YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

14 Haziran 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Gerçek güç: Etkili silah

Çin ve Japon tarihi, güçsüz hanlıkların strateji ile güçlü hanların ordularını yenmelerini anlatan yüzlerce örnek olay ile doludur. Yine Çin ve Japon tarihi güçlü hanların akıllarının nasıl çalıştığını, nasıl algıladıklarını ve bu analizler sonucu imajların ne kadar etkili kullanıldığını anlatan strateji oyunları ile doludur. Çin, Japonya ve Asya denilince “Olmaz, olmaz” kuralı işler. 

İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin atom bombası kullanmasının sonuçları ile Türklerin İstiklal Savaşı’nda ölebilme kabiliyeti (şehitlik olgusu)’ni kullanarak işgalcileri yenmelerinin sonuçları aynıdır. Yani düşmanı hafife almamak aklın ve stratejinin temelidir. Güçten anlayanlar, güç ile iletişim kurma ve anlaşma sağlama yöntemlerini bilirler, aksi halde yenilirler. 
Bu bağlamda şu anda Kuzey Kore ile ABD arasındaki görüşmeler, “güç” ve “gerçek gücü algılama” çabaları olarak değerlendirilebilir. Fakat şu ana kadar ki süreci Kuzey Kore ve bileşenlerinin olağanüstü bir başarısı olarak nitelemek gerekir. ABD, Kuzey Kore’yi hafife almayarak Çin strateji örgüsünün ilk aşamasında oyuna gelmiş oldu. Çünkü Kuzey Kore’nin elinde gerçekten bahsedilen füze teknolojilerinin olup olmadığı bilinmiyor. 
Bu bağlamda ABD bilinmeyenin sürprizleri ile sarsılmaktansa “anlaşmayı” tercih etmiş görünmektedir. Fakat bu anlaşmada her an ABD’nin çekilebileceği bir anlaşmadır. Çünkü zaten ABD’nin İran ile yaptığı nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra ABD ile anlaşma olup olmadığı hiç bir zaman kesinlik kazanmayacaktır. 
Sonuç ne olursa olsun buraya kadar şöyle bir genel geçici mizan çıkartılabilir: ABD ve Batı, uzun zamandır çalıştıkları Çin ve Japon savaş sanatları ve strateji oyunları konusunda yeterli eğitim alamamışlar ve Kuzey Kore “olgusu” hakkında istihbarat yetersizliği sebebiyle masaya oturmuşlardır. ABD asıl ve gerçek korkusunun nükleer füze sistemleri olduğunu açık etmiştir ve bu konuda en küçük bir risk alamayacağını da ortaya koymuştur. Bu bağlamda İran’ın da gerçek bir risk olarak algılandığı ve fakat uluslararası sisteme Kuzey Kore’den daha entegre olan İran’ı uluslararası yaptırımlar yolu ile daha avantajlı bir anlaşmaya zorlamak istediği de meydana çıkmıştır. Rusya’nın da elindeki nükleer füze sistemleri ve teknolojileri ile ABD için bir diğer tehlike olduğu ve Kuzey Kore ve İran’la anlaşmaya harcanandan daha çok enerji alacağı da artık açıktır. 
Bu bağlamda ABD’nin Kuzey Kore gibi bir ülke ile anlaşmaya yanaşması ABD’nin Ortadoğu’da orta vadeli bir savaş sürecine yatırım yaptığı yargısını desteklemektedir. “Akdeniz dizayn edilmeden dünya dizayn edilemez” tarihi hükmü gereğince tüm dikkatler “Geniş Akdeniz” bölgesine yoğunlaştırılmıştır. 
ABD’nin uluslararası camiayı da yanına alarak İran, Rusya ve Türkiye üçgenine yönelik yeni hamleleri olacaktır. Fakat bu hamleler için yine Uzak Doğu’ya yönelerek Çin ve Japonya ile ve ABD’ye yönelik potansiyel rezervler ile dolu her iki Kore ile daha sağlam “anlaşma” ötesi güvencelere ihtiyacı vardır. 
ABD, Akdeniz'deki stratejik örgüyü tamamlayacak gücü bu bölgeye yığacak anlaşmalar demetini oluşturmaya çaba harcamak zorundadır. Sırada G-6’lar vardır. Bu 6 ülke bazen ABD’yi tamamlarken bazen de onu yarıma indirgeyici stratejiler izlemektedirler. Çünkü sonuçta Batı aklı “ Biz” değil, “Ben” der. ABD büyük güç blokları ile mücadeleyi verimli bulmaz. Fakat ABD’yi inşa eden akıl, güç, anlaşma, ilerleme ve geri çekilme konularında Batı’daki en rafine akıl olma vasfını hâlâ korumaktadır. Şurası bir gerçektir ki küresel oyunlar kurma ve oynama konusunda devletlerin dışında bir takım odaklar vardır ve bunlar devletler oyununu kuracak birikimlere sahiptir. 
ABD ile Kuzey Kore “anlaşırken” bu iki devletin nasıl devletler olduğu sorusu cevap aramaktadır. Kapalı kutu Kuzey Kore bir devlet midir ve ne tür bir devlettir? Dolayısıyla Kuzey Kore ile yapılan “anlaşma” kimlere ne tür bir mesajdır? ABD mi mesajı alıp anlaşma yapmıştır, yoksa ABD üzerinden birilerine bir mesaj mı verilmiştir? Ya da hepsi ve ötesi midir? 
İçerik ne olursa olsun elinizde nükleer füze sistemleri varsa ve tehdit içeriyorsa ABD masaya oturur. Bu İran ve Rusya ile de devam edecek bir maratondur. Çünkü yeni uluslararası ilişkiler rejiminin dizaynı yapılmaktadır. İran ve Rusya da Kuzey Kore’den az değildir. Akdeniz söz konusu olunca Türkiye de bir anlaşma zemininde birileri ile masaya oturacaktır. 
Sonuç olarak FED de sanal para birimleri olgusuna yeşil ışık yakma zorunluluğu hissetti ise, sanal para, yapay zekâ, nükleer füzeler, genetik teknolojiler ve siber evrenler gibi konulara yatırım yapanlar Kuzey Kore’den fazla güce sahiptirler. 
 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları