YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

22 Ocak 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

İnsanlar ve Bitkiler (3) 

Akıl, sadece insan ve hayvana mı mahsustur, bitkilerde akıl yok mudur? Aklı olmayıp; yazı kışı, açlığı tokluğu bilmeyenin, dostu düşmanı tanımayanın hayatta kalması mümkün müdür? 

Peki “hatırlamak” da sadece insan ve hayvana mı mahsustur? Bitkiler geçmişi hatırlayabilir mi? Eğer bu özelliğe sahipseler acaba ne kadar geriye gidebilirler? Yıllar önce meydana gelmiş bir olayın aydınlatılmasında bitkilerin tanıklığından istifade etmek bir şekilde mümkün müdür? Bunun için insan ile bitki arasında bir şifre kırıcıya ya da “tercüman”a ihtiyaç var mıdır, var ise bu nasıl mümkün olur? 

Bugünkü bilgilere göre evet bazı bitkiler geçmişte ne olduğunu hatırlıyor ve bu hatırasını hafızasında bir süre saklıyor. Mesela Küstüm Çiçeği’nin bu özelliklere sahip olduğu deneylerle sabit. Küstüm Çiçeği, kendisine hafifçe dokunulduğunda pasif savunma pozisyonu alır, küçük yapraklarını içeri çeker, kirpi gibi toplanır, sanki kurumak üzereymiş gibi dallarını bırakır, adeta zeki hayvanlar gibi ölü takliti yapar. Aynı davranışları yere düştüğünde de gösterir. 

Bitkileri anlamak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde kurulmuş laboratuarlarda çok ciddi çalışmalar var. Bunların bolca kitap haline getirilmemiş olması üzerinde çalışılmadığı anlamına gelmez. Bu araştırmalar, çok ciddi maliyetli araştırmalar, bu sebeple de kimse paylaşmıyor. Paylaşılanlar, paylaşılmasında sakınca görülmeyenlerdir, tıpkı müzelerde sergilenen eserler gibi. Müzelerde sergilenenler aslında “çöp”tür, önemli olan sergilenmeyen/paylaşılmayandır, elindeki hazineyi camekân içine koyup kim paylaşır ki! 

Batı Avustralya Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan Monica Gagliano’nun Küstüm Çiçeği üzerinde yaptığı ve sonuçlarını paylaştığı bir deney oldukça ilginç. National Geographic’ten okuyalım: 

Gagliano, 56 ayrı Küstüm Çiçeği’ni basit bir düzenekle, 15 cm yükseklikten, 5’er saniyelik aralıklarla peş peşe 60 kez düşürdü. Her düşüşten sonra çiçekler savunma pozisyonuna geçtiler, yapraklarını kapattılar. 

Gagliano deneyine bir süre daha devam etti. Bir süre sonra çiçekler, 15 cm kadar çok alçak bir yükseklikten düşüşün kendilerine zarar vermediğini, başlarına korkunç bir şey gelmediğini fark ettiler, hafızadan yararlanıp davranışlarını değiştirdiler, yani küsmeye, yapraklarını kapatmaya son verdiler. 

Çiçeklerin bu davranışı hatırlamaya dair bir kanıt olarak kabul edilebilir miydi? Yoksa çiçekler mesela bir daha refleks gösteremeyecek kadar bitkin mi düşmüşlerdi? 

Böyle bir sorunun geleceğini tahmin eden Gagliano, düşmeden hemen sonra “bitkin” çiçeklerden bazılarını eline alıp, sarstı. Çiçekler derhal tekrar kapandılar. Çiçekler “yeni bir durum”la karşı karşıya olduklarını hemen anlamışlardı. 

Gagliano, deneyine bir hafta ara verdi, bir hafta sonra onları tekrar düşürdü, çiçekler hiç savunmaya geçmediler, yaprakları tamamen açıktı. 4 hafta boyunca onları düşürüp gözlemlemeye devam etti, 28 gün geçmesine rağmen bitkiler öğrendikleri şeyi “hatırladı”lar, küsüp, kapanmadılar. Peki ama bitkiler, bir beyinleri olmadan bunu nasıl yapıyorlar? 

Gagliano, “Bitkilerde henüz algılayamadığımız bir şekilde organize kalabilen bir akıl olması gerekir. İşte Küstüm Çiçeği bunu bulmamız için bize meydan okuyor… Bitkiler hatırlıyor olabilirler. Hatırlama mekanizması hayvanlardaki geleneksel nöron ağlarını ve rotalarını gerektirmiyor olabilir. Tabii ki beyinler ve nöronlar muhtemel -ve oldukça karmaşık- bir çözüm, ancak öğrenmek için bir şart olmayabilirler” diyor. (http://www.nationalgeographic.com.tr/makale/kesfet/bir-bitki-gecmisi-hatirlayabilir-mi/2689) 

“Bitkiler, bir beyinleri olmadan bunu nasıl yapıyorlar” diye soruyoruz ama bu sorunun içinde daha önemli bir soru var: Akıl ve ruh, nerededir, zannedildiği gibi beyinde midir? 

Perşembe günü devam edelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları