yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

19 Mayıs 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

İslam ülkeleri ne zaman akıllanacak?

Yıl 1979: Afganlar Rus yanlısı rejimi Amerikalıların yardımıyla yıkıp ülkelerinde İslami ilkelere dayanan ve demokratik bir rejim kuracaklardı, hâlâ kuracaklar. 

80’ler 
1980: Saddam Hüseyin, Batı desteğiyle İran’a saldırıp Tahran’a kadar gidecekti, ABD en sonunda ona toprak değil boynuna geçirmesi için yağlı bir ilmik verdi. 
1981: Suriye ve Mısır’da İhvan ayaklandı, Amerikalılardan yardım beklediler, hep beklediler. 
1982: Filistin lideri Arafat Batıyla yakınlaştı, Papa’yla görüştü, Filistin için bazı haklar elde etmeyi umuyordu. 
1983: İran Kürdistan Demokrat Partisi, Batı dünyasının yardımıyla bir özerk bölge kuracaktı, bütün elemanları öldürüldü. 
1984: Sudan’a Batı müdahalesiyle demokrasi gelecekti, ülkenin bölünmesi için ilk adımlar atıldı. 
1985: Batı yanlısı Ürdün Kralı Hüseyin, Filistin’le barıştı, amacının Filistin’i arkadan vurmak olduğu daha sonra anlaşıldı 
1986: Yemen’de iç savaş Batılılar tarafından kışkırtıldı. 
1987: Batılılar Çad’ın sırtını sıvazlayıp, Libya ile savaştırdılar, yıllarca başı beladan kurtulmadı. 
1988: Batı Sahara bölgesi Fas’ın elinden alındı, Batı fosfat madeni için terör örgütü kurdu. 
1989: Cezayir’de Müslüman demokratlar ardı ardına seçimler kazandılar, Batı’nın zoruyla hepsi hiçe sayıldı. 

90’lar 
1990: Irak bir kez daha aldatılıp Kuveyt’e saldırtıldı, sonuçları hâlâ sürüyor. 
1991: Somali iç savaşına Batı müdahale ettikçe durum daha da kötüleşti, milyonlar açlıktan öldü. 
1992: Bosna savaşında Almanlar önce kışkırttı, ardından kasapları gönderdi, Bosna mahvoldu, Müslümanlar büyük bir yıkım ve çöküşe sevk edildi. 
1993: Irak’ta uçuşa yasak bölgeler ilan edildi, Türkiye’nin desteğini alan bu kararla Irak parçalandı, PKK üs kurdu. 
1994: Suriye’de Batı’nın desteğiyle seçimler yapıldı, mutlu günler Suriye’yi hâlâ bekliyor! 
1995: Keşmir’de Batı’nın müttefiki Pakistan’ın desteğiyle Mücahidini İslam örgütü kuruldu, Keşmir sözde kurtarılacaktı. 
1996: ABD- Fransız işbirliğiyle Lübnan barışı ilan edildi, barışın henüz “b” harfini göremedik. 
1997: Çeçen ve Dağıstanlılara dünya demokratik güçleri (!) büyük vaatlerde bulundular, sonu hüsran oldu 
1998: Eritre savaşı başlatıldı, Habeş Müslümanlar ekmek ve su bulamıyorlardı ama mermi boldu. 
1999: Terörist başını paketleyip Türkiye’ye teslim ettiler, Amerika bizi çok seviyordu. 

Yeni Yüzyıl 
2000: Birleşmiş Milletler yeni yüzyıl dolayısıyla Dünya Barışı ve Filistin Yılı ilan etti, bu kaçıncı palavraydı. 
2001: Cezayir’de Berberiler ayaklandırıldı, yine katliam, yine boş laflar. 
2002: Tunus karıştırılmaya başlandı, Batı “demokrasiye ne zaman geçeceksiniz?” diye soruyordu. 
2003: Afganistan-Irak müdahaleleri. ABD, “bu kez demokrasiyi mutlaka getireceğiz” diyordu. 
2004: Pakistan’a yardım programı açıklandı, Pakistan Asya’nın devi olacaktı, inanırsanız. 
2005: Türkiye AB ile müzakere sürecine davet edildi, gülmeyin. 
2006: ABD güçleri Brett McGurk koordinasyonunda Irak’ta terörizmle mücadele kampanyası başlattı. Tabii bu olay aynı zamanda DEAŞ’ın kuruluşuna denk düşüyordu. 
2007: Yine Sudan Darfur’da katliamlar ve yine müdahaleler, bu kez Sudan kurtarılacaktı. 
2008: Fransa, Libya’yı Akdeniz Birliği’ne davet etti, Kaddafi liberal ekonomiye geçti, polis ve istihbaratı dağıttı, kendi sonunu hazırlıyordu rahmetli. 
2009: Obama’nın vaatleri dünya Müslümanlarının pek çoğunu umutlandırdı ve heyecanlandırdı, “dur bakalım ne olacak” diyorlardı. 
2010: Pakistan ve Bangladeş’te demokrasi vaatleri, Batı desteğiyle güzel programlar hazırlandı, ama ardından darağaçları kuruldu! 

Bahar tuzağı 
Yıl 2011: Arap Baharı başlatıldı. Bahar geldi, ama kelebekler uçuşmadı, ülkeler battı. Somali, Libya, Yemen, Suriye… Milyonlar öldü… Onbinler Akdeniz sularına gömüldüler. Batı’nın vaatlerine inanarak maceralara atılanlar bunun bedelini ödediler. 
Direnenlere ve akıllı olanlara karşı darbeler düzenlendi. Herkes Türk milleti ve liderliği kadar ferasetli olamadı, Mısır’da tam Batı’nın istediği türde bir rejim kuruldu ve halk kıtlık ve açlıkla “terbiye” edildi. 
ABD, son 40 yılda terörle mücadele, iç savaşlara son verme ya da demokrasi getirme gibi gerekçelerle dünyada birçok İslam ülkesine müdahale etmiştir. Bunların hiç ama hiçbirinde olumlu bir sonuca, barışa ve huzura ulaşılamamıştır. Artık (ABD dâhil) herkesin aklını başına toplayıp, insanlık için son derece zararlı olan bu tür politikalara direnmesi gerekir. 
Tabii bu ABD’nin Trump döneminde de henüz sona erdirmediği müdahale ve hegemonya stratejisine ortak olmamak şartıyla onunla iyi ilişkiler geliştirmemize engel değildir. Ama artık her ülke terörizmle mücadele de dâhil olmak üzere kendi göbeğini kendi kesecektir. Hiçbir halk başka ülkelerden ithal rejimlerle yönetilemez, her millet kendi yolunu, kendi gelenekleri, değerleri, demokratik alışkanlıkları ve yerel özelliklerine göre kendisi çizecektir. Kalıplaşmış “evrensel değerler” bahanesinin arkasına sığınılarak başka ülkelere rejim ve strateji dayatmak terörizmle eşdeğerdir. 

Türk tipi dünya düzeni 
Bu kadar deneyimden sonra diğer İslam ülkelerinin de Türkiye’yi örnek almaları, bağımsızlıkları konusunda daha titiz olmaları kendileri için tek çıkar yoldur.

Kayahan Uygur Diğer Yazıları