yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

19 Nisan 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Yüzde 100 “EVET” çıktı! 

Referandum sonucu sanıldığı gibi yüzde 51,4 “EVET” değildir, “EVET” oyları aslında çok yüksek, belki de yüzde 100’e yakındır. Şaşırdınız değil mi? O halde referandum öncesine bir bakalım. 

Ne demişlerdi? 

CHP’liler, Akşener’in FETÖ’cüleri ve “HAYIR” cephesindeki ilginç insanlar, AK Parti içinde görünüp de oyunu gizleyen yerli İngilizler ve küçük Almanlar referandumdan önce hep aynı teraneyi tekrarlıyordu: “Kaos olacak diye korkmayın, çekinmeyin. “HAYIR” oyu verebilirsiniz, ne sonuç çıkarsa çıksın nasıl olsa Erdoğan iş başında kalacak. Değişen bir şey olmayacak. Hatta Erdoğan’ı seviyorsanız “HAYIR” deyin.” 

“Hayır”cılar son derece ılımlı ve ikna edici bir tonda konuşuyorlardı, hatta “Akape” demeyi bile bırakmış saygılı bir dille “AK Parti” ismini telaffuz ediyorlardı.   Örneğin CHP Lideri Kılıçdaroğlu 7 Mart tarihindeki grup toplantısında aynen şöyle diyordu:  “Hayır çıkarsa ne olacak? Türkiye rahat bir nefes alacak, kutuplaşma, kavga olmayacak. Cumhurbaşkanı'nın görevi sürecek. Başbakan yerinde kalacak. Biz aslında Binali Bey için çalışıyoruz. Bakanlar görevinde kalacak.” 

Demek ki neymiş? 

Siyasilerimizin her zaman dürüst olduklarına inanmak isteriz, değil mi efendim?  Muhalefet partilerinin seçmenleri de elbette ki liderlerinin tavsiyelerini dinler ve ona göre verirler, öyle ya! Bu çerçevede referandum sonuçlarını ayrıntılı olarak analiz ettiğimizde ortaya çıkan sonuçlar oldukça ilgi çekicidir. 

16 Nisan referandumundaki yüzde 48,6 oranındaki oy Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevinin sürmesi ve Binali Bey’in Başbakan kalması için oy verilmiştir. Bakmayın verilen oyların “Hayır” olarak nitelenmesine, aslında bu oylar Erdoğan’ın 16 Nisan öncesi konumuna ve hükümete “EVET” demek anlamına geliyor.  

Konuya daha da mantıklı olarak baktığımız zaman şunu görüyoruz: Kılıçdaroğlu, FETÖ ve AK Parti içindeki uzantıları hepsi de son derece dürüst, tutarlı ve sözünün eri insanlar olarak (!) daha önce de vurguladıkları gibi, “aslında istikrarın devamı, değişen bir şey olmaması” için “Hayır” oyu kullanmışlardır. Bunu yaparak da 15 yıldır devam eden AK Parti iktidarına aslında hiç tereddütsüz “EVET” demek istemişlerdir. 

(Tabii bu tespitimi boşa çıkaracak başka bir açıklama da var, o da bazı kişilerin yalancı, tutarsız ve sahtekâr olmaları ve “HAYIR” oyu çıkması için her yolu denemiş bulunmalarıdır ki, bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum.) 

Son rakamlar 

Özetle, referandum öncesi yapılan propagandaları değerlendiğimiz zaman çıkan sonuca göre yüzde 48,6’nın AK Parti’nin kurmuş olduğu statükoya “EVET” demek için verilmiş olduğunu anlıyoruz. Peki, bu durumda yüzde 51,4’e ulaşan “EVET” oylarının da aslında bu mevcut duruma “Hayır” demek için verilmiş olduğunu söyleyebilir miyiz? Bir bakıma öyle, ancak bu oyların da sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da fikir ve önerileri doğrultusunda verilmiş olduğunu biliyoruz. Bu durumda bu oylar hem nitelikleri, hem de özleri itibariyle olumlu, yani katıksız “EVET” oylardır. Zaten bu “EVET” oylarının doğrudan anlamı Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmek ve Sayın Erdoğan’ı “başkan yapmak” içindir. 

Toparlayalım: 16 Nisan seçim sonuçlarına göre halkımızın yüzde 48,6’sı Erdoğan ve AK Parti hükümetinin bugününe “Evet” demiş, yüzde 51,4’ü de Erdoğan’ın esas olarak 2019 sonrasına dönük olan projesine “Evet” cevabını vermiştir. Yani “Evet” oylarının toplamı bu şekilde yüzde 100’e ulaşmıştır. Şimdi en azından “Hayır” oyu verenler benim bu saptamama inanmayacaklar. Ama  “Hayır” oyu verilince hiçbir şeyin değişmeyeceğine, kaos çıkmayacağına, Erdoğan ve hükümetin devam edeceğine inananların, mantıken buna da inanmaları gerekmez mi?  

Peki, gerçek ne? 

Sonuçta tabii ki “Hayır”cıların referandum öncesi söylemi alışık oldukları üzere yalan-dolan ve kandırmacadan ibaretti. Aralarında şaşırtıcı biçimde onursuz olanlar ise ne “EVET” ne de “Hayır” deyip, mitinglere bile davet edildikleri halde utanmaz bir yüz ifadesiyle rol yapanlardı. 

Gerçek şudur, bu referandumda ne siyasal partiler, ne liderler, ne de ideolojiler yarışmıştır. Türkiye’nin nasıl yönetileceği üzerine meclis tarafından halka götürülmesi kararlaştırılmış bir anayasa değişikliği proje referanduma sunulmuştur. Halkın yarıdan fazlası buna “EVET” dediği için değişiklik kesinleşmiştir ve aslında kimini hangi parti taraftarının olumlu, kimin olumsuz oy kullandığı da belli değildir. Artık bunun üzerinde konuşmak bile abestir. 

Etik problem 

Ancak, konunun bir de etik boyutu vardır. Referandumdan önce  “Hayır deseniz de bir şey değişmez, hatta Erdoğan’ı sevenler de “HAYIR” diyebilir” şeklinde kurnaz tilki gibi alttan alta propaganda yapanlar şimdi “EVET” kazanmasına rağmen pek saldırganlar. Oyların yeterince çoğunluğa ulaşmadığını, Türkiye’nin bölündüğünü, halkın kutuplaştığını söylüyorlar. ”Evet” çıkınca böyle davrananlar kim bilir “Hayır” oyları önde çıksaydı ne yaparlardı? Bunun cevabını hepimiz biliyoruz. 

Bittiler 

Seçimlerde ve referandumlarda sadece bazı siyasal görüşler ve projeler yarışmakla kalmaz, aynı zamanda siyasilerin tutarlılık, dürüstlük, haysiyet gibi değerleri de sınanır. “Hayır” cephesinde olanlar bu konuda sınıfta kalmışlardır, hele AK Parti içinde kalıp da gizli “Hayır”cılık yapanlar sanırım artık bu meslekte tutunamayacaklar. 

Kayahan Uygur Diğer Yazıları