yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

19 Haziran 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Katar Krizi

Başta Katar olmak üzere Körfez Ülkeleri, güvenlik satın almak zorundalar. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin bu bölgede yaptığı güvenlik hamleleri önemli. Burada temel soru şu: Suudi Arabistan, Katar ve diğer Körfez Ülkeleri, Türkiye’den aldıkları güvenliği yeterli görürler mi? Bu üzerinde durulması gereken önemli bir durum. İkinci temel soru ise şu: Biz, onların güvenlik ihtiyaçlarına cevap verebilecek düzeyde olabilir miyiz? 

ABD ve diğer önde gelen devletler, Katar’ı hedef aldıysa, bölgede işimiz zor olabilir. Direnilebilir, Katar’la birlikte bir cephe de kurulabilir ama neticede Katar-Türkiye arasında lojistik bir bağlantı kurulması noktasında ciddi problemler çıkabilir. Çünkü başka ülkelerin hava sahalarını ve başka ülkelerin topraklarını geçmek zorundayız. Bunun gibi birçok coğrafi ve lojistik engelden dolayı katkımız sınırlı kalabilir. 

Katar’ın hedef haline getirilmesi önemli. Batılılar, bir taşla 20, 30 kuş vurma stratejisini gayet iyi uyguluyorlar. Körfez Ülkeleri’nin kendi hallerine bırakılmaması, birçok devlet için önemli bir strateji. Körfez’de, petrol, doğalgaz ve para var. Mücadelenin görünür yüzünde, bölgedeki enerjinin dünya pazarlarına güvenli bir şekilde arzı ve elde edilen büyük paraların denetim dışına kaymaması çabası var. Ancak bölgenin bir de coğrafi özellikleri ve Kadim Bilgi boyutu var, bundan zaten bahsedilemez. 

Hâkim olmadığınız bir coğrafya üzerinde dilediğiniz gibi tasarrufta bulunamazsınız! 

Asimetrik savaş hali içinde kimse düşmanını hafife almıyor, herkesin, her devletin kontrol edilmesi fikri giderek ağırlık kazanıyor. Katar’ın kendi haline bırakılmaması stratejisi, önemli ölçüde gelecekteki asimetrik gelişmeleri önlemek için. Küçük yapılar, küçücük paralarla büyük zararlar verebilir. Bu konsept çerçevesinde Katar’ı zorluyorlar, diğer Körfez Devletleri’ni de zorlayacaklar ve bu, bir süre daha devam edecek. 

Katar’ın elinde çok büyük paralar var, dünyadaki görünür yatırımlarının da 500 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor. Bu oldukça büyük bir rakam. Bu yatırımlar denetlenmek, oluşan kaymak birileri tarafından toplanmak isteniyor. Bizim kültürümüzde bu yaklaşım yadırganmakta, ancak Batı penceresinden bakılınca burada yadırganacak bir şey yok. Kimse, “her devlet kendi doğal haliyle gelişsin, biz buna müsaade edelim ya da müdahale etmeyelim” demiyor. 

Denetime itiraz eden, kontrole itiraz eden devletler var. Bunlardan biri de Katar. Bir grup devlet ve gün yüzüne çıkmak istemeyen bazı güç odakları, “ayrı bir cephe oluşturabilir miyiz” diye soruyorlar ve bunu gerçekleştirme arayışındalar. 

Küresel asimetrik ekonomik durum oluşturulmuş durumda. Önümüzde Yahudi Sermayesi örneği var. Nüfus çok az, ama tüm dünyaya hakim olmuş bir sermaye grubu, dünyayı istediği gibi yönlendirebiliyor. “Yahudi Sermayesi” gibi başka yeni bir yapının ortaya çıkması istenmiyor. 

Perşembe günü devam edelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Ortodoks çember (3) 

28 Haziran 2017

Ortodoks çemberi (2)

25 Haziran 2017

Ortodoks çemberi 

24 Haziran 2017

Katar Krizi (2) 

21 Haziran 2017

Türkler ve İseviler (3)

14 Haziran 2017