YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

10 Haziran 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Çin aklı mı, ABD aklı mı?

Yaklaşık 500 yıldır Batılılar, Uzakdoğu’da ve Hindistan’dadır. Türkler, kadim Uzakdoğulu’dur. Orhun Abideleri’nin bugünkü taşıdığı önemi anlamak için ABD’li, İngiliz, Alman, Rus ve Hollandalı olmanız yeterlidir. 

Türklerle bin yıllardır iç içedir Uzakdoğulular, özellikle Çinliler ve Hintliler. Orhun Abideleri’ndeki ifadeler kadar Çin’i imbikten süzen, açık, net, gözleme ve deneye dayalı başka kadim metinler bulmak mümkün değildir. 
Önce Türkler tarih sahnesine Uzak Asya'dan çıkarak yerleşmiştir. Sonra Çin ve Japonya ve tekrar Çin ve Kore... Çin’den çıkan icatlar ve keşifler, dünyayı değiştiren önemli kilometre taşlarındandır. Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı'nda oynadığı rol de unutulamaz ve teknolojik olarak yaptığı atılım da… 
İngiliz ve Hollandalılar ve nihayet Amerikalılar yüzyıllardır Uzakdoğu’nun her yerindeler. Çin, Japon, Hint vs. Asyalılar tarihlerini ve kendilerini yukarıdaki milletler kadar çalışmamışlardır. Bugün Çin’le, Japonya’yla, Hindistan’la, Tibet’le ve İç Asya ile ilgili Batı'nın elindeki bilgiler devasa boyutlardadır. 
Teknoloji, güçlü silahlar ve bilim, yani Asyalıların yitik hazineleri, Batılıların eline geçince Asyalılar ağır yenilgiler aldılar. Bugün Çin ile ABD karşı karşıyadır ve anlaşmazlık konusu, dünyanın, özellikle Batılıların en iyi bildiği konudur: Para ve güç. 
Asyalıların parayı çok iyi bildiğini iddia etmek imkânsızdır. En azından düne kadar öyle idi. Ama bugün para Asyalılarda, teknoloji de… Askeri güç ve teknoloji henüz istenilen düzeyde değildir. Fakat artık üretilmesi de geçmişteki kadar zorlu değildir. Bilimin ulaşılabilirliği ve hepsinden öte geliştirilebilirliği artık inanılmaz kolaylaşmıştır. Yani neredeyse denk güçlerden bahsetmekteyiz. Bu durumda soru şudur: Çin aklı mı yoksa ABD aklı mı gelişmelere yön verir ve ağırlık kazanır? 
Çin, Japon, Türk ve Hint tarihini ve günümüzde de milletlerini didik didik eden Batılılar, Çin, Japon ve Türk savaş aklını ve stratejilerini incelediler, detaylı analiz ettiler. Bu analizler sonucu artık güncel medeniyetin doğum yeri kadim medeniyetler hakkında -verildiği ve alabildikleri kadar ki bu bile muazzam- bilgi sahibiler. 
Çin, Japon ve Türkler gücün nasıl elde edileceğini, teknolojinin nasıl kullanılacağını biliyorlar. Fakat ne yazık ki unuttular. Şimdi hatırlıyorlar ve çağrışım yaptırıyorlar. Sahnede Çin olsa da Asya’nın kadim birikimi her iki tarafın en güçlü kozudur. Çin bilgeliği veya Asya bilgeliği ile Batı’nın “hayatta kalmak için ölümü göze alarak atılma” güdüsü harekettedir. Batı’nın bilinmeyen denizlere açılma cesareti ve gözü pekliği, Batı’yı Batı yapan en temel özelliğidir. 
Bilgelik, bu gözü pekliğin üzerinde sörf mü yapacaktır, yoksa Batı ile savaşı mı tercih edecektir? Yani akıl, yeni analizler ile yeni bilgilere ve stratejilere ulaşıp Batı’yı bilgeliği ile bir defa daha bağımlı mı yapacaktır? Yoksa Batı bir defa daha Hitler’in düştüğü hataya düşüp, emanete ihanet ederek, yani gücü yanlış kullanarak, teknolojinin, bilimin ve gücün adresini kalıcı olarak değiştirecek midir? 
“Kim Tanrı’nın tezahür etme iradesine engel olursa Tanrı daha da inanılmaz boyutlarda kendini tezahür ettirir’miş. İbn-i Haldun ve ondan önce Asya’lılar bu gerçeği defalarca vurgulamışlardır. Bugün Allah'ın kendini tezahür ettirmesine yeni zemin hazırlayıcı olanlar kazanacaktır. Statükoya, yani konformizme esir olanlar kaybedecektir. 
Peki kadim Doğu bilgeliği mi yoksa Batı bilgeliği mi kazanacaktır? Cevabı da basittir. Bu açıdan bakıldığında Tevrat, İncil, Kur’an ve kadim metinler galibi ilan etmişlerdir. Lakin bu kutsal kitapları; Allah'ı, kendini ve insanları aldatmak için gözünüzle okursanız, aklınızla okumazsanız, Allah'ı, bir bakıma geleceği nasıl öngörebilir ve hâkim olursunuz? 
ABD ve Çin arasındaki müzakere ve şimdilik pasif savaşlara böyle bakmakta kazançlar vardır. Çünkü, Odin’in ruhunu harekete geçirdiğine inanan bir güçlü elitle mücadele içinde dünya. Bu Odin olgusunu ve bilgeliğini yabana atmamak, aksine çok ama çok önemsemek gerekmektedir. Her ne kadar Odin’i biraz coğrafyasından uzaklaştırmış olsalar da felsefesi ve güncel takipçileri Odin ile yeni bir hayat bulacaklarına inanıyor, Amerika da Odin bilgeliği veya Odin aklı ile hareket ediyor. 
ABD aklı ile Çin aklı derken aslında yine kadim zamanlar ve kadim bilgiler, tecrübeler enerji vermektedir taraflara. Dolayısıyla bugün rehberini kaybetmiş akıllar ile rehberini titizlikle saklayan akıllar arasındaki mücadele; para kıyafeti giyerek, tebdili kıyafet ile evreni çekip çevireni en iyi anlayan ve onun iradesine yol açan tarafından kazanılacaktır. Soru Batılıların anlayacağı tarzda şudur: Tanrı ne istemektedir ve Batılı ne istemektedir? Hangi akıl Tanrı’nın iradesine yakındır? 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları