yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

21 Ağustos 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Amerikan kaşığıyla Türk muhallebisi 

Geçtiğimiz günlerde kamuoyunu yoğun biçimde ilgilendiren bir ABD-Kuzey Kore krizi yaşandı. Kuzey Kore’nin ABD üssü Guam’ı vuracağı konuşuldu. Bu ülkenin nükleer silah gücünü ve füzelerinin menzilini geliştirmesi sanki bir insanlık suçuymuş gibi gösterildi. Hâlbuki herkes biliyordu ki Kuzey Kore’nin derdi ABD’yi vurmak değil, sadece bir caydırıcılık yaratmaktı. 

Caydırıcılık 

Caydırıcılık, saldırgan düşmanı savaş çıkarmaktan caydırmak için güçlü ve korkutucu silahlara sahip olmaktır. Kuzey Koreli yetkililer “ABD bize saldırmadan önce 40 kez düşünecek” diyorlar. Kuzey Kore yetkilileri nükleer konusunda kendilerine yapılan eleştirilere şöyle cevap veriyorlar: “ABD, Irak ve Libya’yı uluslararası hukuk kurallarına aykırı olarak bombaladı, yerle bir etti. Bu ülkelerin atom bombası olsaydı bunu yapamazdı. Biz sadece kendimizi koruyoruz.” 

Türk medyasının büyük bir bölümü bizim için çok değerli olan bu saptama üzerinde duracağına ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik CIA kaynaklı karalama kampanyalarına katıldı. 

Yalnız kurt 

Peki, şimdilik biraz yumuşamış görünen gerginliğin son durumu nedir? Sanıldığı gibi Kuzey Kore lideri Kim, Guam adasına füze yollayacaktı da, bunu erteleyince mi kriz durdu? Hayır, ABD Güney Kore’deki askeri manevralarının düzeyini düşürdü, Kuzey Kore de tehditlerini erteledi. 

Aslında bütün olup biten ABD Başkanı Trump’ın Çin’le olan ticari görüşmelerde elini güçlendirmek için Güney Kore’ye asker ve füze rampası yığma küstahlığıdır. Kuzey Kore’nin tepkisi bu utanmazlığa dur demiştir. ABD, Çin’den Kuzey Kore’yi desteklememesini istiyor. Oysa Kuzey Kore’yi yalnızlaştırmak değil bilakis desteklemek gerekir. Yalnız kalan bir ülke yalnız bir kurt gibi kendisini güvensiz hissedeceğinden elinden gelen her yöntemle kendini savunacaktır. Çin, Kore’nin tehlikeli bir adım atmasını engellemek için de onu destekleyecektir. 

Zaman Çin’e çalışıyor 

ABD ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler ve Çin’in gelişme ivmesi bugünkü gibi devam ettiği sürece zaten Çin’in gerginlik yaratmak, ortalığı karıştırmak gibi bir gayesi olamaz çünkü barış içinde geçen her gün onun çıkar hanesine yazılmaktadır. Bu nedenle Çin’in de, onun el altından desteklediği Kuzey Kore’nin de krizden bir çıkarı yoktur. 

Ancak Çin, ABD’nin Kuzey Kore’ye müdahalesine ve rejimi zorla değiştirmesine asla izin vermeyecektir ve bu gücü de vardır. Kuzey Kore’de ABD varlığı demek Çin’le ABD’nin sınırdaş olmasıdır, bu da doğal olarak çok sakıncalıdır ve Pekin yönetimi bunu savaş nedeni sayacağını söylemiştir. 

2020’de İş tamam 

Kuzey Kore’ye gelince nükleer silah konusunda epeyce yol kat etmiştir. Bu bir süreçtir. Kuzey Kore 12 yıldan beri bir nükleer bomba patlatabilecek güçtedir. Şu anda kısa ve orta mesafeli nükleer füzelerle Güney Kore ve Japonya’yı vurabilir. Pyongyang o ülkeler açısından nükleer bir tehdittir, fakat henüz ABD menzile girmemiştir. Ancak BM uzmanlarına göre Kuzey Kore 2020 yılına kadar, yani 3 yıl içinde New York ve Washington’u vurabilecek hale gelecektir. 

Bu alanda asıl sorun fırlatış teknikleri konusunda olmuştur. Kuzey Kore genç lideri döneminde bu alanda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bunu da ülkeye getirdiği Rus ve Ukrayna motor sistemleriyle sağladığı bilinmektedir. Kim ne derse desin Rusya’nın bu konularda tarafsız olduğu iddiası pek de akla yakın değildir. 

Muhallebi değil bu 

Şu anda Kuzey Koreli mühendisler, füzelerin kat kat inşası ve atom bombası hacminin küçültülmesi konuları üzerinde çalışıyorlar. Bir de tabii füzenin hedefi 12’den vurması işi var.  Tüm engellemelere ve ambargolara rağmen Kuzey Kore bilim insanlarının bu aşamalara varması büyük bir başarıdır. Üniversite camiamız artık anlamalı: bu işler Amerikan kaşığıyla Türk muhallebisi yiyerek olmuyor, vatanseverlik gerek. 

Sembolik önemi var 

Kore konusunun bizim için özel bir önemi var, çünkü Türkiye ABD trenine Kore’ye asker göndererek vagon olmuştur. 

Türkiye’nin 2500 evladının boş yere ölmesine  (görev şehitleri) neden olan Kore’ye asker gönderme işi FETÖ’nün o dönemdeki selefleri tarafından verilen fetvalarla gerçekleşmişti. Bu da Kore konusunun sembolik önemini gösteriyor. Bence, Kore konusunu anlamayanlar FETÖ ile de mücadele veremez, zaten ABD’nin hep yanında durarak, Batı çıkarlarını savunarak FETÖ’ye karşı olduğunu söylemek bir çelişkidir. 

Korkuyorlar 

Kore savaşı ABD’nin tarihte en çok kayıp verdiği savaşlardan biridir. O küçücük Kore 50 bin Amerikalıyı toprağa gömmüştür. ABD askerlerinin artlarına bakmadan kaçtıkları, yerel sevgililerini, çoluk çocuklarını bırakıp helikopterlere koştukları Vietnam bozgunun anıları da henüz pek tazedir. Bu nedenle Amerikalılar Kore’den ve arkasındaki Çin’den çok korkarlar. 

11 Eylül 2001 olayından önceki dönemde ABD-Kuzey Kore ilişkileri BM gözetiminde Çin, Rusya, Japonya ve iki Kore’nin katıldığı bir komisyonda ele alınıyordu. Daha sonra Başkan Bush bütün dünyaya savaş açtığı gibi, Kore’yi de “şeytan” ilan etti. 

Barışçı yol 

Bugünkü gerilimin çözümü bu komisyonu canlandırmaktan geçiyor. Bu öneriyi yapanlar var, Türkiye de ABD’nin yanında durmak yerine bu barışçı çözümü desteklemeli.