YAZARLAR

Demokrasi kültüründe STK’lar -1

Toplum, devlet, millet, demokrasi, hak, adalet… Gündelik hayat içerisinde her birimiz bu kelimelerin en azından birini mutlaka kullanıyoruzdur. Kullandığımız dil ortak olmasına rağmen bir çoğumuz için kelimler farklı anlamlar ifade ediyor. Başka bir şekilde söyleyecek olursak aynı kelimelerle konuşuyor; fakat farklı düşünceleri ifade ediyoruz. Kendi gerçekliğimiz olan insan kavramı üzerinde dahi farklı tanımlara sahibiz. 

İlk insandan günümüze kadar geçen süre içerinde var olan her kavramı bireyin ihtiyaçları ortaya çıkarmıştır. İnsanın birey olarak kendi kendine yetememesi, yaşamını devam ettirmek için başka bireylere ihtiyaç duyması ise, toplumun oluşmasının asıl sebebidir. 

Bireysel yaşamdan toplumsal yaşama geçiş, sağladığı pozitif değerlerin yanı sıra  bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Birlikte yaşamaktan kaynaklı kurulan ilişkiler bir düzenleyiciye ihtiyaç duymuştur. Düzenleyici üst bir yapının olmaması ilişkileri bireylerin vicdanlarını bırakmıştır ki, hem bireysel farklılıklar hem de vicdanın yaptırım gücü olmaması bu üst kurula duyulan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Başlangıçta belirli bir toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan insanların  ilişkilerini düzenlemek üzere bir yapı oluşturulmuş ve bu yapının işleyişini sağlayacak görevliler belirlenmiştir. 

İlk zamanlar toprak sahiplerinin haklarını korumak  üzere ilişkileri tek taraflı bir bakış açısı ile düzenleyen bu yapı, zamanla  toplumsal yaşam içerisindeki çeşitlilik ve düzenlenmesi gereken ilişki türlerinin artması ve mülkiyet sahiplerinin dışındakilerin de seslerini yükseltmesi ile farklı bir hal almıştır. 

İlişkileri düzenleyecek olanların kimler olacağı, onların nasıl tespit edileceği ve bu düzenin kime göre oluşturulacağı konuları gündeme gelmiştir. Günümüzdeki devlet ve hükümet kavramları birbirini takip eden bu ihtiyacalar doğrultusunda var olmuştur. Bireylerin kendi aralarında ve toplumların birbirleri arasında sözleşmelere dayanan bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu, bireyler ve toplumlar arası sözleşmelerin hazırlanması ve yürütülmesi noktasındaki temsilcilerin belirlenme şekli de yönetim sistemlerini belirlemiştir. 

Günümüzde farklı yönetim sistemlerine rastlansa da genel kabul gören yapı, demokratik yönetim biçimidir. Her alanda olduğu gibi demokrasi kavramı üzerinde de -Antik Yunan döneminden bu yana- henüz ortak bir tanıma ulaşılamamıştır. “Çoğunluğun istediği temsilciler” noktasına dayandırılan demokrasi, eğer çoğunluk kavramı ile bir bütün olan azınlık kavramı ile de tanımlanmazsa eksik kalır. Demokrasi, çoğunluk tarafından belirlenen temsilcilerin azınlıkların da haklarını gözeterek ilişkileri düzenlediği katılımcı bir sistem olarak var olduğu sürece en iyi uzlaşmayı sağlayacaktır. 

İşte bu durumda bir yönetim biçimi olan demokrasi kavramı toplumsal bir yaşam kültürüne dönüşecektir. Bu, hem yönetim merciindeki temsilcilerin işlerini daha rahat yapmalarını sağlayacak, hem de o temsilcileri belirleyenlerin hayatlarını kolaylaştıracaktır. İşte tam bu noktada karşımıza “sivil toplum” kavramı çıkıyor. İlk olarak ortaya çıktığında devlet ile eş anlamlı kullanılan bu kavram, demokrasinin gelişmesi ile birlikte toplumun kendi kendini YÖNLENDİRMESİ noktasında kullanılmaktadır. 

Toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini dile getirebilen, kriz anlarında toplumsal uzlaşma sağlayan, yaptıkları ile devletin ve hükümetin yükünü hafifleten toplulukların bir araya gelmesi sivil toplumu oluşturuyor. Günümüzde demokrasi kültürünün vazgeçilmez bir unsuru olan bu topluklar da “sivil toplum kuruluşları” adı altında toplanıyor. Farklı alanlarda, farklı ihtiyaçlardan, farklı amaçlar için kurulan ve geniş bir yelpazeye yayılan sivil toplum kuruluşları ülkemizde son 10 yıl içerisinde kendilerine sunulan imkanlar doğrultusunda birlikte yaşama kültürüne önemli katkılar sağlıyor. Bu hafta dünya siyasetinin gündemine oturan KUDÜS konusunda ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının gösterdiği tepki sonucu oluşan kamuoyu desteği, devlet ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği başarısının en güzel örneğidir.

Mustafa Yılmaz Diğer Yazıları

Bugün git, yarın gel.

14 Temmuz 2018

Dünyanın Başkenti İstanbul

06 Temmuz 2018

“Cahil”

30 Haziran 2018

Kırmak kolay yapmak zor

23 Haziran 2018

Babasız Bayramlar

16 Haziran 2018