YAZARLAR

Hemen şimdi 

Suriye bağlamında bir anda süper güçlerin savaş aşamasına geldiği bir zaman dilimindeyiz. Gelinen nokta, her an bir dünya savaşının patlayabileceğinin tüm işaretlerini vermektedir. Birinci Körfez Krizi’nde ABD’de savaşın geldiği düzeyi değerlendiren Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, Başkan Bush’un yanına giderek “Sayın Başkan, şu andan itibaren Cumhuriyetçiler ve Demokratlar yok, ABD vardır. Tüm gücümüz ile sizi destekliyoruz” diyerek ulusal birlik ve güç tablosu oluşturdular. 

Bugün Türkiye bundan daha fazlasına ihtiyaç duymaktadır ve duyacaktır. 

Bu ortam, içerideki terör unsurlarından gözümüzü ayırmadan ülkedeki tüm siyasal, toplumsal, dinsel, etnik ve kültürel grupların, tüm bireysel ve grupsal çıkarlarını terk edip, Türkiye ortak paydasında yoğun bir şekilde işbirliğini, hükümete ve devlete desteği zorunlu kılmaktadır. 

Bugün “Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı” ya da sair düşmanlıklar yapılacak zaman dilimi değildir. Bugün “şu kargaşada şu siyasi hesabı da görüvereyim” denecek zaman değildir. 

Bugün güçlü bir liderlik ve kenetlenmiş bir millet olarak tüm olası bölgesel ve küresel sorunları aşmaya ve bekamızı garanti altına almaya odaklanmak mecburiyetindeyiz. 

Yabancıların Türkiye'deki aparatı olmadan, Türkiye’yi uluslararası camiada saygın ve etkin bir statüde tutmak, Türkiye’nin haklarını ve çıkarlarını güven altına almak esastır. Bunun yolu da iktidarı ile muhalefeti ile milletimizi oluşturan tüm bireyler olarak güçlü liderliğe ve işbirliğine katkı vermekten geçmektedir. Şurası unutulmamalıdır ki İslami Asya’da ve Balkanlar'da, Türkiye’nin çevresinde bu uluslararası rekabet ve savaş yoğunlaşarak devam edecektir. Böylesi bir süreçte tam kenetlenmiş bir millet olmaktan başka çaremiz yoktur. Böylesi bir ortamda yakında geçirdiğimiz darbe girişimini unutmadan, siyasal aklı, basireti, feraseti ve bilgiyi temele koyarak Türkiye’mizi ve milletimizi bu küreselleşen bölgesel anafordan kurtarmada hükümetin ve devletin yanında var gücümüzle bulunmalı ve bunu hem deklare etmeli hem de somut olarak göstermeliyiz. Bu bağlamda muhalefet değil, akıllı ve duyarlı işbirliği yapılmalıdır. Bu aşamada iktidar, sorumluluk bilincini en son noktada etkin tutmalıdır. Böylesi durumlarda yukarıda ifade ettiğimiz gibi Türkiye’nin ve milletin bekasını ve güvenliğini, en üst noktada işbirliğini hedeflemeyen girişimlere kesinlikle izin verilmemelidir. 

Devlete ve hükümete iletilecek her türlü bilgi, ihbar, şikayet ve yapıcı eleştiri için Cimer ve Bimer yeniden organize edilmeli ve iletişimin derlenip, ayıklanıp, işlenip en üst düzeyde değerlendirme için mekanizma geliştirilmelidir. 

Tüm bireyler ve kurumlar milli bir sorumluluk ve duyarlılık ile hareket etmelidir ve bu tablo içte ve dışta görünür hale getirilmelidir. 

Olağanüstü hal zaten bir süredir yürürlüktedir. Küresel durum daha da olağanüstüleşerek herkesi ve tüm devletleri olağanüstü işleyiş çizgisine getirmiştir. O halde başta siyasiler, medya ve kanaat önderleri ve toplumun önde gelenleri olarak azami dikkat içerisinde olmalıyız. 

Bu süreçte, güçlü liderliğe, kenetlenmiş milleti ekleyerek her duruma hazırlıklı olmalıyız. 

Olaylar öngörülebilir olmaktan çıkmıştır, bu hal, devamlı teyakkuz halini gerektiren bir haldir. 

Milletimiz en zor zamanları güçlü bir dayanışma ve yardımlaşma ile aşmasını her zaman bilmiştir. Güçlü bir liderlik olunca sorunları aşmak daha kolay olacaktır. 

Onun için 1. Körfez Savaşı'nda ABD’li politikacıların Başkan Bush’un yanında olup, siyaseti bir yana bıraktıkları gibi bugünlerde siyaseti bir kenara bırakmalıyız. Burada ilk hareket de muhalefetten gelmelidir. Unutulmamalıdır ki bu savaşlar tek boyutlu değildir. Ekonomik savaş zaten bir süredir Türkiye’ye karşı yürütülüyor. Bu sebeple hemen şimdi kenetlenmeliyiz. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları