok mu benim arsamdan başka, biliyorsunuz ben memleketine yatırım yapan bir vatandaşım ve buraya otel yapmayı planlıyorum şuan buna hazır değilim ancak para biriktiriyorum. 

Ve neden siz telefonla arıyorsunuz, sizin amir memurunuz yokmu bu işlerle ilgilenecek? 

Ben sizin iyi niyetli olduğunuzu düşünmüyorum, siz bu teklifi bana bu şekilde yaparak iyi niyetli olmadığınızı gösterdiniz. 

Madem öyle istihdam yada yatırıma ihtiyacınız yok, buyrun ben bu arsayı satıyorum. 

Sizin verdiğiniz üç aylık süre içerisinde satılır mı bilmem ama satıyorum, verdiğiniz süre geçerse buyrun adalet kanun orada hakkınızı yasal olarak ararsınız. 

Adalet dediğiniz gibi ya sizin yanınızda, yada benim yanımda olur” der kalkar gider. 

Eertesi gün oturduğu eve varana kadar neyi var neyi yok satmaya karar verir. 

Ne kadar ikna etmeye çalışsam da maalesef, milyon euroluk yatırımları satıp paraları Avrupa'ya geri götürecek. 

En azından orada mülk alırım kira getirisi olur, memleketimize ne oldu böyle ? 

Hani Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız Türkiye getirin diyordu, ne oldu, kim bunlar ? 

İşte can alıcı soru bu “KİM BUNLAR?” 

Şimdi yaklaşık 25 genç işsiz kalacak, vergiler artık ülkemizde kalmayacak, paralar Avrupa'ya gidecek... 

Kim kazandı: AVRUPA 

Avrupa, milyon euroları kendine çevirdi. 

Başkan da otopark hayaline kavuşmuş oldu. 

Kralcılık oynamaya devam edelim!

İslam Memiş Diğer Yazıları