yazarresmi
Mustafa Yılmaz

mustafa35yilmaz35@gmail.com

12 Ağustos 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Sohbet medeniyeti 

Fethi Gemuhluoğlu, bizim medeniyetimizi “SOHBET MEDENİYETİ” olarak tanımlar. Gönülden gönüle köprüler sohbet ile kurulur. Tarih, edebiyat, sanat, bilim, konuşulan sohbetlerde kurulan gönül köprüleri, halka halka büyüyüp bir medeniyeti var eden değerleri arttırır. Bu topraklarda sohbet, hayatı; hayat, sohbeti beslemiştir yüzyıllarca. Bu sohbetlerde ekilen düşünceler eyleme dönüşür, bu eylemler yeni düşünceler var eder. Bu ikisi birbirini tamamlar. Yaşamak ve okumak insanın bilgisini görgüsünü artırırken, farklı fikirlerin birbirleriyle hemhal olduğu sohbet geleneği ise insana bilgelik kazandırır. İnsanların oluşturduğu en büyük örgütlenme olan devletlerden, en küçük yapıya kadar her kurumun devamı, sohbetin var olanı geleceğe taşıması sayesindedir. 

Geçmişten günümüze bu toraklarda hem bireylerin hem de kurumların bu sohbetleri zaman içinde vazgeçilmez bir ritüele dönüşmüştür. Bu ritüeller, tarihe yön verecek bir sohbet geleneğimizi oluşturmuştur. 

Günümüzde her alandaki “gelişme” bireyi, bireyselliği neredeyse kutsarken; aslında hayatı kolaylaştırma adı altında hepimizi yalnızlığa sürüklemektedir. Bu “gelişmeler” sayesinde sohbet bir yana, neredeyse kimseyle konuşmadan yaşayabileceğimiz bir yalnızlık dünyasını armağan ettiler bize. Sohbetin yerini alan teknolojinin iletişim biçimi, dünya genelinde hızla bireyleri tek tipleştirirken maalesef bizler de bundan payımıza düşeni alıyoruz. 

Sohbetten uzaklaşan bizler, birbirimizden uzaklaşıyor, dostlarımı ve dostluklarımızı kaybediyoruz. Birileri, sohbetin “dinlemesinin” unutulduğu, karşısındakinin ne söylediğine, dinleyecek kadar bile değer vermeyen, kendini fikrini dayatmaktan bir adım öteye gitmeyen sağırlar diyaloğunu bize sohbet diye sunmaya başladı. Bunların neticesinde ise kendi iç dünyamızda maneviyatımıza kendimize yabancılaşıyoruz. Kendine bile yabancılaşan bireyler, farklılıklara tahammül edemez bir hale geliyorlar. Kendine bile yabancılaşan yalnız bireyler, yüzlerce binlerce farklı kategoriye bölünmüş yapılarda yüzeysel bir birliktelik içinde kendini tanımlamaya çalışıyor. Bu bölünmüşlük ve gerçek anlamdaki iletişimden uzaklaşma toplumsal ayrışmayı tetikleyen en büyük etkenlerden birine dönüşüyor. İşte binlerce yıl önce Oğuz Kağan’ın oğullarına verdiği öğüt burada önem kazanıyor. Sadağındaki bütün okları çıkarıp hepsini birden oğullarına uzatan Oğuz Kağan “Bunların hepsini birden kırın” der. Hiçbiri bütün halindeki okları kırmayı başaramaz. Daha sonra her birine tek bir ok verip kırmalarını söylediğinde bu sefer hepsi okları kırarlar. İşte bunun üzerine Oğuz Kağan çok basit olan ama bir o kadar da geçerliliğini hiç bir zaman yitirmeyecek o öğüdünü verir. “Tek tek ayrılırsanız yenilirsiniz ama bu oklar gibi birlik olursanız kimse sizi yenemez”  İşte bizi, binerce yıllık sohbet medeniyetimizden uzaklaştırıp kendimize bile yabancılaştırıp, yalnızlaştıranların hedefinde de bu var. Geçmişten günümüze sohbet geleneği ile var olan bu toprakların insanı, bu geleneği günümüzden geleceğe taşıyacak ortamları tekrara halka halka büyütüp genişletmeye başladığında aslında farklılıklarımızın ayrıştırıcı değil daha güçlü bir yapının temel taşları olduğunu görecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Sohbet medeniyetinin son mekanlarından olan “Küllük” ve Marmara Kıraathanesi’nin” misafir ettiği Peyami Safa’ya, Necip Fazıl, Tarık Buğra, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli, Abidin Dino gibi isimlerin medeniyetimize katkıları düşünüldüğünde sohbetin ve sohbet mekanlarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. İşte böylesi bir durumun iç dünyamızda yarattığı sorumluluk gereği, yüzlerce yıllık geçmişi olun sohbet geleneğimizin ritüellerine uygun, medeniyeti var eden; edebiyat, sanat, siyaset, kültür alanında bu topraklarda derdi olan rol model isimlerin birikimlerini paylaşacağı ortamların artması dileğiyle herkese keyifli sohbetler. 

Mustafa Yılmaz Diğer Yazıları

Hoşgörünün başkenti 

04 Ağustos 2017

Gelenekselden evrensele 

28 Temmuz 2017

Acının sesi 

21 Temmuz 2017

Kültürel süreklilik 

14 Temmuz 2017

Kolonizatör dervişler 

07 Temmuz 2017