yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

29 Eylül 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Türkiye ve Rusya; korkutan birliktelik 

Türkiye-Rusya ilişkileri her geçen gün yeni bir ivme kazanıyor. Putin’in Ankara ziyareti de bu yeni duruma kayıt düşmek için planlanmış gibi görünüyor. 

Yakın görüşler 

Bugün, tüm küresel konularda değilse bile Ortadoğu’da Türkiye ile Rusya’nın görüşleri birbirine oldukça yakındır. Örneğin, iki ülke de Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü istiyorlar. Enerji kaynaklarının ulaşılabilir olmasını savunuyorlar. Bölgede hegemonya isteyen okyanus ötesi güçlere karşılar. Her cins terör örgütüyle sonuna kadar mücadeleden yanalar. Rusya’nın özellikle FETÖ ihanet şebekesiyle ilgili ilkeli tutumu takdire değer, küresel planda Rusya gücünde başka hiçbir devlet FETÖ konusunda bu tutarlı çizgiyi uygulamıyor. 

Türkiye’nin stratejik müttefiki olarak adlandırılan bazı ülkelerin bu yukardaki konularda bizimle taban tabana zıt oldukları aşikâr. O Batı ülkeleri bize gizli ambargolar uygularken, kendi savunmamız için Rusya’ya dönmek ve Ruslardan S-400 füze kalkanı satın almak zorunda kalıyoruz. Tüm bu açık ve net gerçeklere rağmen Türk kamuoyunda hâlâ ABD’yi adeta zoraki dost ve Rusya’yı da ezeli ve ebedi düşman olarak tanıtmak isteyen İslamcı görünümlü bir ekip bulunmaktadır. 

Rusya düşmanı Amerikancı propaganda 

Ta Soğuk Savaş’ın başlangıç yıllarından beri, hatta daha 1917’lerde bile Batılılar Türkiye’de yoğun bir Rusya aleyhtarı propaganda yürütmüştür. “Moskof’a karşı İngiliz’le işbirliği yapmak gerekir” diyen birçok sahte din adamı Kurtuluş Savaşımıza bile Rus ajanlığı ve komünistlik etiketi yapıştırmışlardır. Bunlar sonunda kapağı Yunanistan’a atmışlardır. 30 Ağustos 1922’de işgalci Yunan ordusu denize döküldüğünde bu sahte hocalardan bir kısmı Gümülcine’ye kaçıp oradan Türkiye ve Rusya düşmanı yayınlara devam etmişlerdir. 

O eski dönemlerde İngiltere’nin, bugün Amerika ve İsrail’in emrinde olanlar yanında yer aldıkları Batılı ülkeleri açıkça savunamadıklarından işi Rusya düşmanlığına vurmuşlardır. Bugün de İdlib’de bazı Rus bombardımanlarının bir şekilde sivillere de zarar vermesini bahane edenler, İslami motiflerle görünüşte Rus karşıtı aslında ABD ve Siyonizm yanlısı bir kampanya yürütüyorlar.     

İdlib mutabakatı hayatidir 

İdlib konusunda yıllardır süren insan kıyımına son vermek üzere Türkiye, Rusya ve İran arasında Astana’da bir mutabakata varılmıştır. Adı üzerinde bir “mutabakat” sadece bir tarafın değil tüm tarafların çıkarlarını gözetmek ve orta yol bulmak demektir. Varılan uzlaşma bölgede akan kanın durması ve kalıcı bir barış için çok önemlidir. Elbette bu, asıl amacı Suriye’yi bölmek ve yıkmak olan ABD’nin işine gelmiyor. 

Üstelik İdlib mutabakatı sadece orada yaşayan halkı değil Afrin’deki durumu da yakından ilgilendiriyor. Hatay’ın hemen yanı başındaki Afrin’de epey uzun bir süredir bir PKK kanton yapılanması vardır. PKK teröristleri orada Arap ve Türkmenlere her türlü zulmü yapmakta ve etnik temizlik uygulamaktadırlar. İdlib’deki El Kaide teröristleri ve destekçilerinin savunmasını İslamcılık adına yapanlar neden bugüne kadar Afrin’deki PKK hakkında tek kelime söylememişlerdir? 

Asıl mesele terör koridoru 

Rusya ve İran’la İdlib konusunda yaptığımız işbirliği Suriye sınırlarımız boyunca oluşturulmak istenen ve Batı ucu Afrin’e kadar dayandırılan terör koridorunu önlemek açısından son derece hayati önemdedir. Bazılarının medyada yaptıkları İslamcılık fantezisi için Türkiye’nin hayati çıkarları ikinci plana atılamaz. 

Sayın Cumhurbaşkanımız ile Putin Astana’da varılan İdlib mutabakatı konusundaki son teknik konuları görüşecekler. Umarız Türk birlikleri önümüzdeki hafta bölgeye yerleşirler ve Türk ve Rus askerlerinin omuz omuza çalışmasıyla elde edilen çatışmasızlık ortamı Suriye’deki kalıcı barışın anahtarı olur.  

İsrail Truva Atı Barzani 

Irak’taki gayrimeşru referandum konusunda da Rusya ile Türkiye’nin birlikte yapacakları çok iş vardır. Rusya bu konuda Irak hükümetinin haklı tepkilerinin sonuna kadar yanındadır. Bölgeye Batı’nın ve özellikle İsrail’in Kürdistan adlı bir Truva atı sokması zaten son derece sıkıntılı olan göreceli barış ortamını dinamitleyecek, son anda engellenen şiddetli mezhep çatışmalarını ırk çatışmasına dönüştürecektir. Tabii Barzani kışkırtması Irak topraklarında meydana geldiği için ilk söz Bağdat hükümetine düşüyor. Ancak Rusya ve Türkiye’nin Bağdat’a güçlü desteği onun etkili olmasını sağlar.     

Dünyamızda, CIA’nın yıllarca Müslümanların tarlalarını sürerek oluşturduğu sahte imaj yok oluyor. Eskiden sürekli dayatılan yayılmacı ve tepeden inmeci Rusya’ya karşı demokrat Müslümanlarla, demokrat ABD’nin ittifakı algısının bir masal olduğu anlaşılmıştır. Asıl gerçek, dünyanın ve Ortadoğu’nun tek hâkimi olmaya çalışan ABD’nin son 10 yılda 8 İslam ülkesini yıkmış ve milyonlarca Müslümanı öldürmüş olmasıdır. 

İslam dünyası ve Rusya birlikte 

Hamas’ın askeri yetkililerini Moskova’da ağırlayarak İsrail’i küplere bindiren, Afganistan’da Taliban’a yardım verdiği iddia edilen, Suriye ve Irak’ın birlik ve bütünlüğünü savunan yeni Rusya imajı ise geçeğin ta kendisidir. Müslümanların Rusya ile dostluktan rahatsız olmaları gerekmiyor. Rusya, Kurtuluş Savaşımızda bizimle işbirliği yapan çizgiye geri dönmüşse, bizim de bunu takdir etmemiz gerekir. Türkiye-Rusya işbirliğinden Ortadoğu’nun kazanacağı çok şey vardır, ABD’nin bölgede kendine destek olarak bulduğu güçler ise İsrail, Barzani ve PKK’dır, saflaşma çok açık.