YAZARLAR

İnsanın geleceği 

İnsan, evrende yalnız mı, yoksa evreni birileriyle paylaşıyor mu? İnsan idrakini geliştirip, evreni kimlerle paylaştığını algılayabilir mi? Evrenin sistemi, insanın idrakinin gelişmesine imkân verir mi? İnsan idrakini geliştirmek suretiyle, evrenin içinde kalarak, evrenin yasalarının hükmü dışına çıkabilir mi? 

İnsan, evrende olmakla beraber evrenin yasalarının etkisinin dışında kalabilir. Örnekleri vardır bunun, bu kapsamda, İbn Arabi ve Fazlullah, “usta” olarak bilinirler. Özellikle İbn Arabi, “ustaların ustası” olarak bilinir. Ustalar arasında İbn Sina da vardır, Mevlana da bunlardandır. Galileo, Eflatun, Aristo, Sokrates ve Tesla bu alanda ilim sahibi diğer isimlerdir. 

İdrak, insanın evrene açılan kapısıdır, dolayısıyla, insan, idraki kadardır. Ortalama insan, evreni, üzerinde yaşadığı gezegenden ibaret zanneder. Oysa evren, insanın zannettiğinden daha olağanüstü özelliklere sahiptir. Evren, insanın idraki ölçüsünde anlaşılabilir. İnsan, uzaklardan gönderilen ikram ilhamla evrenden çıkabilir, ilham, insanı evrenin ortalaması üzerinde insan yapabilir. 

Ortalama insan evrenin yasalarına itaat etmek zorunda iken ilhamla beslenen insan, bu yasaların etkisi dışında kalabilir. İnsan, ilhamla evrenin yasalarının etkisinden uzaklaşabilir. Uzaklaşmak, evrenin yasalarının tesirinden en az oranda etkilenmektir. 

İlham, insanı, “ortalama insan”ın üzerine çıkarabilir, insan, ilhamla, insanüstü özelliklere kavuşabilir. 

İnsan, evrenden uzun zamandır çıkma arayışında. Evren, insanı özellikle ölümle esir almış durumda. Ölümsüz olmak isteyen insan, ölümsüzlüğün, ölmekten geçtiğinden habersiz. Ölüm, ölümsüzlüğe açılan kapıdır. Ölüm, evrenden insanın merdiven dayayıp çıkmasıdır. 

İnsan, ölümü, en hafif ifadeyle ortalama ömrün sonu olarak görmekte. Oysa ölüm, insanın evrenden çıkmasıdır. Evren, insanın ölümsüzlük arzularının önündeki yegâne engeldir. İnsan ancak ölerek ölümsüz olabilir. Ölüm, evrenden ölümsüzlük âlemine geçiştir. 

İnsan uzun bir bekleyişten sonra atağa kalktı, beş bin yılda yapamadıklarını son 100 yılda yaptı, uzakları yakın etti, sesi ve görüntüyü zapt edip nakletti, üzerindeki örtüyü kaldırıp kendini keşfetti, ölmeyi iptal etmenin peşine düştü. 

İnsan ölümü öteleyebilir mi? İlham, insanın önünü açar ise insan ölümsüzlüğü evrende yakalayabilir mi? Ölümsüzlük yoksa ihmal edilebilir bir şey mi? İnsan, ilhamı talep edip, süreci hızlandırabilir mi? Ölüm, insanın elbise değiştirmesi midir? Uzun uğraşların mahsulü bu teknoloji, insanın, ilhamdan bağımsız, eseri midir? Uzay, insana ev sahipliği yapar mı? İnsanın geleceği bu soruların cevaplarına bağlı...