yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

17 Nisan 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Yeni Türkiye'ye hoşgeldiniz! 

17 Nisan Türkiye ve dünya için yeni bir başlangıçtır. Referandum sonuçları Türkiye’nin dünyada yeni bir küresel güç olarak doğuşunu müjdeliyor. 

Küresel güç Türkiye 

Küresel gücün tanımı nasıl yapılabilir? Batı tarafından belirlenen dünya kapitalist sistemi dışında kendi bağımsız çizgisine sahip olabilen ve bunu yürütecek imkân ve kabiliyetlere sahip olan milletler küresel güçlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız 29 Ocak 2009 Davos Zirvesi’nde “One Minute” çıkışını yaparak Türkiye’nin bu yolda yürüyüşünü başlatmıştır. O günden beri emperyalist güçler bir dakika bile boş durmaksızın Türkiye’deki demokratik rejimi ve onun liderini devirmek için ellerinden geleni yapmışlardır. 

Türkiye’ye karşı 7 yıl boyunca aşamalar halinde düzeyi yükseltilen komplolar 15 Temmuz darbe ve işgal girişimiyle zirveye ulaşmıştır. Ellerinden gelen her yöntemi deneyen küreselci güçler Türkiye halkı tarafından bozguna uğratılmışlardır. 

Saldırdılar ama yıkamadılar 

Ülkemize yönelik emperyalist saldırıları kullanılan yöntemlere göre sınıflandırırsak aşağıdaki listeyi görürüz: 

Brezilya usulü hukuk darbesi ve yargıya sızmış dış güçler aracılığıyla meşru hükümetin devrilmesi girişimleri 2012 Şubat MİT ve 17-25 Aralık tezgâhlarıyla sahneye konmuştur. 

Ukrayna ve Mısır usulü Turuncu Devrim taktikleri Gezi olayları ve sonrasındaki kitlesel kargaşa teşebbüsleriyle denenmiştir. 

Suriye usulü etnik çatışma ve ülkeyi parçalama girişimleri HDP ve PKK işbirliğiyle hendek kalkışmalarında, Kobani isyan ve katliamında sahneye konulmuştur. 

Irak-İran savaşı usulü ülkemizi komşularıyla çatışmaya sürükleyerek ateşe atma yöntemi ülkemizdeki Alman ajanı şebeke tarafından 24 Kasım 2015’de Rus uçağının düşürülmesi tertibiyle uygulamaya geçirilmiştir. 

Uzakdoğu usulü demokrasimizi ekonomik krizlerle çökertme denemeleri defalarca yapılmış, IMF, Dünya Bankası, derecelendirme kurumları, küresel finans kuruluşları ve onların içerdeki lobileri, Merkez Bankası, diğer bankalar ve Türk medyasındaki adamları vasıtasıyla defalarca mali saldırı gerçekleştirilmiştir. 

Redhack-CIA usulü korsanlıklarla bilgi-işlem altyapımızı, enerji şebekemizi, devlet yapılanmasını çökertme girişimleri sayısız kez tekrarlanmıştır. 

Yine CIA-Spec Ops usulü suikast, zehirleme, bombalama, ortadan kaldırma teşebbüsleri birbirini takip etmiştir. 

En sonunda küreselci güçler yıllardır ordunun ve devletin içine yerleştirdikleri FETÖ’cü ve diğer ajan güçleri ve onların siyasal destekçilerini kullanarak 15 Temmuz 2016’da Latin Amerika usulü bir darbe ve işgal girişiminde bulunmuşlardır.  Tüm bu saldırılara rağmen ülkemizin dimdik ayakta kalması küresel bir güç olduğumuzun ve kimsenin bizi yıkamayacağının kanıtı ve teminatıdır. Son 8 yıldır yaşananlar bir yanıyla bankaların sağlamlığının denendiği bir stres testi gibi kabul edilebilir. Coğrafi konumu son derece elverişsiz olmasına rağmen, emperyalistlerin komploları ülkemizin Kuzeyinde (Ukrayna) ve Güneyinde (Suriye) başarılı olmasına rağmen Türkiye’de yenilgiye uğratılmıştır. Bunun nedeni halkın devleti ve lideri etrafında kenetlenmesidir. 

Bükemedikleri bileği öpecekler 

16 Nisan işte bu çerçevede Türkiye’nin küresel rolünün bu konuda hâlâ itirazı olan güçlere ve özellikle ülkemize düşmanlık güden Merkel liderliğindeki Almanya’ya kabul ettirilmesi bakımından hayati bir önem taşımıştır. Avrupa, Almanya ve diğer güçler Türkiye’nin gücünü ve sözünü ister istemez kabul edecekler, bükemedikleri bileği öpeceklerdir. 

Türkiye 17 Nisan’dan itibaren Suriye, Irak, Ortadoğu, Afrika, Balkanlar ve Orta Asya cephelerinde geçmişte olduğundan çok daha güçlü bir şekilde yer alacaktır. Asya’da Çin, Hindistan gibi yeni ortaya çıkan dev güçlerle daha sıkı ilişkiler kuracaktır. Dünya 5’ten büyüktür şeklindeki ilkesine uygun olarak mazlum halklar ve ülkelerin davasını daha güçlü olarak savunacaktır. 

Demokratik Türkiye 

17 Nisan sonrası Türkiye daha demokratik, daha özgür bir Türkiye’dir. Türkiye’de dış güçlerin denetimindeki vesayet odaklarının çıkarları doğrultusunda düzenlenmiş sistem artık çökmüştür. Halkımız demokrasinin en önemli ilkesi olan güçler ayrılığının başkanlık sisteminde en iyi biçimde uygulanacağını anlamıştır. Yasaları yapacak ve yürütmeyi denetleyecek olan meclisi de halk seçecektir, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı’nı da. 

17 Nisan sonrası 70 yıldır insanlarımıza demokrasi olarak dayatılan “partikrasi” (partiler yönetimi) yerini milli iradeye bırakmış olacaktır. Devlet içinde milli egemenliği şu veya bu alanda gasp ederek küçük derebeylikleri, baronluklar kurmuş olan yapılanmalar dağılacaktır. 

17 Nisan sonrası yabancı güçlerin Türkiye’yi yönetmek ve yönlendirmek için kullandıkları lobilerin de sonudur. Çeşitli siyasi partilerin alt ve üst kademelerine, ekonomi dünyasına, üniversitelere ve medyaya sızmış olan etki ajanları temizlenecektir. Onların kışkırttığı kutuplaşma bu yolla sona erecektir. 

Tek Devlet, tek Millet 

17 Nisan sonrası FETÖ, PKK, DEAŞ gibi terör örgütleriyle ve onlarla işbirliği yapan legal ve illegal tüm unsurlarla mücadele için yeni bir başlangıçtır.  Bugüne dek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak” sloganına onun çizgisinde yürüyen AK Parti liderleri, MHP ve halkımız sahip çıkmıştı. Milyonların desteklediği bu slogan artık Türkiye Devleti’nin resmi ideolojisi ve temel taşı olacaktır, yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!