yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

08 Eylül 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Avrasya’nın kalbi Kazakistan

Dünyadaki jeopolitik uzmanlarının üzerinde birleştikleri bir gerçek var: Kazakistan 21’inci yüzyılın incisi olacaktır. 19’uncu ve 20’inci yüzyıllar boyunca dönemin küresel gücü Avrupa devletlerinin ortasında yer alan Benelüks ülkeleri nasıl dünyada merkezi bir konum kazanmışlarsa, bugün nüfusu 18 milyon olup giderek kalabalıklaşan Kazakistan’ın yeri de eski Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un toplamı gibi olacaktır. Başkan Nursultan Nazarbayev’in önderliğinde bağımsızlığına kavuştuktan beri hem çok hızlı bir gelişme, hem de istikrarı yakalayan Kazakistan’ı bütün dünya ilgiyle izlemektedir. 

 

Kilit ülke 
Kazakistan dünyanın yükselen gücü Şanghay Beşlisi’nin köprü ülkesidir. Köprü ifadesi sadece politik bir anlam ifade etmiyor, Kazakistan’ın coğrafi konumuna ve bu ülkenin son yıllardaki dev alt yapı atılımlarına baktığımızda Avrasya’nın kilidinin nerede olduğu da ortaya çıkar. 
Artık çatırdayan eski dünya düzenine karşı, gelecek vadeden, gerçekçi ve uygulanabilir bir proje olan tarihi “İpek Yolu”nun yeniden canlandırılmasında Kazakistan hayati bir rol oynamaktadır. Kazakistan yeni yapılan hızlı tren hatlarıyla, karayolları ve hava alanlarıyla, Hazar’daki yeni limanlar ve feribot tesisleriyle Avrasya’nın tam ortasında bir lojistik kavşağıdır. 

 

Yeni Benelüks 
Belçika ve Hollanda’yı bilenler, o ülkelerin otoyollarında seyahat edenler, Rotterdam ve Anvers limanlarını tanıyanlar gelecekte çok yakın bir gelecekte aynı manzaraları çok daha dev boyutlarda Kazakistan’da görmeye hazır olsunlar. Çünkü Kazakistan eski Avrupa ekonomilerini değil Çin ve Rusya gibi devleri, Avrupa, Güney Asya ve Batı Asya’yı (Ortadoğu) birleştiren tüm iletişim ağlarının ortasında bulunuyor. 
Türkiye nasıl Asya, Avrupa ve Afrika’dan oluşan dünya ana kıtasının tam ortasındaysa Kazakistan da Avrasya’nın kalbindedir. Bu iki ülkenin işbirliği dünyanın yeni düzeninin kurulması için gereken on düğümlerin atılabilmesini sağlayacaktır. 

 

Çok yakınız 
Dünyadaki son gelişmelerden haberdar olmayıp, akılları hâlâ 1990’ların ABD’nin büyüklüğü ön yargılarıyla dolu olanlar iki kardeş ülkeyi birbirlerinden çok uzak sanabilirler. Oysa sadece manevi bakımdan ya da dini ve etnik kardeşliğimizden dolayı değil, son yıllarda pratik olarak da Kazakistan’la çok yakınlaşmış bulunmaktayız. Başkan Nazarbayev’in Hazar kıyısında yeni yaptığı muhteşem Kurik limanı karşı kıyıdaki Azeri başkenti Bakü’den pek uzak değildir. Bu iki liman arasında ulaşım 29 Mart’ta başlamıştır ve sadece 18 saat sürmüştür. 

 

Yeni bağlar 
İlk kez geçen 19 Temmuz’da yolcu taşımacılığı yapılan Bakü-Tiflis-Kars tren yolu, geliştirilip hızlandırıldığında özellikle yük taşımacılığında bir devrim yaratacaktır. Düşünün, Kazakistan-Çin sınırındaki Korgos’tan yüklenen konteynerler demiryoluyla Kurik’e oradan Ro-Ro ile Bakü’ye varıp, Türkiye’den Batı’ya ve Güney’e doğru yolculuğuna devam edecektir. Yük trenleri dönüşlerinde de aynı şekilde Avrupa, Batı Asya ve Afrika’nın ürünlerini Çin’e taşıyacaklardır. Ve özellikle belli sektörlerde çok önemli olan kara ulaşımının hızlılığı, deniz yolunun önemini azaltacaktır. 
Hazar ve Karadeniz’in birbirine yakınlaşması, Türkiye ve Kazakistan’ı da aynı hedefte doğal olarak birleştirir. Genel olarak yeni “İpek Yolu” adı verilen bu tür projelerin yürürlüğe girmesinin üç dev sonucu olacaktır. Bunlardan birincisi Avrasya’nın pratik bir bütünlüğe ulaşmasıdır. Kara ve demiryollarının mükemmelleşmesi enerji nakil ve doğal gaz boru hatlarının gelişmesine de yardımcı olacaktır. 

 

Kazan-kazan 
Avrupa ve Çin üretim ve tüketim bloklarıyla, Rusya, Kazakistan ve Batı Asya enerji bloklarının birleşmesi dünya tarihinde görülmemiş bir sinerji ve bütünleşme atmosferi yaratacaktır. “Kazan-kazan” ilkesine uygun olarak ülkeler arasındaki ilişkilerin eşitlik ve refah temelinde gelişmesi çatışma ve huzursuzlukların son bulmasına yardımcı olacaktır. 

 

Barış uygarlığı 
İkinci sonuç, dünyayı 250 yıldır yöneten, sömürgecilik ve dünya savaşlarının nedeni Anglosakson deniz uygarlığı modelinin son bulmasıdır. Dünya ticareti bu dönemde denizlere kaymış, okyanuslarda yüzlerce üs ve kuvvetli donanmalar bulunduran deniz ötesi ülkeler dünya kara parçalarının dörtte üçünü oluşturan Avrasya-Afrika blokunu boyunduruk altına almışlardır. Bu bloktan şu veya bu ülkeyi kendilerine tehdit ya da kültürel düşman olarak gördüklerinde savaşlar çıkarmak, böl-yönet taktikleri uygulamak, bir büyük kara ülkesini diğerine karşı kullanmak yöntemlerini uygulamışlardır. Artık bu dönem yavaş yavaş kapanacaktır.           

 

Afrika’ya kadar 
Üçüncü olarak, Afrika kıtasının da Avrasya ile bütünleşmesini hızlandırarak o coğrafyanın Anglosakson ırkçılığı altında asırlardır uğradığı yağma ve sömürüye bir son verecektir. 
Dünya haritasına bir baktığımız zaman asıl uygarlık ve insanlığın tarihi birikiminin bulunduğu eski üç ana kıtanın birlikteliğini ve onun etrafını çevrelemiş rantiyeler olan ABD ve yakın müttefiklerini görmekteyiz. Artık bu durum sona erecek, dünyanın yeni düzeni tarihin doğal akışına uygun dengesine 4 asır sonra yeniden kavuşacaktır. 

 

Cumhurbaşkanımızın ziyareti 
Türkiye ve Kazakistan hem coğrafi konumları, hem ortak değerleri ve hem de tarihi geçmişleri dolayısıyla 21’inci yüzyılın yeni uygarlık yollarının tam ortasında yer alıyorlar, dünyanın yeni düzeninde barış ve istikrarın güvencesi de onlar olacaktır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Astana ziyaretinde dost ve kardeş Kazakistan Başkanı Nazarbayev’le yapacağı görüşmelerin şimdiden bu yeni düzenin işaretlerini vereceğini düşünüyorum.