yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

06 Ağustos 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Çin’in Jeopolitiği (4) 

Çin’deki azınlıkların Çin’e ve Çinliler’e karşı besledikleri husumet, Çin’in Kuzeybatı’sına hâkim temel siyasi olgu. Bu durum, Çin’e dair yapılacak her türlü hesapta göz önünde tutulacaktır.  

Ülkedeki üç büyük azınlık Tibet, Uygur ve Moğollar etrafında gelişen ve “yerel” gibi gözüken mücadeleler aslında iç yüzü pek bilinmeyen büyük bir kavganın uzantıları. Gerek İç Moğolistan’da, gerekse Tibet ve Doğu Türkistan’da, bağımsızlık peşindeki güçlerin içindeki rekabet körüklendi, rekabet yok ise rakiplerin ortaya çıkması sağlandı, böylece hem hareket çok başlı hale getirildi, hem de aşağı yukarı eşit güçlere sahip bunların iktidar uğruna dış yardım arayışlarına girmeleriyle de dava uğrunda mücadele edenler, küresel kavganın küçük askerleri haline geldiler. Konjoktüre göre bazen ileriye sürüldüler, bazen de geri çekildiler. Tibet için mücadele eden ve birbirine muhalif iki Budist liderden Pançen Lama’nın Çin’e, Dalay Lama’nın da İngiltere’ye dayanması buna güzel bir örnektir. 

Asya’daki mücadelelerden öğrenilen bir şey; düşmanlıkta olsun dostlukta olsun veya ittifakta olsun,  akrabalığa bakılmaz, birbirine akraba veya tamamiyle yabancı kavimler, yan yana bulunabilecekleri gibi birbirine karşı da gelebilirler.  

13 ve 14. Yüzyıllar şüphesiz Asya’nın en önemli tarihi çağlarından birini teşkil eder, bugünleri şekillendirmiş bu devrin tesiri, Asya sınırlarından Avrupa’ya kadar yayılmıştır. Asya ile Avrupa ancak o devirde birbirini gerçekten tanımıştır. İç Asya ve Doğu Avrupa’nın siyasi ve etnografik manzarası, bu çağ olaylarının tesiri altında teşekkül etmiştir ve o zamandan beri ne olmuş, ne değişmişse bu ancak o geçmiş hâdiselerin zaruri neticeleridir. 

Çin esir mi? 

Çok zorlu bir coğrafyayla çevirili Çin’in askeri ve siyasi enstrümanlarını çalıştıracak olan ekonomik refahı, temelde ABD ve diğer ülkelere yapacağı ihracata bağımlıdır. ABD mali piyasalarındaki parasını geri çekebilmesi için Pekin’in bu parayı kullanacak başka bir merkez bulması gerekiyor. Şayet Çinliler Avrupa’ya yönelirlerse, Avrupa’daki faiz oranları aniden düşecek, ABD’deki faiz oranları artacaktır. Sonuçta Avrupa’nın da parası ABD’ye doğru akacaktır. Dolayısıyla, Çinlilerin günün birinde tüm paralarını ABD piyasalarından çekme olasılığından kaynaklanan korku, asılsızdır çünkü Çinliler, ekonomik açıdan da köşeye sıkıştırılmış durumdadır. 

Çin bir taraftan Amerikan tahvil ve dolarına milyarlar yatırarak ABD’nin borçlarını finanse ederken bir taraftan da genel stratejisi doğrultusunda diğer ülkeleri de yanına alıp, Amerikan Doları’nı tahttan indirmeye çalışıyor. Birkaç trilyon dolara sahip Pekin yönetimi bununla birlikte döviz rezervinin erimesinden de kaygı duyuyor. Şanghay Dış Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Xu Haining de aynı görüşte: “Çin, ikilem içinde. Sanki tutsak gibiyiz. Aslında ABD’nin kreditörü olmamayı tercih ederdik… Amerikalıları desteklemekten başka çaremiz yok. Çoğu bunun iyi olmadığını söylüyor. Ama ne yapabiliriz ki. Hiçbir alternatifimiz yok.” (Almanyanın Sesi, 27 Mart 2009) 

Çin’in önündeki en büyük tehdit, her zaman için, merkezi hükümetin zayıflaması ve bölgeselciliğin gelişmesi olacaktır. 

Çin’in kadim geçmişi ile ilgili bilinenler şaşılacak derecede az. Çin, ölümsüzlük arayışındakiler tarafından en çok araştırılan ülke, bu gün de, geçmişte de… Çin’in kadim ilimlerdeki önemi nedir? Bu sorunun cevabıyla bu seriyi yarın bitirelim.

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Arama Motorları (3) 

22 Ekim 2017

Arama Motorları (2) 

21 Ekim 2017

Arama Motorları (1) 

18 Ekim 2017

Etrafımızdakiler

15 Ekim 2017

Kan ve Ter 

14 Ekim 2017