YAZARLAR

Milletin ekonomisi millet odaklı olmalı...

24 Haziran seçimleri yaklaştıkça uluslararası kredi Derecelendirme kuruluşlarından açıklamalar art arda geliyor. 

Sadece Türkiye’nin kredi notunu düşürmekle yetinmeyen kuruluşlar, 25 bankayı negatif incelemeye aldıklarını açıkladılar. 

“Açıkladılar“ diyorum çünkü devamı gelebilir ! 

Finans sektörünün bel kemiği olan bankaların “negatif süreci” kime zarar ? 

Banka sahiplerine mi, müşterisine mi ? 

Milletin sırtından bu kadar kolay para kazanan bir sektörü negatif incelemeye almak, Türkiye’yi cezalandırmak mantıklı mı ? 

Erdoğan’ın faiz çağrısına kulak vermeyen özel bankaları mı negatif izlemeye alacaklar? 

Yani milletin sırtından en kolay parayı kazanan özel bankaların yandaşlarını, ortaklarını, yoladaşlarını üzecek açıklamalar mı yapacaklar ? 

Peki bugüne kadar sadece millete para satmayı tercih eden, üretim, sanayi, istihdam projelerini desteklemeyen şirketlere finansman sağlamayan, projeleri görmezden gelen bankaların mı notu düşecek ? 

Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığı sanırım onları yine sersemletti. 

Tuzak kuruyorlar ancak kendi kuyularını kazıyorlar ve bunun bal gibi farkındalar. 

Devlet bankalarının yükü şimdi daha çok arttı. 

Millet devlet bankalarına yönelmeli, devlet bankaları da bu süreci iyi değerlendirmeli. 

Devlet bankaları daha çok reklam yaparak milletini üretim, sanayi, istidam ve proje bazlı desteklere davet etmeli. 

Seçim meydanlarında merhum Demirel politikası devam ediyor. 

Merhum Demirel’in sözü Fenerbahçe’nin kongresinde bile ilham oldu. 

“Tütün için kim ne veriyorsa bir fazlasını verecem...” 

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayları bol kepçeden dağıtıyor. 

Ucuz mazot, emekli maaşlarına, asgari ücrete zamlar, tarım sektörünü şahlandırma, döviz kurlarına müdahale vs. vaadler havada uçuşuyor. 

Seçim meydanlarında bol keseden atarken şunu da söyleyin de inandırıcı olsun; “O kese nasıl  dolacak?”