YAZARLAR

Göründüğü gibi değil 

Küresel büyüklüğe sahip X ve Y şirketlerinin yönetim kurulu başkanları rakip olmalarına rağmen sık sık bir araya gelirler ve sohbet ederlermiş. X’in başkanı, yardımcılarından bu sohbetlerin dökümlerini istemiş, Y’nin başkanına yönelik yaptığı tüm dezenformasyon, manipülasyon ve spekülasyonların hiç bir etkisinin olmadığını tespit etmiş. Çok nitelikli bir şekilde senarize ettiği bunca dezenformasyon, manipülasyon ve spekülasyonların nasıl böyle etkisiz kaldığını çok merak etmiş. 

X’in başkanı, Y’nin başkanından şirketlerinin yönetim üssünü ziyaret etme talebinde bulunmuş. Rakibi “Memnuniyetle” diyerek teklifi kabul etmiş. X’in başkanı “Peki bu ziyaret hemen şimdi mümkün mü” diye sormuş. Rakibi “Tabii ki” diyerek onaylamış. Birlikte Y şirketinin yönetim üssüne gitmişler, dev bir komplekse girmişler. Binlerce çalışan, yüksek teknoloji ve ekipman… Tam bir küresel şirket profili varmış ortada. 

X’in başkanı, “Burada küresel büyüklük ve başarınızı gösterecek tüm rutinleri, tüm birimleri gördüm. Fakat sizin şirket ve bizim şirket o kadar çok saldırı ile karşı karşıya ki aldığınız önlemleri ve karşı saldırıları yapan birimlerinizi göremedim” demiş. 

Y’nin başkanı, “Ben sizin şirkete gelsem görebilir miydim” diye sormuş. 

“Tabii ki göremezdiniz” diye cevaplamış X’in başkanı. Şöyle devam etmiş: 

“Bu küresel başarımızın sırrı, yönetim sistemimizin şemasında görülemez, zira sadece sizin şirketinizin bizim şirkette çalışan ekonomik istihbaratçısı 23 kişi. Diğer rakiplerimizi de göz önüne alırsak içimizde çalışanların sayısı hayli yüksek olacaktır. Dolayısıyla şu anda çalışanlarımızın çoğu çift maaşlı. Bu sebeple asıl şirket yönetimi şemasını çok farklı bir dille yazdık. Herkese açık, fakat kimse sırrını çözemiyor.” 

Y’nin başkanı: “Demek ki bir devlet gibi örgütlediniz şirketinizi.” 

X’in başkanı: “Hayır. Tam tersi, milletimizin tarihini ve kadim kültürü ile güncel kültürünü göz önüne alarak örgütledik. Tıpkı sizin yaptığınız gibi.” 

Y’nin başkanı: “Bu bilgelik ve kadim yasaları, sürekli güncel ile sentezleyerek ürettiğimiz yeni stratejiler bizleri daha yüzyıllarca taşır, fakat tüm reseptörlerimiz sürekli açık olmalı. Yani aslında başarımızın sırrı çok basit.” 

Bugün küresel, ekonomik, ticari, finansal, mali ve siyasal savaşları kazanabilmenin ve galip gelebilmenin yolu bu kadar basittir. Kadim tarihinden, kültüründen yani köklerinden ve milletinden kopmuş devletlerin ve elitlerin işleri inanılmaz zordur. Türk milleti ve devleti bu sınavları yüzlerce kez vermiştir. 

Küresel büyük şirketlerin ve devletlerin bu güce nasıl ulaştıkları, bilimden ve akıldan uzaklaşılınca büyük bir sırdır. Fakat “ilim, bilim, akıl cesaret ve sadakati terk edersek akıbetimiz iyi olur” diyemeyiz. 

Ezoterik okullardan birinin üstadına giden kral, “görkemli bir devlet ve dünyayı titreten bir kral” olmanın sırlarını sormuş. Üstad, kralın önüne beş obje koymuş: İnsanın beden yapısını, tabiatın yapısını yani haritasını, dünya tarihini, insanı tanıma sanatı kitabını ve parayı. 

“Bunların sırrını bilmeden dünyanın hâkimi olman mümkün değildir. Bunları biliyorsan başarabilirsin. Fakat başarmak yetmez, bunu korumak da gerekir. Sen kurar ve korursan, senden sonrakiler geliştirebilir. Bu beş sır Allah'ı gerçek anlamda bilmen ve anlaman ile sana tam hizmet eder” demiş. 

Bu bağlamda cambaza değil onu ip üzerine çıkaranlara bakmak gerekir. Biz Dolar’a odaklanırken gözden kaçırdıklarımız nelerdir, zorun gücünden korunmanın yolları nelerdir, istihbarat, strateji ve diplomasi gerçekte nedir sorularına bakmak gerekir. Hâlâ Kissinger’in “Diplomasi” kitabını okuyanlar için deriz ki, “Kissinger’in bile o kitabı ayaklar altına almasının üzerinden yıllar geçti.” 

Türkiye bu badireyi de atlatır fakat Y’nin başkanının dediği önemli. “Çok basit, fakat esaslı bilgelik gerekli.” 

Yani gerçek dostlarımız kimler, Türkiye’nin güçlü olmasında çıkarı olanlar hangi aktörler, Türkiye zor duruma düşerse hangi aktörler çıkmaza girer, ABD ve Batı ile aynı gemide isek ABD ve Batı’nın niye hedefi oluyoruz? ABD ve Batı’nın, Titanik’in kaptanı gibi olma ihtimalini göz önüne aldık mı? Türkiye’nin varlığı bir çınar ağacının işlevine sahipse, bunu neden bu gölgeye ihtiyacı olanlara anlatamıyoruz? 

Doğru sorular, doğru cevaplar demektir.