yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

18 Nisan 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Referandum yapması yasaklanmış Almanya'dan inciler 

"Alman düşüncesi hesaplanmış bir hurafeden, acınacak bir gülünçlükten, müthiş bir tarih saptırmasından ve aptallıktan ibarettir.” 

Karl Marx ve arkadaşı Friedrich Engels 1846 yılında “Alman İdeolojisi” adlı kitapta böyle yazmışlardı. Merkel ve Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Türkiye’deki referandumla ilgili mesajını okuyunca 171 yıl sonra bu ülkede değişen hiçbir şeyin olmadığını görüyoruz. 

Hesaplanmış hurafe 

Almanlar'ın açıklamasında şöyle deniyor: “Referandumda alınan yakın sonuç Türk toplumunun ne kadar bölünmüş olduğunu gösteriyor. Bu durum Türk hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için büyük sorumluluk anlamına geliyor.” 

Bir kere bu açıklamayı yapan Merkel’in partisi yüzde 30, ortağı sosyal demokratlar yüzde 20 civarında oya sahipler. Eylül seçimleri için en fazla yüzde 33 oy alabileceği tahmin edilen Merkel’e göre Alman toplumu bölünmüş olmuyor da Erdoğan yüzde 51’i aşınca Türk toplumu bölünmüş oluyor. İşte “hesaplanmış hurafe” diye buna derler. 

Acınacak derecede gülünç 

İkincisi, Türkiye’de bir seçim değil bir referandum yapılmıştır, bu tür oylamalarda iki tarafın birbirlerine yakın oy almaları bölünmüşlüğü değil fikir tartışmasının derinliğini gösterir. Nitekim Almanlara Anglosakson icadı demokrasinin ne demek olduğunu öğreten ülke İngiltere’de yapılan Brexit referandumunda da “Evet” ve “Hayır” oyları birbirlerine çok yakın oranda çıkmıştır. Referandumun tadını bile bilmeyen Almanların bu tutumuna “acınacak bir gülünçlük” denilir. 

Açık saptırma 

Üçüncüsü, aynı açıklamada “Türkiye ve AB kurumları arasında Venedik Komisyonu'nun anayasal reformlar ve prosedüre ilişkin endişelerine yönelik görüşmeler yapılmalıdır” deniyor, bu tam anlamıyla bir saçmalıktır. Türkiye ile katılım müzakerelerini askıya alan, vizeyi kaldırma konusunda verdiği sözü tutmayan ayrıca kendi varlığı Avrupa’daki son gelişmelerle tartışmalı hale gelen AB kurumları endişelerini kendilerine saklamalıdırlar. 2007 yılında yaşamıyoruz, lütfen başka kapıya, bu Merkel küstahlığı “müthiş bir tarih saptırmasından” başka bir şey değildir. 

Aptallık 

Son olarak, yine açıklamada “Alman hükümeti, Türk hükümetinin tüm siyasi ve sosyal gruplarla saygılı bir diyalog arayışında olmasını bekliyor” şeklinde bir ifade kullanılıyor. Buna karşı söylenecek tek bir söz vardır: “Sana ne?” Biz her şeyden önce Almanların Türkiye’nin içişlerine karşı saygılı olmalarını bekliyoruz. Saygı ve diyalogu saygısız Almanlardan öğrenecek de değiliz.  Açıklamada son olarak “Türkiye ile en yakın zamanda ikili görüşmeler yapılmalıdır” deniyor, her halde Karl Marx’ın “Alman aptallığı” dediği şey de bu olsa gerek, hem Türkiye ile görüşmek isterler, hem de görüşme talebi sanki Türkiye’den gelmiş gibi böyle üst perdeden atarlar. Tam bir ahmaklık! 

Anayasadan haberleri yok 

Almanlar kendi kısıtlı demokratik rejim tecrübelerine bakmadan, ülkelerinde üslenmiş ve onlara demokrasiyi getirmiş olan yüzbinlerce Amerikan askerinin silahları gölgesinde Türkiye’ye anayasa ve demokrasi dersi vermeye yelteniyorlar.  Almanlar hiçbir zaman kendi iradeleriyle bir anayasa yapmadıkları halde de bu konularda fikir beyan etme hakkını kendilerinde görüyorlar. Gerçi kabahat sadece onlarda da değil, onların küçük yaşta alıp yetiştirdikleri Alman etki ajanı zavallılarda! 

Batı Almanya’nın 90’lı yıllarda içinde Türkiye’nin de bulunduğu NATO’nun gücüyle Doğu Almanya’yı ilhak etmesinden sonra Doğu Almanlar Batı’da geçerli olan ABD yapımı anayasa yerine yeni ve ortak bir anayasa istediler. Merkel’in manevi babası eski Şansölye Helmut Kohl tabii ki buna yanaşmadı.  Anayasa yapmaya ve bunu Almanların halkoyuna sunmaya cesaret edemeyen Alman politikacılar önce kendi evlerinin önünü süpürmeli, daha sonra başkalarının evinin önünü teftişe kalkışmalıdır. 

Amerika bunlara yasakladı 

Almanya’da daha sonra Amerikan yapımı anayasanın en azından referanduma konulması istendi, ama yetkililer bu öneriyi de reddetmekle kalmadılar, telaşla üstünü örttüler. Bunun nedeni adına Temel Yasa denilen Alman Anayasası’nın ülke çapında bir referandumu yasaklamış olmasıdır. Almanya’da referandum sadece eyalet (lander) ya da belediye yönetmelikleri gibi ufak tefek konularda yapılabilir. Ulusal çapta referandum sadece eyalet sınırlarındaki küçük düzeltmeler konusuyla sınırlanmıştır. Türkiye’yi şikâyet eden anayasa uzmanları size bundan hiç söz etmedi tabii. 

Alman Anayasası neden referandumu yasaklıyor? Merkel bu soruyu hiç kendine sordu mu acaba? Bence sormamıştır, çünkü cevabını biliyordur. Alman Anayasası’nı yapan Anglosaksonlar Almanlara referandum hakkı verilirse, ilk oylayacakları yasaların Nazileri affetme, ırkçı ve yabancı düşmanı uygulamaları geri getirme gibi konularda olacağını düşünmüşlerdir. Gerçekten de, bugün Almanya ‘da ulusal çapta referandum hakkı verilirse ilk olarak gündeme gelecek konuların göç ve göçmenlerle ilgili olacağı bellidir. İşte bu nedenle Merkel referandumdan öcü görmüş Alman bebeği gibi korkmaktadır. 

Demokrasiden çok uzaklar 

Almanlar referandum ya da yeni anayasa yaparlar, yapmazlar, bu onların sorunudur. Ama  halkoyundan bu derece korkanların referandum yapmaya cesaret etmiş, kendi siyasal yetkilerini, kariyerlerini ve isimlerini halkın değerlendirmesine sunmuş liderleri eleştirmeleri gerçekten komiktir. Merkel ve arkadaşları kendi cüceliklerini ve halk korkularını Erdoğan’a suçlamalar yağdırarak örtmeye çalışıyorlar ama boş çaba.