yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

19 Mart 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Merkel’in bitişi 

Alman Başbakanı Merkel’in Donald Trump’a uzattığı elin boşlukta kalması, ABD Başkanı’nın tahkir edici bir davranışından ibaret değildir. Bu ziyaretin sadece seremoni anlamında değil siyasal sonuçları bakımından da Merkel’in Almanya’ya eli boş dönmesi olarak yorumlanması gerekir. 

Jestlerle anlatmak 

Beyaz Saray’daki karşılama ve uğurlama törenleri protokol tarafından en ince ayrıntısına kadar düşünülür ve Başkan’ın her jest ve mimiği diplomatik bir anlam taşır. Örneğin Oval Ofis’te Merkel’le el sıkışmayı reddeden Trump, Şubat ayındaki ziyareti sırasında İngiliz Başbakan’ı Theresa May’i Doğu Ofisi’ne doğru götürürken elini hiç bırakmamıştır. Birkaç gün sonra da Japonya hükümet başkanı Şinzo Abe’nin elini en azından 20 saniye süreyle sıkmıştır. 

Burada verilmek istenen mesaj açıktır, Beyaz Saray tarafından “İngiltere ile ilişkilerimiz çok sıkı”, “Japonya ile müttefikiz”, “Almanya ile ise aramız çok mesafeli” denilmektedir. Hem de Angela Merkel’in ısrarlı yalvarışlarına rağmen. 

Obama dinletmiş 

Trump-Merkel görüşmesindeki ilginçlikler sadece boşta kalan elden ibaret değildi. Basın toplantısında bir gazeteci ABD Başkanı’na seçim kampanyası sırasında Obama tarafından dinletildiği iddialarını sordu. Bu soruya Trump, “İşte en azından bu noktada belki de Bayan Merkel’le ortak bir yanımız var” diye cevap verdi. Trump bu şekilde kendisinden önceki ABD yönetiminin Almanya’yı dinlettiğini de doğrulamış oldu. ABD seçimlerinde Obama’yı desteklemiş olan Merkel, bunları duyunca tabii hafifçe kızardı ve başını öne eğerek notlarıyla meşgulmüş gibi bir tavır takındı. 

Basın toplantısında daha sonra iki büyük anlaşmazlık konusu olan göç ve ticaret ele alındı. Trump, göçün bir hak değil imtiyaz olduğu konusundaki fikrini tekrar etti. Gerçekten de göçe izin veren ülkelerin bunu mecbur oldukları için kendi değerleri ve çıkarları gereği yaptıkları gözleniyor. “Aslında herkesin kendi topraklarında kalarak, sorunlarına yerinde çözüm bulunması en doğrusudur” şeklinde konuşan Trump’a Merkel de yarım ağız hak vermek zorunda kaldı. Burada önemli olan nokta göç nedeniyle kendi ülkesinde zor durumda olan ve Eylül seçimleri için kaygıları bulunan Merkel’e Trump yönünden hiçbir destek gelmeyeceğinin anlaşılması olmuştur. Açıktır ki Trump, Merkel’in devrilmesi ve ABD’ye karşı daha makul davranan bir yönetimin işbaşına gelmesi için elinden geleni yapacak.    

Becerikli Almanlar 

Ticaret konusuna gelince, Trump Merkel’in ziyaretten bir gün önce Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ortaklaşa yaptığı serbest ticaret ve liberalizm güzellemelerine cevap bile vermedi. ABD’nin kendi içine kapanmak istemediğini ancak uluslararası ticaretin de hakkaniyete dayanması gerektiğini söyleyerek sözlerine şunları da ekledi: “Almanya ABD ile yaptığı ticari anlaşmalarda oldukça becerikli davranmış ama kaybeden bizim çalışanlarımız olmuş.” 

Bu iğneleme karşısında Merkel’in  “Bu anlaşmaları AB yaptı ve herkes için faydalı oldu” şeklindeki gevelemesi duyulmadı bile. Alman Başbakanı, Transatlantik Ticaret Anlaşması’nın imzalanmasının önemine de değinmişse de bu anlaşmaya karşı olduğu bilinen Trump hiç sesini çıkarmamıştır. Dolayısıyla bu konuda da tarafların tutumunda bir değişiklik olmamıştır. 

NATO çatırdıyor 

NATO ve Batı ortak savunması konusunda Trump bu kez daha dikkatli konuşmuş ancak Avrupalıların katkılarını arttırmaları isteğinden vazgeçmemiştir. Merkel buna bugün milli gelirlerinin sadece yüzde 1,2’si olan savunma bütçelerini 2024’de yüzde 2’ye çıkaracakları şeklinde cevap vermiştir. Bu aslında ABD tarafı için son derece yetersizdir ve NATO’nun geleceği tehdit altında görülüyor. Acaba Almanlar silahlanmak için NATO’nun dağılmasını mı bekliyorlar, ABD’deki gözlemciler bu soruyu sormaya başlamışlardır. 

AB’nin zayıflamasından hoşnut olacağını açıkça beyan etmekten çekinmeyen Trump, Merkel’in ziyareti sırasında da üstü örtülü olarak fikirlerini tekrarladı. Bir yandan “tarihsel kurumlara saygı duyduğunu” vurgularken öte yandan da “halkların kendi öz geleceklerini belirleme hakları bulunduğunu” belirtti. 

Almanya kim ki? 

Trump ile Merkel arasındaki görüşmelerde sadece ele alınan konular değil alınmayanlar da önem taşıyor. Özellikle Türkiye açısından örneğin Suriye ve Ortadoğu konusunda Merkel’in kaale alınıp da görüşlerinin sorulmaması manidardır. Zaten bizim Türkiye’de Alman okullarından yetişip de Alman ekolü haline gelmiş olanlar dışında Almanya’yı bir siyasal güç sanıp onun sözünü dinletmek isteyenlere dünyada pek rastlanmıyor. 

O çok abartılan Naziler, zamanında Amerikalılar ve İngilizler tarafından kışkırtılıp komünist Ruslar ve güçlü lider Stalin’in üstüne sürülen bir nevi paralı askerlerdi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da Almanya ABD’nin yine Sovyet kampına karşı kullandığı bir üs bölgesiydi. ABD’nin nükleer şemsiyesi altında ve Marshall yardımlarıyla beslenen Almanlar savunma bütçesi olmadan yıllardır iyice semirdiler. 

Mesajın özü: Bittiniz 

Avrupa’nın ortasında kalabalık bir ülke olmanın ve Rusya’ya cephe oluşturmanın stratejik avantajlarını Trump’ın deyişiyle beceriklice kullanan Almanlara artık bazı gerçekleri hatırlatmanın zamanı gelmişti. İki Almanya’nın birleşmesine izin verilmesi onların bir imparatorluk kurmalarına yardımcı olmak anlamına da gelmiyordu. Son 25 yılda Almanya’da etkili olan Hıristiyan Partiler kavrayış eksikliği göstermekteler, Eylül ayında iktidarı değiştirmenin zamanı gelmiştir, Trump’ın mesajı budur. 

 

Kayahan Uygur Diğer Yazıları