yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

17 Eylül 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Meğer Atlantik ülkesi değilmişiz! 

Türkiye’de birçok insan, üstelik de politikacılar ve medya mensupları ülkemizi 70 yıl boyunca Atlantik kıyısında varsaydılar! Yerimizin nerede olduğunu bize son yıllardaki politikasıyla ABD öğretti. Biz kendimiz Avrasya’dayken Avrasya düşmanlığı yapmıştık. O anakaranın tam ortasında yer alıyorduk hâlbuki. Tüm özelliklerimizle de bu konumu yansıtıyorduk, tarihimizin tümü adeta bu coğrafyada bir yolculuktu. 

Coğrafyamız şaştı 

Kimliğimiz, kişiliğimiz unutturulmuş, hatta öyle ki insanlarımızın coğrafyası bile şaşmıştı. Amerika Türkiye’de 70 yıldır sağın da solun da tarlasını iyi sürmüş, hele kendini İslamcı diye adlandırıp FETÖ etkisinde olan bir kesime iyi tohum atmıştı. Osmanlı’da başlamış, Cumhuriyet’le devam etmiş 200 yıllık bir meseleydi bu. 

Bir ülkenin coğrafyası, iklimi, topoğrafyası, bitki örtüsü orada yaşayan insanların karakterlerini oluşturur, kültürleri ve uygarlıkları üzerinde büyük etki yapar. Örneğin bizim sadece buz deyip geçtiğimiz donmuş suyu tarif etmek için Eskimolar onlarca değişik sözcük kullanır, kökeni karasal iklime dayanan toplumumuzda deniz balıklarına verilen isimlerin çoğu Yunanca’dan gelmiştir, doğal olarak nehir balıklarının isimleri Türkçedir. 

Avrasya şeytanlaştırıldı 

Bunları neden anlatıyorum? Gerçekte bizim NATO üyeliğimiz tarihimize, coğrafyamıza ve kültürümüze aykırı bir durum iken bir dönem sanki Avrasya birliğini savunmak olağan dışı, istisnai ve ters bir fikir olarak suçlanmış ve şeytanlaştırılmak istenmiştir. Tabii “Avrasya düşmanlığı”nın arkasında hep FETÖ yer almıştır.  

NATO nedir? Bu kurumun adının açılımı North Atlantic Treaty Organization yani Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’dür. Türkiye bir Atlantik ülkesi ya da bir Kuzey ülkesi midir? Tabii ki değil. O bölgede yer alan, oranın coğrafyası, tarihi ve kültürüyle biçimlenmiş ülkelerin bir araya gelip bazı ortak çıkarlarını savunmaları olağandır da, esas olağan dışı olan Türkiye’nin orada bulunmasıdır. 

Devletimiz içerden ele geçirildi 

Boş laflara gerek yok, ülkemiz 70 yıldır kendisinin aidiyetine aslında uygun olmayan bir örgüte yakasını kaptırdığı için başı dertten kurtulmamıştır. Ne zaman kendi coğrafyasına dönmek istese, kendi çıkarları için bir şeyler yapmaya çalışsa hemen NATO destekli darbelerle karşılaşmıştır. 

Ülkemiz 70 yıldır devletini, ordusunu, istihbarat örgütünü Atlantik güçlerine teslim etmiştir. Bu durumun başlıca nedeni NATO üyeliğidir. 

Kim olduğumuzu unuttuk 

NATO üyeliğinin asıl zararı askeri ya da politik değil kültüreldir. NATO ve ABD yandaşlığı Türkiye’de laik ve dindar çevrelerde ve özellikle de okumuş kesimlerde o kadar aşırı boyutlara ulaşmıştır ki bazı insanlar bedenleri Türkiye’de bulunurken ruhlarıyla ABD’de, İngiltere’de yaşamaya başlamışlardır. 

Yakın geçmişte bazı sol ve liberal aydınlar dünyaya tamamen ABD medyası ve think tankların gözüyle bakarken, bazı dindarlarımız da kendilerini Müslüman Amerikalı olarak hissetmeye başlamışlardır. Bunlar, FETÖ’nün, Zaman ve Taraf gazetelerinin, Altan biraderler ve çömezlerinin etkisiyle “Avrasya” sözcüğünün kendisini bile sanki bir ideoloji veya bir gizli örgütmüş gibi göstermeye çalışmışlardır. 

İslam düşmanlarıyla el ele 

İşin tuhaf tarafı ABD’deki İslam düşmanı, ırkçı, sömürgeci kesimlerle Türkiye’deki Müslüman siyaseti yaptığını sanan liberal özentilerin bu Avrasya düşmanlığında birleşmeleridir. Amerikalıların zaten jeopolitik düşmanları olan Avrasya’dan nefret etmeleri normal de bizim içinde bulunduğumuz coğrafyayla bu kadar sorunlu olmamızın somut hiçbir gerekçesi yoktur. 

Ne Amerika bizim değerlerimizin dostudur, ne de Avrasya ülkeleri bizim değişmez düşmanımızdır. Biz ülke olarak kendi coğrafyamız içinde yer alan ülkelerle karşılıklı saygı, ortak çıkarlar ve içişlerine karışmama ilkeleri çerçevesinde pek ala anlaşabiliriz ve örneğin Suriye’de anlaşıyoruz da.  

Sınır bekçisi 

Soğuk savaşın en hızlı yıllarında CIA uzmanları Türkiye’deki Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde kılık değiştirip takke takmış elemanları eğitirken en çok iki algı üzerinde dururlardı: Türk ve İslam düşmanı Moskof ve sarı tehlike Çin. Bunun amacı tabii Türkiye’yi bu hayali tehlikelerden korumak değil Türk askerini ABD çıkarlarının bekçisi yapmaktı. Zaten çok uzun bir süre Türk ordusuna bu görev biçildi ve politikacılar da NATO sınırlarını korudukları için hiçbir utanç duygusuna kapılmadan övündüler. 

Aslına bakarsanız aynı coğrafyada bulunan ülkelerin de her konuda birliktelikleri olması beklenemez. Ama hem teorik olarak, hem de yaşanarak denenmiş olan sonuç şudur ki bugün ülkemizin ve hatta milletimizin varlığına ve geleceğine yönelik asıl tehdit Okyanus ötesinden yani Atlantik’ten gelmektedir.  

Avrasya’ya geri döndük 

Ülkemiz 15 Temmuz’da bir Atlantik saldırısına uğramış ve kendini savunmuştur. FETÖ’nün açık söyleyeyim İncirlik’ten koordine edilen darbesinin nedeni Türkiye’nin Suriye’de ve Ortadoğu’da ABD’nin kara ordusu olmayı kabul etmemesidir. Son yılların olayları NATO’nun artık Türkiye’yi korumayı reddettiğini de defalarca kanıtlamıştır. Atlantik’le yollarımız ayrılmıştır, biz artık Avrasya’ya geri döndük, bunu herkes anlamalıdır. 

NATO Askeri PKK 

NATO sınırlarını bekleme rol ve görevi yani paralı asker olma işlevi artık PKK’ya ve etrafındakilere verilmiştir. Avrasya’ya düşmanlık güdüp halâ kendilerine Atlantik’te eksen aramak isteyenler bu coğrafyada Atlantik’in artık neredeyse PKK olduğunu görsünler lütfen.