yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

07 Ağustos 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Çin’in Jeopolitiği (5) 

Çin’in jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemi konusunda Batı’da yazılmış ciddi bir külliyat vardır. Bunun dışında Çin’in dünya gündemine gelmesine sebep olan bir başka olay Tibet ve Dalay Lama’dır. 

Çin in en büyük özelliklerinden birisi de kadim medeniyetlerin ve bilimlerin beşiği ve komşusu olmasıdır. Çin’in kadim bilimlerle ilişkisine dair Hollywood’ta birçok film çekilmiş, çok sayıda araştırma ve kitap yayınlanmış ve yayınlanmaya devam etmektedir. 

Çin’in kadim geçmişi ile ilgili bilinenler şaşılacak derece azdır. Fakat Tibet, Moğolistan, Sincan Uygur Bölgesi ve Çin’in kadim yerleşim bölgeleri ile ilgili Batılı ülkelerin yaptıkları araştırmalar, Çin’in daha büyük bir ilgi ile takibine sebep olmaktadır. 

Dünyayı dönüştüren bilgilerin, bilimlerin ve hayallerin menşei, Büyük Asya olmuştur. İstanbul ve Tokyo arası hep kısa bir mesafe olmuştur. 

Batı’yı dönüştüren tüm bilimsel motivasyonun Asya kökenli olması, kadim medeniyetlerin Asya’nın doğusu ve güneyini ayrıca kuzeyini yani kutupları dünyaya çıkış noktası olarak belirlemesi, Çin ve Çin’le birlikte Japonya, Tibet, Hindistan, Özbekistan, Kazakistan, Sibirya ve Türkistan Tibeti’ni daha da ilginç ve araştırılır hale getirmiştir. 

Kadim medeniyetler networkü dediğimiz olgu söz konusu olunca, Çin’in önemi daha da artar. Çünkü kadim medeniyetlerin, dinamikleri, bilimsel seviyeleri ile bilimi, milletler ve coğrafyalar arasında nasıl döndürdüğü incelenirse Çin’in bu konuda önemli bir yere sahip olduğu görülecektir. 

Çin’in kadim medeniyetlerin yaşam sahalarının içinde olması ya da komşu olması, Çin’in kadim kültürünün daha farklı şekillerde incelenmesine sebep olmaktadır. Gerçekten de kadim medeniyet coğrafyaları konusunda son zamanlarda yapılan incelemeler, dünya coğrafyası konusunda bilinenlerin inanılmaz oranda az olduğu gerçeği ile yüzleşmemize sebep olmuştur. Bu yüzleşme, şu anda çok ilerilerde görülen dünyadaki bilimsel ve teknolojik düzeyin geçmişteki düzeylerden çok gerilerde olduğunun farkına varmamıza sebep olmaktadır. 

Bilimsel teknolojik spekülasyonların dışına çıkıldığında dünya coğrafyasının çok sayıda bilinmeyenlerle dolu olması, insanlığın elindeki uzay bilgilerinin bile henüz yok sayılabilecek düzeyde olmasıyla insanlık, elindeki tüm verileri tekrardan gözden geçirmek zorunda kalmaktadır. Bu işlem insanlığa ölümsüzlük, evrenin çeşitli noktalarına engelsiz seyahat, astral seyahatin çeşitli türleri, bilişim teknolojileri gibi binlerce alanda aslında hiç bir ilerleme sağlamadığını ve dünyanın kendisi ile ilgili bilgilerden bi-haber olduğumuzu hemen her gün yüzümüze vurmaktadır. İşte bu noktada Büyük Asya, Türkistan Tibeti, Türkistan Türk geçmişli Hindistan, Çin ve Japonya daha çok araştırılmaya başlanmıştır. 

Çin’in kadim tarihi ve coğrafyası acaba insanlığa ne gibi katkılar sağlayacaktır ve Çin’in kadim bilimler stratejisi, dünyadaki bilimsel ve sair dengeleri nasıl değiştirecektir? Çin’in ve genel olarak Asya’nın bugün Batı tarafından milim milim incelenmesi, insanlığın gözünden kaçırılanları tespite yöneliktir diyebiliriz. (bitti) 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Alman Aklı (4) 

16 Ağustos 2017

Alman Aklı (3) 

13 Ağustos 2017

Alman Aklı (2) 

12 Ağustos 2017

Alman Aklı (1) 

09 Ağustos 2017

Çin’in Jeopolitiği (4) 

05 Ağustos 2017